Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Okumanın anksiyeteyle baş etmekteki beş etkisi



Şahane
Toplam oy: 596

Anksiyete, görülme sıklığı son yıllarda hızla artan bir problem. Özellikle şehir hayatının stresiyle baş etmek zorunda olanlar için anksiyete daha da ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Kalp sağlığından mide sağlığına, birçok hayati organı doğrudan etkileyen anksiyete kimi zaman öyle boyutlara ulaşıyor ki hayatı kişi için çekilmez kılabiliyor. Anksiyetenin, ne yazık ki, doğrudan bir tedavisi yok. Ancak anksiyeteyle baş edebilmek için türlü yöntemler geliştirmek mümkün elbette. Meditasyon yapabilir ya da uzun yürüyüşlere çıkabilirsiniz. Bir diğer faydalı faaliyet ise kitap okumaktır. Peki kitap okumanın anksiyeteyle baş etmekte ne gibi bir etkisi vardır?

 

1. Okumak kan basıncını düşürür ve fiziksel olarak rahatlamanızı sağlar.

 

Anksiyete ruhsal bir sorundur ama yanında birçok fiziksel belirtiyle ortaya çıkar. Yoğun kasılmalara, mide ve baş ağrılarına, kalp çarpıntılarına sebep olabilir. Hatta anksiyetenin panik atağa evrildiği anlarda kişi kalp krizi geçirmekte olduğunu dahi sanabilir. Kitap okumak işte bu aşamada devreye girer. Kitap okumak kan basıncını düşürür, gerilmiş olan kasları gevşetir ve etkin bir fiziksel rahatlama sağlar.

 

2. Okumak zihninizi kurcalayan sorunlardan bir nebze de olsa uzaklaşmanızı sağlar.

 

Anksiyete özünde henüz çözülememiş problemlerle ilgilidir. Kişi bu problemlere gömüldükçe ve zihninde sürekli olarak bu problemlerle uğraştıkça problem sanal bir biçimde derinleşir ve kişinin gözünde gerçekte olduğundan çok daha çözümsüz ve güç bir hal alır. Okumak problemlerine gömülen kişi için mevcut durumundan uzaklaşmak ve zihnen rahatlamak için iyi bir yoldur. Zira okumak, dikkatinizi mevcut durumdan okuduğunuz şeye yönlendirmenizi gerektirir.

 

3. Okumak beyninizi, kendiniz de dahil olmak üzere, insanlara karşı daha şefkatli olmaya sevk eder.

 

Anksiyete ve utanç çoğu zaman el ele ilerler. Kişi kendini kimi konularda yetersiz bulur ve bu yetersizlik hissi beraberinde maksadını aşan bir özeleştiriyi de getirebilir. Bu yetersizlik hissinin anksiyeteyi tetiklemesi ise oldukça doğaldır. Ancak araştırmalar göstermiştir ki okumak kişinin empati yeteneğini geliştirmektedir. Başkalarının duygularını daha iyi anlayan ve onlara şefkat göstermeyi başarabilen birinin bu becerisini kendi üzerinde de kullanmaması için hiçbir neden yoktur.

 

 

 

4. Okumak size bakış açısı kazandırır; olaylara başka açılardan bakabilmenizi sağlar.

 

Sizin mevcut problemlerinizle doğrudan ilgili olmasalar dahi, başkalarının başından geçen hadiseleri okumak kendinizi başkalarının yerine koymak için oldukça etkili bir yoldur. Bu sayede kendi hayatınıza da başka bir açıdan bakma fırsatı yakalayabilirsiniz. Kurgusal karakterlerin problemleri hakkında kafa yormak kişiye kendi problemlerini çözmekte bir anahtar görevi görebilir.

 

5. Okumak gerilimi azaltarak ve düşünme biçiminizi değiştirerek rahatlamanıza yardımcı olur.

 

Anksiyete çoğunlukla yoğun stresin bir ürünüdür. Stres seviyesini azaltmak anksiyete üzerinde de olumlu etkiler görülmesini sağlayabilir.  Okumak stres seviyesini azaltmakta oldukça etkili bir yoldur. Araştırmalar sadece 6 dakika boyunca bir şeyler okumanın dahi stres seviyesini yüzde 60'a kadar düşürdüğünü göstermiştir.

 

 

Son olarak, okumak elbette tek başına anksiyetenin ilacıdır diyemeyiz. Ancak halihazırda sevdiğimnz bu faaliyet anksiyetenizle başa çıkmanızda size oldukça destek olabilir. İşte kitap okumak için bir neden daha!

 

 


 

 

 

Kaynak: Bustle

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

İnsan karakter özellikleriyle tanınır daha çok. İnsanın kelimeleri, yürüyüşü, dinleyişi, konuşması hepsi birlik olup karakter denilen hususiyetler toplamını oluşturur. Dil de bir karakter taşır sonuçta. Her dilin ayrı bir karakteri vardır. Çünkü dil, konuşulan ağızlarda, susulan gönüllerde bir kimliğe, bir aidiyet bilincine dönüşür daha çok.

Dünya tarihini değiştiren, konumuzla alakalı en önemli icatlardan biri yazı ise diğeri kuşkusuz matbaadır. Matbaa denildiğinde de akla gelen ilk isim 3 Şubat 1468 yılında hayata gözlerini yuman Johannes Gutenberg’tir. Modern matbaacılığın babası olan isimden önce de matbaa Çin’de yüzyıllar öncesinde kullanılıyordu.

Gerçek, dört unsur kadar hayatidir pratik yaşamda. (Nasıl da tutunuruz ona!) İnsan kendisi için işe yarayan bir gerçeklik versiyonundan (makul bir iş, makul bir evlilik, makul bir çocuk, makul ölçekte çekişmeler, dedikodular, hazlar, keşifler ve yarışlardan) memnun olmadıkça nevroz ataklarıyla boğuşur durur.

Günümüz çocuklarının hafızasında biriken hikâyeler her geçen gün azalıyor. Hikâyesiz büyüyen çocukları bekleyen tehlikelerden söz etmenin sırası değil şimdi. Ama şu kadarını söylemek bile yeterli olacaktır: Geçmişe ait anısı ekran ışığından ibaret olan çocuğun geleceği aydınlık olamaz. Bu yüzden çocuklarımızla anı biriktirmek, onlarla konuşmak, hayatı yaşamak ve deneyimlemek önemli.

Bisikletin hayatımıza girişi oldukça erken bir tarihe uzanır. Ancak kırsal kesimde, Anadolu’nun ücra yerlerinde yaşayan çocuklar için bisiklet, yalnızca hayaldi bir zamanlar.

Kulis

“Öldürme Üzerine Kısa Bir Film Bana İlham Veren Başlıca Yapıt”

ŞahaneBirKitap

Son yıllarda, sürekli dile gelen bir soru var edebiyat çevrelerinde: Öykü yükseliyor mu? Şiirin ulaşılmaz yeri ve romanın tükenmeyen gücünün yanında öykü türü hep bir muammanın kucağında dolaşıyor hâlbuki. Düne, bugüne, hatta yarına baktığımızda öykünün, özellikle Türk edebiyatında, hep arada kalmış bir konumda olduğunu görüyoruz.

Editörden

Edebiyatın kendine özgü mekânları vardır. Muhitler burada bir araya gelir. Mahfil olurlar. Okumak ve yazmak yalnızlık ister. Ama okuduğunu ve yazdığını paylaşmakla görevlidir her tutkulu okur ve yazar. Okumak soylu bir eylemdir. Yazmak ise o eylemi bambaşka kişilerle paylaşma işlemidir. Goethe, “Seni anlayacak bir kişi bile bulduysan ciltler dolusu yaz” der.