Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Oxford’un Sembolü: Bodleian Kütüphanesi



Zayıf
Toplam oy: 28
Oxford Üniversitesi’nin ana araştırma kütüphanesi olan Bodleian, dünyanın en eski kütüphanelerinden biri. Aynı zamanda Oxford şehrinin simgesi olarak görülen bu dev kütüphaneyi Harry Potter serisinin efsanevi Hogwarts Kütüphanesi’ne benzetebiliriz rahatlıkla; cilt cilt kitaplar, kıymetli el yazmaları, yüksek tavanlar, ihtişamlı bir mimari ve bugün de hâlâ tam olarak sırrı çözülemeyen gizemli bölümler...

Oxford Üniversitesi’nin ana araştırma kütüphanesi olan Bodleian, dünyanın en eski kütüphanelerinden biri. Aynı zamanda Oxford şehrinin simgesi olarak görülen bu dev kütüphaneyi Harry Potter serisinin efsanevi Hogwarts Kütüphanesi’ne benzetebiliriz rahatlıkla; cilt cilt kitaplar, kıymetli el yazmaları, yüksek tavanlar, ihtişamlı bir mimari ve bugün de hâlâ tam olarak sırrı çözülemeyen gizemli bölümler...

 

Bugün Oxford dendiğinde akla gelen sembollerden biri olan Bodleian 1602 yılından beri aktif olarak hizmet veriyor. Bodleian yalnızca sahip olduğu 11 milyonun üzerinde eserle değil görkemli binası, ihtişamlı atmosferi ve mimarisiyle de tek ve orijinal. Ülkenin en değerli arşivine sahip kütüphanedeki pek çok eser 15. yüzyıldan bugüne ulaşmış; bunlar arasında Magna Carta’nın 4 kopyası, Gutenberg İncili ve 1623 yılından kaldığı bilinen Shakespeare oyunlarının ilk toplu basımı gibi dünya tarihinde önemli yere sahip metinler de bulunuyor. Kütüphane birbirinden çok farklı bölümlerden oluşuyor: İlahiyat Okulu, Ortaçağ kütüphanesi Duke Humfrey’s, mimari bir ikon haline gelen Radcliffe Kamera ve ziyaretçilerin en çok merak ettiği yeraltı tünelleri.

 

 

Tolkien’in el yazmaları, Kafka’nın mektupları

 

Bodleian, edebiyat tutkunlarının da sevdiği bir kütüphane; İngiliz yazar Tolkien’in Oxford Üniversitesi’nde filoloji okurken ve sonrasında yine aynı üniversitede ders verirken bu kütüphanede uzun saatler geçirdiği, sonrasında Yüzüklerin Efendisi serisine de ilham verecek olan Galce el yazmaları üzerine çalıştığı söyleniyor. Yazarın kendi el yazmaları da yine bu kütüphanede görülebilir. Kütüphane geçtiğimiz yıllarda edebiyat tarihi açısından çok değerli bir koleksiyonu Franz Kafka’nın özel yaşamına ışık tutan mektup koleksiyonunu bünyesine dâhil etti. Miktarı açıklanmayan bir fiyata satılan koleksiyon, Kafka’nın kız kardeşi Ottla’ya gönderdiği 100’den fazla mektup ve renkli kartpostalı içeriyor.

 

Zincirli kütüphane

 

Bodleian Kütüphanesi’nin Harry Potter tutkunları için özel bir yeri var. Kütüphanenin tarihi bölümlerinden biri olan Ortaçağ kütüphanesi Duke Humfrey’s, serinin Felsefe Taşı filminin birkaç sahnesine ev sahipliği yapmıştı. Filmde efsanevi Hogwarts Kütüphanesi’nin ‘yasaklı’ bölümü olarak gösterilen Duke Humfrey’s filmdeki hikâyeyle de benzerlikler gösteriyor. Bu kütüphanede de değerli kitaplar hırsızlığa karşı zincirlenerek korunurmuş. Bodleian, serinin tutkunları tarafından gezilip görülecekler listesine girmiş, büyük ilgi görmüştü. Bu turistik turlar azalarak da olsa hala sürüyor.

 

 


 

Bodleian, edebiyat tutkunları için güzel sürprizlerle dolu; Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi serisi için ilham aldığı bu kütüphanede yazarın kendi el yazmaları bulunuyor. Kafka’nın kız kardeşine yazdığı 100’den fazla mektup ve renkli kartpostallar da yine burada görülebilir.

 


 

Sergileri, etkinlikleri de meşhur

 

Bodleian zengin arşivi sayesinde düzenlediği kültürel etkinliklerle de benzerlerinden ayrılıyor. Kütüphane tarihinin en büyük sergilerinden biri geçtiğimiz yıl açıldı. “Tolkien: Maker of Middle-Earth” isimli sergi, yazarın hayatına dair resimleri, belgeleri, fotoğrafları, illüstrasyonları bir araya getiriyordu. Sergi 2019 yılının sonuna dek önce New York sonra da Paris’te gösterilecek. Şu günlerde kütüphaneyi ziyaret edenler “Leonardo’dan bugüne: 3D” başlıklı sergide Leonardo Da Vinci’nin bugünün teknolojisine ilham veren fikirlerini, son 500 yılda üç boyutlu iletişimin nasıl geliştiğinin öyküsünü izleme şansı bulacaklar.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Karlofça Antlaşması ile Balkan Savaşları arasındaki felaketler silsilesinin haddi hesabı yok. Bizim Rumeli dediğimiz diyarın Balkanlaşmasının hikâyesi ise ciltlere, kütüphanelere sığmayacak bir facialar silsilesi. Elbette bu facialar silsilesinin kolektif hafızaya sinmiş nice uzantısı var. Peki, edebiyatımız bu izlerden ne kadar yararlanabiliyor?

Kütüphaneler, çok eski zamanlardan matbaanın bulunuşuna ve günümüze toplumların zenginlik göstergelerinden biri olmuştur.

Ölüm hayatın bakiyesidir. Hayatın sonunu değil hayatın bir başka veçhesini karşılar. Elde kalan ne varsa onunla gideriz ölüme. Bu açıdan ölen bir insan için kullanılan “hayatını kaybetti” lafı bomboş bir laftır. Hayat bir başka sayfada olanca tazeliğiyle devam etmektedir çünkü. Ölüme dair anlatılarda ölüm ve ölüm sonrası başlığı öne çıkar. Ya ölüm öncesi?

Bilmem farkında mısınız? Sosyal medyaya bakıyorum, kitap eklerini okuyorum, kitap satış sitelerinin yeni çıkan listelerine göz atıyorum, kitabevlerinde çocuk kitapları raflarını inceliyorum. Hepsinde aynı sonuç: Çocuk şiirleri kitapları yok denecek kadar az… Çıkan çocuk şiirleri kitapları da gereken ilgiyi hak etmiyor.

Hiç seyahatname okumamış birine bunun keyfini anlatmak zor. Gediklisinin, zaten rastladığı kitaba bir göz atmadan geçip gitmesi ihtimal dışı. Zira, sanki özünde, okurunu kendine çeken bir zıt kutbu taşır seyahatnameler. Hele de, zihne kentleri adamakıllı kurma imkanı verebilenler.

 

Kulis

Yunus Emre Tozal: Chicago’nun kütüphaneleri

ŞahaneBirKitap

Prof. Dr. Yaşar Çoruhlu’nun Türk Sanatında Hayvan Sembolizmi Ötüken Neşriyat tarafından yayımlanan 3. baskısıyla okurlarla buluştu. Bu baskıyı öncekilerinden ayıran en önemli fark, bu kez eserin iki cilt halinde ve genişletilmiş şekliyle yayınlanması. Uzun süre alanındaki tek kaynak olan bu kitap tartışmasız biçimde hâlâ alanındaki en önemli eser olma özelliğini koruyor.

 

Editörden

Kadın kahramanlar içinde bazıları var ki, yıllar önce okumuş olmama rağmen halen onların hayatlarını merak ederim. Her okuyuşta farklı bir keşif, yeni bir detay, daha önce hiç fark etmediğim bir ayrıntı dikkatimi çeker ve buna şaşırır dururum. Eskiden okuduğum bir romana dönmek, eski bir arkadaşıma merhaba demeye benzer.