Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Söyleşi Arşivi

Söyleşi // En çok okunanlar



Edebiyatdışı// İnsanlık çok şeye sahip, ama en çok ihtiyacı olanı kaybetti

Şu sıralar çokça konuşulan dizilerden Black Mirror, en umutsuz tablolardan birini çiziyor insanlık için. Gelişmiş iletişimin insanlığı yok ettiği bir dünya! Beyazperde, televizyon ya da gerçek fark etmiyor aslında, yeni bir insan profilinin oluştuğunu söylemek için geç bile kalındı. Peki nedir bu yeni insan? Nereye doğru gidiyor?



Kalben ile söyleşi: Otobiyografik bir ilk albüm

Kalben ile söyleşi: Otobiyografik bir ilk albüm

 

Mehmet ERKURT

 



Kitap tasarımcılarıyla söyleşi: Beş soru ve kitabın bir "başka boyut"u

Okur olarak kitaplarla kurduğumuz ilişki, bir süre sonra başka bir boyut kazanıyor; kitabevlerinde saatlerce vakit geçirmeler, okunup sevilen kitabın ilk baskısını aramalar, “başucu” yazarımız yayınevi değiştirdiğinde kitaplarının yeni kapak tasarımlarını dört gözle beklemeler ise; kitaplar ile okurlar arasında kurulmaya başlanan bu “başka boyutun” gözle görülen delilleri bir bakıma.



Etgar Keret: Hayatım tuhaflıklardan ibaret *

Nimrod Çıldırışları, Gazze Blues, Tanrı Olmak İsteyen Otobüs Şoförü kitaplarındaki kısa ama etkili hikayeleriyle tanıdığımız, 2010 yılında Tanpınar Edebiyat Festivali’nin konuklarından biri olarak İstanbul’a gelen Etgar Keret, geçen günlerde İstanbul’da yine okurlarıyla buluştu.



Refika Kadıoğlu ile söyleşi: Bir dil nasıl yaşatılır?

Refika Kadıoğlu ile söyleşi: Bir dil nasıl yaşatılır?

 

Ayşe ÇAVDAR

 



Tarihi roman, kurmaca olmadan düşünülemez

Başına ‘popüler’, ‘dünya’, ‘Türk’ gibi sıfatlar koyun ya da koymayın; tarih, Türkiye’de hemen hemen herkesin kafa yorduğu, az çok bilgi sahibi olduğu ve konuşup, tartışmaktan zevk aldığı bir konu oldu hep. Çünkü orada milli hislerimiz yatıyordu, entrikalar vardı, kimi neden sevmemiz ve sevmememiz gerektiği konusunda ders almamız gerekiyordu...



Sanatın gelişiminde gizli örgütlerin rolü

Sanatın gelişiminde gizli örgütlerin rolü: Helmut Reinalter ile söyleşi

 

HALUK HEPKON

 



Jean-Paul Didierlaurent ile söyleşi: “Okunmayan kitap, ölü kitaptır. Bu yüzden ortadan kalkması mı gerekir?”

Jean-Paul Didierlaurent ile söyleşi:


“Okunmayan kitap, ölü kitaptır. Bu yüzden ortadan kalkması mı gerekir?”



Özcan Yüksek ile söyleşi: "Orta Çağ'daki kadar özgür değiliz"

Özcan Yüksek ile söyleşi: "Orta Çağ’daki kadar özgür değiliz"

 

AYŞE ÇAVDAR

 



Fırat Demir ile söyleşi: "Adlandırılmak; ehlileşmektir"

Fırat Demir'le ilk şiir kitabı Yeni Cüret Çağı üzerine konuştuk: "Sen kendini toplumun yalanına alet etmezsen, toplum seni kendi iç çemberinin dışına iter; gönüllü bir göçtür bu."

DİDEM ÇELİK

 

 

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Yazının başlığı da methiye cephesini epeyce açığa çıkarıyor ama en sonda ulaşmam gereken yargıyı en başa taşıyarak atayım ilk adımı: Türkçe yazılan ya da Türkçeye çevrilen kalburüstü bütün tarihî romanları okuduğunu varsayan, kendisi de az çok ilgi görmüş hacimli üç örnekle bu alana katkıda bulunan biri olarak, bugüne dek Moğol Kurdu’ndan daha iyisine rastlamadım.

Editörden

Roman türü denilince aklıma hemen Lukacs’ın ünlü sözü geliyor: “Roman, tanrının bırakıp gittiği bir dünyanın destanıdır.” İlk büyük roman diyebileceğimiz Don Kişot da aslında Tanrı’nın olmadığı bir dünyanın romanıydı. Roman 18 ve 19. yüzyıllarda siyasi politik bir etki alanına sahipti. Bana kalsa siyasi politik etki alanından hiç vazgeçmedi roman.