Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Arşivi

En çok okunanlar  


Dan Brown’un cehennemi, buradan bir çıkış olmalı!

Evet Dan Brown yazdı, bir best ve longseller daha, kutlu olsun! Ocak 2013’te adını açıkladı yazar kendi web sitesinde kutlu eserinin, sonra şubatta kitabın kapağını gösterdi bizlere. Sonra “Tapınakçı Cehennemi: İsyanın Şövalyeleri” adlı kitap zaten yardımcı kitap olarak daha önceden bildirilmiş ve basılmıştı.


Köşeye sıkışmış yazardan sosyal medyanın efendisine

Aklıma ilk önce Charles Dickens geldi. Tefrika halinde basılıp satılan romanı Mister Pickwick’in Serüvenleri’nden şaka değil, tam 40 milyon pound kazanmıştı. Borç yüzünden hapis yatan ailesini kurtarmak için yazarlık yeteneğini ticari zekasına katarak, edebiyat tarihine damgasını vurmuş en önemli yazardı. Sonra bir de Balzac vardı tabii.


"Ejderhanın üflediği kendi soluğu / Biz onu alev, ateş sanırız’

Günler geçer, kitaplar yayımlanır, okunur, üzerinde düşünülür, konuşulur, sonra bir yenisi, bir yenisi daha… Ancak bazı hikayeler vardır, bilirsiniz, sizi içine hapseder. Benliğinizin bir parçasını bırakırsınız sanki o hikayenin dilinde, sözünde, sesinde, tuzunda.


Antikapitalist mücadelede şehri sahiplenmek ve Emek

Ne çok söylerim, ne çok anarım Milan Kundera’yı, “XX. yüzyıl insanının en büyük dramı, öldüğü dünyanın doğduğu dünya olmayacağını anlamış olmasıdır," sözüyle. Yüzyıllardan XXI. yüzyıldayız ya şimdi, sahiden anladık mı olan biteni iyiden iyiye; anlamak dramın içinden çıkmak da değildir ki, dram devam etmekte.


Amazon al, beni de al!

Hiçbir şey yetmiyor onları doyurmaya, yüzyıllar binyıllar boyu para ve itibar getirmeyen bir işi bile –ki burada sözünü ettiğimiz şey edebiyat oluyor haliyle- gerekirse içini boşaltıp allayıp pullayıp meta haline getirir, yine kazanırlar, yine kazanırlar.


Batı sana söylüyorum, Doğu sen dinle

Çağdaş Türk edebiyatının güçlü kalemlerinden sevgili Ayfer Tunç, Pen International için etkileyici bir yazı kaleme almış. Hem nitelikli edebiyatı gölgeleyen piyasanın işleyişini hem de Doğu-Batı arasında düzelmek bilmeyen algı çarpıklığını tartışmış.


Gecegezen Kızlar, hep Tomris Uyar

Türk öyküsünün kraliçesi Tomris Uyar bu hafta 70 yaşına bastı, kutlu olsun!


Benden zarar gelmez, kovandaki arıya*

Kırk yılın başı sinemamıza şiir ve edebiyat gelmiş, gitmesem olmaz, yazmasam olmaz. Peki gelmiş mi sahi? Ne diyeyim, bir gişe filmine herhangi bir şey ne yoğunlukta yansıyorsa, işte o kadar gelmiş. Ama biz, söz konusu edebiyat olunca, hep azına razı, şu kadarcığına bile müptela…

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Yazının başlığı da methiye cephesini epeyce açığa çıkarıyor ama en sonda ulaşmam gereken yargıyı en başa taşıyarak atayım ilk adımı: Türkçe yazılan ya da Türkçeye çevrilen kalburüstü bütün tarihî romanları okuduğunu varsayan, kendisi de az çok ilgi görmüş hacimli üç örnekle bu alana katkıda bulunan biri olarak, bugüne dek Moğol Kurdu’ndan daha iyisine rastlamadım.

Editörden

Roman türü denilince aklıma hemen Lukacs’ın ünlü sözü geliyor: “Roman, tanrının bırakıp gittiği bir dünyanın destanıdır.” İlk büyük roman diyebileceğimiz Don Kişot da aslında Tanrı’nın olmadığı bir dünyanın romanıydı. Roman 18 ve 19. yüzyıllarda siyasi politik bir etki alanına sahipti. Bana kalsa siyasi politik etki alanından hiç vazgeçmedi roman.