Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Haber

Haber

Mo Yan da sansürcü çıktı


Zayıf
Toplam oy: 659

Bu yılın Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibi Mo Yan, sansürün, havaalanlarındaki güvenlik kontrolleri kadar gerekli olduğunu savunuyor. Mo Yan, aynı zamanda Çin Komünist Partisi'ne üye olduğu ve hükümete karşı duruşundan dolayı eleştiriliyor. Mo Yan'a göre sansür, gerçeğin önünü tıkamamalı; ancak iftira ya da söylentiler sansürlenmeli ve "sansür, başlı başına, en yüksek kaide olmalı".

 

 

 

 

 

 

Mo Yan, şu anda hapishanede olan ve daha önce 2010 Barış Ödülü'ne aday gösterilmiş Liu Xiabo'nun salınması için yapılan çağrıya da katılmayacağını söyledi. Daha önce, Liu'nun bir an önce salınmasını umduğunu söyleyen Mo, Liu ile ilgili sorulardan kaçındı. Liu Xiabo, Çin'in tek-parti yönetimini bitirmesi ve demokratik reformlar gerçekleştirmesi için yaptığı cesur çağrı sebebiyle, 2009'da 11 yıla mahkum edilmişti. Çin hükümeti, Liu'nun aday gösterilmesini 'Nobel geleneğine saygısızlık' olarak nitelendirirken, Mo'nun ödülünün "'Çin edebiyatındaki zenginlik ve ilerleme ile Çin'in dünya üzerinde artan etkisi'ni yansıttığını söyleyerek olumlu açıklamalar yapmıştı.

 

 

 

 

 

 

Konuşma özgürlüğünü daha etkin bir şekilde savunmadığı, Komünist Parti'yi ve kendisinin de başkan yardımcısı olduğu yazarlar birliğini desteklediği için insan hakları savunucuları tarafından, Mo Yan sertçe eleştiriliyordu. Gelecek hafta pazartesi bu prestijli ödülü kabul edene dek günlerini geçirdiği Stockholm'de gerçekleşen bir basın toplantısında yaptığı bu açıklamalarla, kendisine yöneltilen eleştirilerin dozunu daha da arttıracak gibi duruyor.

 

 

 

 

Nobel ödülünün Mo Yan'a verilmiş olmasına, geçen senelerin kazananları tarafından da tepki verilmişti. 2009 Nobel Edebiyat Ödülü adayı Herta Mueller, geçen ay bir İsveç gazetesiyle yaptığı söyleşide, jürinin Mo seçimini bir 'felaket' olarak adlandırdı. Mueller, Mo Yan'ı, muhalif partileri yasaklayan, tüm medya üzerinde sıkı bir denetim uygulayan ve sansür yasaları olan Çin hükümetini korumakla suçladı.

 

 

 

Nobel ödülü jürilerine göre, realizm ile halk masallarını, geçmiş ile çağdaşı birleştiren Mo Yan, Çin kırsallarında geçen hayat hikayelerini anlatmasıyla ödülün sahibi olmuştu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

DA

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

İthaki Yayınları’nın modern klasikleri okurlarla buluşturduğu serisi İthaki Modern kapsamındaki yeni kitabı Anna Burns’ün kaleme aldığı bol ödüllü Sütçü… 2018’de Man Booker Ödülü, 2019’da da Ulusal Kitap Eleştirmenleri Ödülü ve Orwell Politik Kurgu Ödülü’ne layık görülen Sütçü okuyucuyla buluşuyor.

Telif hakları konusunda hem kamuoyunu hem sektörü hem de üniversite öğrencilerini bilinçlendirmek için çeşitli faaliyetlerde bulunan SETEM ikinci kez üniversite öğrencileri ve profesyonellerine yönelik bir eğitim çalışması ve senaryo yarışması düzenliyor. “Benim Eserim-2” isimli proje kapsamında yer alan senaryo yarışmasının konusu “telif hakları” olacak.

Asırlar boyunca Bosna Hersek’te hoşgörü ve kültürel çeşitliliğin sembolü olan tarihi Mostar Köprüsü Bosna Savaşı sırasında Hırvat birlikleri tarafından yıkılmıştı. Köprü Türkiye’nin de katkılarıyla yeniden inşa edilerek 23 Temmuz 2004’te açıldı. Yeniden açılışının 16. yılını kutlayan köprü bugün de farklı kültürleri birbirine bağlıyor. 

 

 

Türk edebiyatının kıymetli yazarlarından Adalet Ağaoğlu’nu kaybetmenin üzüntüsü içerisindeyiz. Bir süredir yoğun bakımda tedavi gören yazar 91 yaşında hayata veda etti.

ABD’li romancı, oyun yazarı ve aktivist James Baldwin’in kitaplarının birçoğunu okurla buluşturan Yapı Kredi Yayınları, 16 Temmuz Perşembe günü saat 18:00’da James Baldwin anısına bir söyleşi düzenliyor. Nefes Alamıyorum adlı söyleşinin konukları Zeynep Oral ve Zeynep Miraç.

Kulis

''Roman, Tanpınar'la kendim arasında bir med cezir''

ŞahaneBirKitap

Haruki Murakami’nin Türkçeye yeni çevrilen romanı Dans Dans Dans’ını Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları ve Yaban Koyununun İzinde romanlarıyla birlikte değerlendireceğim. Dans Dans Dans’la Yaban Koyununun İzinde’nin kahramanı aynı. İki roman boyunca onun başından geçmiş türlü olayları okumamıza rağmen, ismini halen bilmiyoruz.

Editörden

Ülkelerin edebi gündemiyle siyasi gündeminin kesiştiği yerlerin az olduğu düşünülür. Uzaktan bakınca öyledir de aslında. Edebiyat, elindeki en büyük imkân olan “zamandan ve mekândan” bağımsız olma lüksünü kıyasıya kullanır. Bir kitabın yazıldığı koşullar önemlidir ama o kitap yazıldığı zaman ve mekânı da aşarak, dünya edebiyat hafızasının bir yerlerine yerleşir.