Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Karne: Grinin Elli Tonu, Çıplak Deniz Çıplak Ada, Kara Kedi



İyi
Toplam oy: 1256

Üç kitabı baskısı, kapağı ve iç sayfaları yönünden değerlendirdiğimiz Karne'nin baskı kritikleri Libris Lipum, tasarım kritikleri Bila Perva tarafından yapılmıştır.

 

 

 

 


 

 

 

 

Grinin Elli Tonu, E.L. James, Pegasus Yayınları

 

 

 

 

 

 

 

BASKI

 

 

 

Sırt tutkalı hafif dengesiz ve kapak sırtı içe göre bir beden küçük hazırlanmış. Dolayısıyla sırt yuvarlanmış. Süs pilyajı sırta çok yakın ve yetersiz olduğu için ön kapaktaki görünüm bozulmuş.

 

 

 

 

KAPAK

 

 

Aslında üzerinde konuşulacak bir kapak tasarımı yok. Orjinal kapaktan yapılan bir uyarlama ile karşı karşıyayız. Ancak, yerine kopyası kullanılmış olmalı ki, kapak fotoğrafı orjinalin kalitesinden hayli uzak. Orjinal kapağı uygularken yayınevi logosuna yer açmak için yazar adının yeri değişince, tasarım dengesizleşmiş. Kapağın zayıf fikirli tasarımına, uyarlanmasının başarısızlığı da eklenince yıldız sayısı ikide kaldı.
Arka kapaktaki kısa tanıtım metninin tireleme kullanılmadan dizilmesi daha iyi bir tercih olabilirmiş, sırtı ise okunaklı.

 

 

 

İÇ SAYFALAR

 

 

Tırnaklı bir yazıtipi ve okunaklı bir büyüklük ile dizilmiş ortalama iç sayfalara sahip. Sayfaların üstünde yer alan sayfa numarası ile yazar ve kitap adı, ana metin bloğuna çok yakın duruyor. Oysa sayfanın altındaki boşlukla biraz dengelenebilirmiş.

 

 

E-postaların ayrılabilmesi için düz bir font kullanmak ve yatay çizgiler ile akan metinden ayırmak isabetli bir yaklaşım. Ancak, aynı yatay çizgilerin büyük harfle ve koyu olarak yazılı bölüm başlıklarının altına gelmesi, o kadar da isabetli sayılmaz.

 

 

Diğer bilgiler ayrıntılı bir şekilde yazılmış olmasına rağmen künyede kapak tasarımı ve fotoğrafı hakkında bilgiler yok. Hiç olmazsa orjinalden alınıp yazılmalıydı.

 

 

 


 

 



Çıplak Deniz Çıplak Ada, Yaşar Kemal, Yapı Kredi Yayınları

 

 

 

 

 

 

 

 

BASKI

 

 

Ön kapak, arka kapak ve sırttaki kutucuklar dolayısıyla zaten zor olan kapak takma işlemi sırt ölçüsü de yanlış hesaplandığı için çerçeveler eşit gözükmüyor. İç baskıda boya ayarı daha dengeli olabilirdi.

 

 

 

KAPAK

 

 

Klasik bir kapak. Tablo ya da desenler değiştirilerek çoğaltılan kapaklar yayınevinin Yaşar Kemal serisinde de uygulanmış. Tüm kitaplar için seçilen yazıtipi ve turuncu iç çerçeve; başlık ve dış çerçeve rengi değiştirilerek kullanılmış. Bu kitapta kullanılan lacivert dış çerçeve içinde turuncu iç çerçeve; onun da içinde beyaz çizgiden yapılmış bir başka çerçeve gibi, iç içe geçen çerçevelerin amacını anlamak zor.

 

 

Kitap adı, yazar adı ve serinin alt başlığı arasındaki büyüklük hiyerarşisi, kararsız görünüyor. Dış ve iç çerçevenin kenarlara mesafeleri dengesiz. Yayınevinin logosunun ve isminin, çerçevenin (ve resmin) üzerine gelecek şekilde kullanılması bir hata gibi duruyor.

 

 

 

Arka kapakta kısa bir tanıtım yazısı ve kitap ile ilgili söylenmiş sözlerden alıntılar var. Sırtta kapak resmini algılamanın mümkün olamayacağı kadar küçülterek yinelemek anlamsız olmuş.

 

 

 

 

İÇ SAYFALAR

 

 

 

İç sayfalar kolay okunaklı ve tırnaklı bir yazıtipi kullanılarak dizilmiş. Alt başlık, bölüm başlığı gibi kırılımları olmayan bir roman olduğu için, derli toplu bir düzenleme yeterli sayılabilir. Belki satır araları biraz daha ferah bırakılabilirdi.
Künyesi yeterli değil. Kapak tasarımcısı desenin de sahibi değilse, kapak resminin müellifi künyede yok. Aynı şekilde iç sayfaları kimin oluşturduğunu da künyede göremiyoruz.

 

 

 


 

 

 

Kara Kedi, Edgar Allan Poe, Kolektif Kitap

 

 

 

 

 

 

BASKI

 

 

 

İç baskıda boya ayarı berbat, muhtemelen su dengesizliğinden kaynaklanıyor. Ayrıca kimi formalarda kauçuk temizliğine dikkat edilmemiş; ikileme var. Kulak yazısı, kapaktaki yaldız ve siyah ince bir yazı karakteri ile birleşince okunmaz olmuş. Kitap bloğu kapağa göre kısa kesilmiş, sırt yuvarlanmış ve kapak çarpık takılmış. Teknik olarak bu kadar kötü olmasına rağmen hemen alın okuyun.

