Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Kusursuz gerçek




Toplam oy: 18
Edebiyat üzerine kuramsal yazıların toplandığı bir kitaptan ne bekleriz? Akademik bir çalışmada kullanmak için altını çizeceğimiz satırlar. Eser sahibinin meselelere bakışı. Aykut Ertuğrul imzalı Kusurlu Rüya size istediğiniz seçeneği kovalamanın imkânını tanıyor.

İlk karşılaşmamızda ne benim henüz yayımlanan bir metnim vardı ne de Aykut Ertuğrul’un ilk öykü kitabı raflara düşmüştü. Yayın yönetmenliğini üstlendiği “Ğ” dergisine değerlendirilmesi için gönderdiğim bir öyküyle başlayan edebiyat sohbetimizde yılları devirdik. Sanırım en kıdemli okurlarından biriyim. Bir eleştiri yazısına da bu kadar duygusallık yeter.

 

Edebiyat üzerine kuramsal yazıların toplandığı bir kitaptan ne bekleriz? Akademik bir çalışmada kullanmak için altını çizeceğimiz satırlar. Eser sahibinin meselelere bakışı. Okur ya da yazar olarak yeteneğimizi geliştirecek ipuçları. Sosyal medya için afili bir cümle. Tamamı doğru. Aykut Ertuğrul’un yeni yayınlanan eleştiri/inceleme kitabı Kusurlu Rüya - Tuhaf Zamanlarda Öykü size istediğiniz seçeneği kovalamanın imkânını tanıyor. Ama ben bir başka ihtimalin peşinden gideceğim. Bir öykücünün edebiyat macerasına eşlik edelim.

 

Kitapta eleştiri ve kitap inceleme yazılarının toplandığı iki bölüm karşılıyor bizi. Ağırlık noktaları farklı olsa da her bir metin diğeriyle akraba. Aykut Ertuğrul, öykücülüğünün ilk yıllarından beri kimi zaman bir eleştiride kimi zaman incelediği bir eserde kendi gündeminin peşine düşmüş. Öykü kitaplarıyla beraber düşünüldüğündeyse yazarın kurgudaki denemelerini, oyunlarını ve buluşlarını Kusurlu Rüya’da da görmek mümkün. Tabii ki tam aksini de. Kitabın ayırıcı özelliklerinden biri bu. Sınırlandırılmış bir alanda düşünmek yerine Aykut Ertuğrul, kendi öykü anlayışının etrafını yolları çatallanan patikalarla turluyor. Derdi cevap bulmaktan çok yeni yokuşlara, mağaralara denk gelmek: “Büyük bir ihtimalle, her engel/soru her zaman cevabıyla olmasa da kendi hediyesiyle bekliyor bizi.”

 

Modern zamanlar

 

Kitaptaki temel tartışma gelenek ve modern kavramları doğrultusunda öykünün sınırlarını çizmek. Yeni bir tür olarak imkânlarını test etmek. Kendi öyküleriyle keşfettiklerini bu kez de kuramsal mecrada konuşuyor: “Hep ifade ettiğim gibi artık geleneksel döneme dönmemiz imkânsız, hatta görünen o ki ‘zorunlu modernler’ olarak kalabilmemiz bile zor; bütün dünyayı saran yorgunluk, hikâye yoksunluğu, deneyim eksikliği bizi de pekâlâ sarıyor, saracak.” Kitabın kalbindeki bu cümle, adının da açıklayıcısı. Kesin bir cevap vermeyeceğini belirttikten sonra ekliyor: “Ama hakikatin, anlamın, mananın izinin kaldığı son metinlerde bir yol işareti aramaya devam etmekten, geleneğin kesintilerle de olsa bugüne uzanan bir yol olduğunu hatırlayıp onu metinlerimizde tekrar canlandırmaya çalışmaktan bir zarar gelmeyeceği de kesin.”

