Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Dosya Arşivi

En çok okunanlar  

Dosya


Oblomov’un hırkasından çıkamadık

Rus edebiyatına ilgimiz, nedense, diğer ülke edebiyatlarına göre her zaman daha yakından olmuştur. Büyük bir çoğunluk en azından bu edebiyatın temsilcisi isimlerden birkaçını bir çırpıda sayabilir durumda: Dostoyevski, Tolstoy, Gorki, Çehov gibi...

 


Haziranı hazana çevirenler

Biz biliriz ki ilkbahar doğanın doğumu, sonbahar ölümüdür. Ama şunu da biliriz ki doğa her zaman oyuncudur. Sonbaharda kuru yapraklar arasında bize aşkı sunabileceği gibi ilkbaharın yeşil dallarında ölümü açtırırken bir şaire şu dizeleri fısıldayabilir: Ne anlar acılardan güzel haziran / Ne anlar bahar?


Ne okusam yarıyor

Göbeğiniz, basenleriniz, gıdığınız ve siz... Farkındasınız değil mi, nisan-mayıs aylarında gevşeyen gönül yaylarınıza inat vücudunuzun sıkılaşması gerektiğini... Malum önümüz yaz, göbekler fora! Ee tamam erkekler için pek geçerli değil bu durum ama onlar da sıkı bir vücuda kısa zamanda ulaşmanın yollarını arayacak. Olabilir, insanlık hali.


Kağıt kesikleriyle canlanan figürler

Thomas Allen, kağıtları keserek kitapları hayata döndürüyor. Eski kitap sayfalarını keserek renkli, canlı figürler yaratan sanatçının eserleri kurnaz bir mizah içeriyor. Kesilmiş kitap sayfalarından yapılan bu eserler görülmeye değer!

 

 


Keşfet: Kader

Keşfet'in bu ayki konuğu Berkun Oya, Kader'i neden seçtiğini kendi el yazısıyla yazdı!


Kararsız Okur: Orhan Bey ve kitapları

Yazar Orhan Bey ile tanışmış mıydınız? Tanıştıysanız, hayatınız değişti mi? Orhan Pamuk'un en sevdiği kurmaca kahraman olur kendisi. Kurmaca dünyada kitap denen gemiye binerek yolculuklar yapıyor. Sanki 19. Yüzyıl romanı yazarmış gibi yola çıkıyor, anlatım biçemiyle postmodern taklalar atıyor ve saf aslında. Müzeye koyarlar böylelerini.

 


Editörden: Kemal'in gururu

Bir roman yazdı. Romanın anlattığı hikayeye koşut bir müze, bir de katalog var. 'Her şeyi anlayan insan zihni'nin sertliğiyle, bunu neden yaptın ey Orhan, diye sorsanız, çağının önemli hikaye anlatıcılarından birini cevapsız bırakmış olacaksınız. Vereceği cevabı -en fazlasıyla- size söyleyeyim: Bilmiyorum. Bilmek de istemiyorum.


Metropol ışıklarının altında çağdaş Amerikan edebiyatı

Ya otoyoldan ilerlerken görüyorsun devasa binaları ya da havaalanına doğru uçağın süzülürken ışıkları gözüne çarpıyor. Yaşadığın kasabaların ıssızlıklarına alışmışsın, birdenbire gözünün önünde açılan devasa metropol afallatıyor. Büyük hayallerin var. Gençliğinin tüm enerjisiyle metropolü fethetmeye niyetlisin.


Paris-Berlin hattında

Geçtiğimiz ayki yazımızı Paula McLain’in Ernest Hemingway’in ilk eşi olan Hadley ile Paris’teki yıllarının ve evliliklerinin hikayesini anlattığı Paris’teki Eş (Remzi Kitabevi) adlı romanla bitirmiştik hatırlarsanız. Eh işte hiçbir şey tesadüf değildir aslında. Meğer bizim ‘edebiyat kelebeği’nin bir bildiği varmış da, ondan bizi en son orada bırakmış.

 

 


Edebiyat dergisinin keyiflisi de olur!

Günümüzde edebiyat dergilerinin geleceği kuşkusuz en çok tartışılan meselelerden birisi. Özellikle dijital medyanın son dönemlerdeki baş döndürücü gelişimiyle birlikte bu sorun giderek içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Ülkemizde de edebiyat dergilerinin genel kaygılarını göz önünde bulundurduğumuzda kendimizi ister istemez, bir kaosun ortasında buluyoruz.

 

Kulis

Dünyasizlar: Post Modern Bi̇r Harut İle Marut Masali

ŞahaneBirKitap

“Aşk hata yapabilen Tanrı’sı olan bir din yaratmaktır” diyor Borges. Peki ya bu aşk hata yapabilen tanrıların doluştuğu bir topluluk yarattıysa? Öyle ki toplum bir nevi âşıklar ve âşık olunanların bir aradalığı veya onlardan fazlası olamaz mı? Sosyolojik problemler öncelikle kronolojik bir seyir ile araştırır nesnesini. Bereket versin ki aşk zikredilmez teorilerin çoğunluğunda.

Editörden

Seneler önce başka başka vesilelerle tanıdığım ve içindeki şiir söyleme gücüne hayran kaldığım Didem Madak şöyle diyor bir şiirinde:

 

Vasiyetimdir Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta