Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Arter'de yeni dönem




Toplam oy: 13
Geçtiğimiz aylarda Dolapdere’deki yeni binasına taşınan Arter, yeni mekânla birlikte yayıncılık anlamında da farklı ve dikkate değer bir işe girişiyor. Özellikle çağdaş sanat alanında önemli değişiklikler yapmasını beklediğim Arter’in yayınlarıyla sanat tarihi yazımına sağlam katkılarda bulunacağını düşünüyorum.

Vehbi Koç Vakfı kuruluşu olan Arter ilk olarak 2010 yılında İstiklal Caddesi 211 no.lu Meymenet Han’da faaliyetlerine başlamıştı. Geçtiğimiz aylarda ise ilk başta planlandığı gibi bir galeriden çıkıp yeni binası olan Dolapdere’deki müzeye taşındı. Eski mekânda gerçekleşen 35 sergiye 37 yayın eşlik etti. Şimdi ise yeni mekânla birlikte yayıncılık anlamında da farklı ve dikkate değer bir işe girişiyor Arter. 

 

Yayınevi iki farklı yeni seriye ev sahipliği yapıyor. Arka Plan ve Yakın Plan. Yakın Plan serisinden tek bir sanatçının tek bir eserine odaklanıyor/odaklanacak. Bu serinin ilk kitabında küratör Emre Baykal Sarkis’in ilk kez 1986 yılında Maçka Sanat Galerisi’nde, 1989 yılında Paris’teki Centre Pompidou’da Yeryüzü Büyücüleri sergisinde yer alan Çaylak Sokak isimli eseri yer alıyor. Bakın kitabın Arter’in Kurucu Direktörü Melih Fereli’nin kaleme aldığı önsözünde Sarkis’ten yapılan bir alıntı bunun ipucunu nasıl veriyor: “Çaylak Sokak’ta ilkler var. Bir işaret koyarım sergilerimde, bir de sonların habercisi vardır. O ikisi arasında diyalektik bir bağ var. Çaylak Sokak ilklerle doğdu.” Bu seride yılda sadece iki kitap yayınlanacak. Ama Türkiye çağdaş sanatının son derece önemli eserlerine yer verileceğini görmek için müneccim olmaya gerek yok. Bu seri sayesinde ilerleyen yıllarda Türkiye çağdaş sanatının alternatif bir tarihinin oluşması son derece mümkün. 

 

Yakın Plan serisinde ise iki kitap yayımlandı. Bu seri Arter’de düzenlenen koleksiyon sergilerine eşlik ediyor ve onlarla aynı adı taşıyor: Saat Kaç? ve Kelimeler Pek Gereksiz. 

 

Saat Kaç?'ı yayına hazırlayanlar Emre Baykal, Eda Erkmen ve Süreyyya Evren. Kelimeler Pek Gereksiz’i yayına hazırlayanlar ise Selen Ansen- Süreyyya Evren. Bu seride dikkati çeken bu yayınların birer katalog metni değil, sergiye dair düşünsel bir arka plan sunan metinlerden oluşması. Bu kitaplar Saat Kaç’ın önsözünde de belirtildiği üzere “sergiyi ve sergilenen işleri anlatmaktan ziyade, onlarla duygudaşlık kuran, aynı konu ve kavramlar üzerine kafa yormuş, pek çoğu sergideki sanatçıların çağdaşı olan yazarlar tarafından kaleme alınmış metin parçalarından oluşuyor.” 

 

Bu kitapların dışında üç önemli kitap daha yer alıyor Arter’in yeni yayınları arasında. Uzun zamandır sanatseverlerle buluşmamış olan Altan Gürman eserleri bir retrospektifle Arter’de yer alıyor ve bu sergiye son derece başarılı bir Altan Gürman kataloğu eşlik ediyor. Hem sergiden görünümlerin hem de eski sergileme biçimlerinin yer aldı kitapta Barış Acar, Selen Ansen, Ahu Antmen, Duygu Demir, Bora Gürdaş, Ali Kayaalp, İz Öztat ve Nermin Saybaşılı’nın yazıları yer alıyor.