 

Şenepik

 

Kışkırtıcı başlıklar ve afili ilk cümlelerle başlıyor çoğu metin. Akademik resmiyete boğulmadan devam ediyor. Kitabın taşıdığı biçimsel özellikler de içerik kadar önemli. Kuram yazılarında sıklıkla karşılaşmadığımız bir esneklik var Aykut Ertuğrul’un kaleminde. Kendi öykülerinden bir kısmını da tanımlamak için kullandığı şen anlatıcı, Kusurlu Rüya’ya da sızmış. Okur için kimi zaman sıkıcı olabilecek pek çok bölümü eğlenceli bir metne çeviriyor. Kurmaca yazarı olarak arayışına yine kurgudaki yetenekleriyle ortak oluyoruz. Bu durum, çağdaş eleştiri metinlerinde sık rastladığımız kapalılığı ortadan kaldırıyor. Johan Cruyff’a selam verecek olursak zoru başarıyor ve konuya çok hâkim olmayan muhatabına bile basitçe aktarıyor. Eleştiri metinlerinden oluşan bir kitabı satır satır değinerek incelemek mümkün değil. Okuru bekleyen çok nokta var. Ama en azından yazının sonuna gelirken peşinden gittiğim ihtimalin ipuçlarına değindim. Aykut Ertuğrul öyküsü ilk metninden bu ana değişimini sürdürüyor. Bazı durakları es geçiyor, bazılarında aylarca kalıyor. Kusurlu Rüya tam bu açıdan çok kıymetli. Aklımızdaki soru, peki bu yol nereye çıkıyor: “Her hikâye anlatıcısı (bunu aynı zamanda öyküler de yazan biri olarak söylüyorum) epikten uzaklaşmış olmanın bedelini gizli gizli düşünüyor olmalı. Entelektüel buhranlar, bencil sancılarla halkla ve onun yüzyıllardır dinlemeye alışık olduğu hikâyelerle arasına mesafeler koymuş olmanın hesabını kime verecek hikâyeci?”

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Karlofça Antlaşması ile Balkan Savaşları arasındaki felaketler silsilesinin haddi hesabı yok. Bizim Rumeli dediğimiz diyarın Balkanlaşmasının hikâyesi ise ciltlere, kütüphanelere sığmayacak bir facialar silsilesi. Elbette bu facialar silsilesinin kolektif hafızaya sinmiş nice uzantısı var. Peki, edebiyatımız bu izlerden ne kadar yararlanabiliyor?

Kütüphaneler, çok eski zamanlardan matbaanın bulunuşuna ve günümüze toplumların zenginlik göstergelerinden biri olmuştur.

Ölüm hayatın bakiyesidir. Hayatın sonunu değil hayatın bir başka veçhesini karşılar. Elde kalan ne varsa onunla gideriz ölüme. Bu açıdan ölen bir insan için kullanılan “hayatını kaybetti” lafı bomboş bir laftır. Hayat bir başka sayfada olanca tazeliğiyle devam etmektedir çünkü. Ölüme dair anlatılarda ölüm ve ölüm sonrası başlığı öne çıkar. Ya ölüm öncesi?

Bilmem farkında mısınız? Sosyal medyaya bakıyorum, kitap eklerini okuyorum, kitap satış sitelerinin yeni çıkan listelerine göz atıyorum, kitabevlerinde çocuk kitapları raflarını inceliyorum. Hepsinde aynı sonuç: Çocuk şiirleri kitapları yok denecek kadar az… Çıkan çocuk şiirleri kitapları da gereken ilgiyi hak etmiyor.

Hiç seyahatname okumamış birine bunun keyfini anlatmak zor. Gediklisinin, zaten rastladığı kitaba bir göz atmadan geçip gitmesi ihtimal dışı. Zira, sanki özünde, okurunu kendine çeken bir zıt kutbu taşır seyahatnameler. Hele de, zihne kentleri adamakıllı kurma imkanı verebilenler.

 

Kulis

Yunus Emre Tozal: Chicago’nun kütüphaneleri

ŞahaneBirKitap

Prof. Dr. Yaşar Çoruhlu’nun Türk Sanatında Hayvan Sembolizmi Ötüken Neşriyat tarafından yayımlanan 3. baskısıyla okurlarla buluştu. Bu baskıyı öncekilerinden ayıran en önemli fark, bu kez eserin iki cilt halinde ve genişletilmiş şekliyle yayınlanması. Uzun süre alanındaki tek kaynak olan bu kitap tartışmasız biçimde hâlâ alanındaki en önemli eser olma özelliğini koruyor.

 

Editörden

Kadın kahramanlar içinde bazıları var ki, yıllar önce okumuş olmama rağmen halen onların hayatlarını merak ederim. Her okuyuşta farklı bir keşif, yeni bir detay, daha önce hiç fark etmediğim bir ayrıntı dikkatimi çeker ve buna şaşırır dururum. Eskiden okuduğum bir romana dönmek, eski bir arkadaşıma merhaba demeye benzer.