 

 

 

 

 

KAPAK

 

 

 

Türkiye’de içerikle tasarımın iç içe geçtiği, tüm değişkenlerin tasarım bağlamında ele alındığı, bir başka deyişle tümüyle tasarlanmış kitaplara pek sık rastlamıyoruz. Tasarımcıların 'kitap projeleri' dışında, yayınevleri tasarımı içeriğin üzerine 'giydirilecek' bir dekoratif unsur olarak görüyorlar. İçinde barındırdığı resimlemeler, kapak yaklaşımı ve içerikle iç içe giren sayfa tasarımları ile bu kitap, bu eğilimin dışında... Böyle yazarken pirelenip, internet marifetiyle şu yayıncıya bir bakalım deyince gördük ki Kolektif Kitap “bir kitap, birliktelik demektir. Yazarının hayatı, hayali, bilgisi kadar çevirmenin emeği, editörün kalemi, tasarımcının bakışı, matbaacının mürekkebi, kitapçının dokunuşuyla da hemhal olur,” diyor ve kendini bir yayıncı değil bir 'hareket', 'kolektif kitap hareketi' olarak tanımlıyor. Eee, iyi de yapıyor. Hatta o kadar iyi yapıyor ki, yıllarca bir metin ile bir kitap arasındaki farkı anlatmak zorunda kalmış bir tasarımcı olarak, bendenizin gözlerini bile dolduruyor.

 

 

 

Tasarımı kitap yayımlamanın ayrılmaz parçası olarak gören bir anlaşıyın temsilcisi olduğu için peşinen beş yıldız veriyor olsak da bu kapak, güçlü bir desen, sağlam renk politikası, tutarlı ve uyumlu yazıtipi politikasıyla da bu yıldızları hak ediyor.

 

 

 

 

 

İÇ SAYFALAR

 

 

 

Künyesinden anladığımız kadarıyla, yayınevinin 'Resimli Başyapıtlar' serisinin ikincisi olan Kara Kedi’nin tasarımı bir uyarlama. Yani orjinal kitabın tasarımının Türkçe kullanılarak yeniden düzenlemesi. İç sayfalar okunaklı büyüklükte ve tırnaklı bir yazıtipiyle dizilmiş. Ancak sayfa altı ve üstünde bırakılan boşluklar biraz fazla. Bu durum sayfa numaraları ve öykü adlarının boşlukta yüzüyor gibi görünmesine neden oluyor; bu haliyle sayfalar pek dengeli görünmüyor. Öykülerin giriş paragraflarının başında kullanılan harfler fazla şatafatlı. Desenlerin öyküyle ilişkisi güçlü ve doyurucu, ancak kullanılan kağıt baskıyı iyi taşısa da bu desenlerin hakkını veremiyor.

 

 

Kitabın giriş sayfaları ve bitişindeki boş sayfaların desenlerle doyurulması akıllıca, künye bilgileri yeterli. Isınamadığımız tasarım tercihleri, teknik olarak eleştireceğimiz yanlara rağmen, yayıncının tasarıma yaklaşımı yüzünden iç sayfalar da bizden dört yerine beş yıldız alıyor.

 

 

 

 

 


Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Rüyamda aksakallı bir ihtiyarı gördüğümde heyecanlandım. Bana tüm araştırmalarım için nasihat veriyordu. Dewey’e bak dedi usulca. Gece yarısında heyecanla uykudan uyandım. O gün erkenden yatmıştım ve evdekiler henüz uyumuşlardı. Uykumun derinliğinde gelen bu mesaj beni uyandırmaya yetmişti.

1. İbrahim Tenekeci’den seçme şiirler: Sözü Yormadan

 

Uzakta, hırçın denizin ortasında bir yer… Kimileri için nefes kesici güzellikte, kimileri içinse ürkütücü ve kasvetli doğası, bize bir hayli yabancı dili, yarım milyondan az nüfusu… Soğuğu ve yanardağları ile ateş ve buzun ülkesi burası; İzlanda. Bulutlar güneşi perdeledikçe, kasvet arttıkça, suç edebiyatı da daha keyifli hale gelir.

Bir öykü kitaplığında bulunması gereken önemli kitaplardan biri de James Joyce’un İletişim Yayınları’ndan çıkan tek öykü kitabı Dublinliler’dir. Bu öykülerde Joyce “şehrin sesi”ni modern öyküye kazandırmıştır.

 

Kaybolan oylumlu bir roman, üç kişi etrafında gelişse de, tartıştığı çok konu var; günümüz kapitalizmi, pazarlama kültürü, evlilik kurumu, askerlik, Osmanlı mirası, aile, yazarlık, kişisel gelişimcilik… Bu romanın ve yazmaktan kaynaklı meselen neydi? Biraz buradan yola çıkalım sohbete…

 

Kulis

İbrahim Tenekeci: ''Amacımız İyiyi İstikrarlı Hale Getirmek''

ŞahaneBirKitap

Denizden, denizcilikten, deniz kahramanlarından söz eden tarihî romanımız sanıldığından daha az. Diğer dönemler bir tarafa, peş peşe büyük kahramanların çıktığı 16’ncı yüzyıl hakkında yazılanlar bile bir elin parmak sayısı kadar henüz. 1487’de doğduğu tahmin edilen ve Kanuni’den bir yıl önce, 1565’te vefat eden Turgut Reis de söz konusu yüzyıla damgasını vuran deniz kurtlarından.

Editörden

Edebiyatın en güzel tarafı, insanı içinde bulunduğu halden uzaklaştırabilme kudreti sanırım. Çünkü edebiyatın büyük ve özel malzemesi insandır. “Bir küllüğün bile öyküsünü yazabilirim” diyen Çehov bile şunu çok iyi biliyordu, aslında anlattığımız küllükten çok, insanın küllükle olan irtibatıdır. Her yazar, okuruyla bir irtibat kurar.