 

Bir diğer önemli sanatçı Ayşe Erkmen’in Beyazımtrak başlıklı sergisine eşlik eden kitap Arter’in baş küratörü Emre Baykal’ın Ayşe Erkmen’le uzun bir söyleşisinden oluşuyor ve ortaya sanatçıyı yakından tanımak için son derece önemli bir metin çıkıyor. Ayrıca kitapta Ayşe Erkmen’in 2017 tarihli Dolapdere isimli ses yerleştirmesini dinlemek için bir QR kod yer alıyor. Keşke diğer yayınlarda da QR kod kullanarak sanat eserlerini görme/izleme imkânı olsaymış. Bunun ilerleyen yıllarda yayıncılıkta çok daha sıklıkla karşımıza çıkacağını düşünüyorum. 

 

Son yayın ise İnci Furni’nin Bir An İçin Durdu başlıklı sergisine eşlik ediyor. Eda Berkmen ve Süreyyya Evren’in hazırladığı kitap 4 bölümden oluşuyor. Eda Berkmen’in sanatçıyla söyleşisi, İnci Furni’den bir epigram, bir şiir ve Sema Kaygusuz’un Ansızın Oluşan başlıklı metni. 

 

Arter’in hem serilerinde hem de yayınlarında Emre Çıkınoğlu, Vahit Tuna, Esen Karol gibi farklı tasarımcılarla çalışması bu yayınları daha “sanatsal” yapmış. 

 

Özellikle çağdaş sanat alanında önemli değişiklikler yapmasını beklediğim Arter’in, yayınlarıyla da bu alanda ilkleri gerçekleştireceğini ve sanat tarihi yazımına önemli katkılarda bulunacağını düşünüyorum. Başta Genel Yayın Yönetmeni İlkay Baliç olmak üzere, Emre Baykal, Süreyyya Evren, Eda Berkmen, Sena Danışman ve tüm Arter ekibine tebrikler.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Hayatla ölüm arasında pencereden bir sınır

 

Kendimi bildim bileli kelimelerle uğraşıyorum. Kelimelerle uğraşmayı sevdiğimi ilkokulda keşfettim. Şen şakrak bir çocuktum ve yaptığım şakaların çoğu, kelime oyunları üzerine kuruluydu. Kimi zaman kelime oyunlarım o kadar dolaylı olurdu ki onları açıklamak zorunda kalırdım. Tabii esprinin esprisi kalmazdı o zaman da. Fakat benim için kelime sadece oyun demek değil elbette.

Bir öykü kitaplığında bulunması gereken önemli kitaplardan biri de Can Yayınları’ndan çıkan Jack London’un (1876-1916) Meksikalı’sıdır.

 

Aynı zamanda boksör de olan bir şairdi Arthur Cravan. Fakat itiraf etmek gerekirse ne büyük bir şairdi, ne de çok arzulamasına rağmen sıkı bir boksör olabildi.

 

Marguerite Yourcenar, 1951’de yayınlanan Hadrianus’un Anıları’nın girişinde “Zamanımızda, roman tüm öteki biçimleri yiyip yutuyor; anlatım aracı olarak insan sadece roman biçimini kullanmaya zorlanıyor.” demişti. Romanın zaferini ilan eden epey bir metne sahibiz. Ancak bir not düşmek zorundayız ki 20. yüzyılın ilk yarısında Netflix abonesi olmamıştı Yourcenar.

Kulis

''Roman, Tanpınar'la kendim arasında bir med cezir''

ŞahaneBirKitap

Haruki Murakami’nin Türkçeye yeni çevrilen romanı Dans Dans Dans’ını Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları ve Yaban Koyununun İzinde romanlarıyla birlikte değerlendireceğim. Dans Dans Dans’la Yaban Koyununun İzinde’nin kahramanı aynı. İki roman boyunca onun başından geçmiş türlü olayları okumamıza rağmen, ismini halen bilmiyoruz.

Editörden

Ülkelerin edebi gündemiyle siyasi gündeminin kesiştiği yerlerin az olduğu düşünülür. Uzaktan bakınca öyledir de aslında. Edebiyat, elindeki en büyük imkân olan “zamandan ve mekândan” bağımsız olma lüksünü kıyasıya kullanır. Bir kitabın yazıldığı koşullar önemlidir ama o kitap yazıldığı zaman ve mekânı da aşarak, dünya edebiyat hafızasının bir yerlerine yerleşir.