Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Haber

Haber

Kitap mı ayraç mı?



Toplam oy: 1314

Kitap için ayraç mı yoksa ayraç için kitap mı? Bu ayraçları gördükten sonra fikriniz değişebilir ve artık kitapları sadece ayraç kullanmak için okumaya başlayabilirsiniz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder


Tek ruhsuz adam ben miyim, çay poşeti zarfından ayraç yapan? :)

43%
57%

nerden satın alabiliriz bunlarıı online satışı yok mu

44%
56%

balta şeklinde bir ayraç olsaydıda suç ve cezayı tekrar okusaydık diye geçti içimden şimdi

43%
57%

hayatımda hiç ayraç kullanmadım. bundan sonra kullanmam da.

45%
55%

Haberde görseli bulunan ürünlerden birkaçına şuradan ulaşabilirsiniz: http://shop.uncovet.com/art-bookmarks

 

 

51%
49%

Ayraçların tek işlevi de bu değil üstelik. Çoğu kitabevi ayraç mevzusuna reklam gözüyle bakıyor. Yani insanlar bizim iyi tasarlanmış ayraçlarımız için bizden kitap alacaklar diyorlar.

46%
54%
Beğendim.

Bunları Türkiye'de nerede bulabiliriz ki acaba? Tüm sermayemi buraya yatırabilirim de :) (Harry Potter is Forever!)

39%
61%

İnsanın bu ayraçları görünce bile okuyası geliyor

49%
51%

Bunca güzel ayraç'tan sonra keşke alabileceğimiz bir adres verseydiniz şahane olacaktı.

48%
52%

Bu ayraçları nerden temin edebiliriz?

46%
54%

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Geçtiğimiz eylül ayında İstiklal Caddesi’nde kapılarını açan Meşher’in Ukraynalı sanatçı Alexis Gritchenko’nun 1919-1921 yılları arasında yaşadığı İstanbul’u konu aldığı eserlerinden oluşan “Alexis Gritchenko - İstanbul Yıll

Kulis

“Öldürme Üzerine Kısa Bir Film Bana İlham Veren Başlıca Yapıt”

ŞahaneBirKitap

Son yıllarda, sürekli dile gelen bir soru var edebiyat çevrelerinde: Öykü yükseliyor mu? Şiirin ulaşılmaz yeri ve romanın tükenmeyen gücünün yanında öykü türü hep bir muammanın kucağında dolaşıyor hâlbuki. Düne, bugüne, hatta yarına baktığımızda öykünün, özellikle Türk edebiyatında, hep arada kalmış bir konumda olduğunu görüyoruz.

Editörden

Edebiyatın kendine özgü mekânları vardır. Muhitler burada bir araya gelir. Mahfil olurlar. Okumak ve yazmak yalnızlık ister. Ama okuduğunu ve yazdığını paylaşmakla görevlidir her tutkulu okur ve yazar. Okumak soylu bir eylemdir. Yazmak ise o eylemi bambaşka kişilerle paylaşma işlemidir. Goethe, “Seni anlayacak bir kişi bile bulduysan ciltler dolusu yaz” der.