Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Arter'de yeni dönem




Toplam oy: 3
Geçtiğimiz aylarda Dolapdere’deki yeni binasına taşınan Arter, yeni mekânla birlikte yayıncılık anlamında da farklı ve dikkate değer bir işe girişiyor. Özellikle çağdaş sanat alanında önemli değişiklikler yapmasını beklediğim Arter’in yayınlarıyla sanat tarihi yazımına sağlam katkılarda bulunacağını düşünüyorum.

Vehbi Koç Vakfı kuruluşu olan Arter ilk olarak 2010 yılında İstiklal Caddesi 211 no.lu Meymenet Han’da faaliyetlerine başlamıştı. Geçtiğimiz aylarda ise ilk başta planlandığı gibi bir galeriden çıkıp yeni binası olan Dolapdere’deki müzeye taşındı. Eski mekânda gerçekleşen 35 sergiye 37 yayın eşlik etti. Şimdi ise yeni mekânla birlikte yayıncılık anlamında da farklı ve dikkate değer bir işe girişiyor Arter. 

 

Yayınevi iki farklı yeni seriye ev sahipliği yapıyor. Arka Plan ve Yakın Plan. Yakın Plan serisinden tek bir sanatçının tek bir eserine odaklanıyor/odaklanacak. Bu serinin ilk kitabında küratör Emre Baykal Sarkis’in ilk kez 1986 yılında Maçka Sanat Galerisi’nde, 1989 yılında Paris’teki Centre Pompidou’da Yeryüzü Büyücüleri sergisinde yer alan Çaylak Sokak isimli eseri yer alıyor. Bakın kitabın Arter’in Kurucu Direktörü Melih Fereli’nin kaleme aldığı önsözünde Sarkis’ten yapılan bir alıntı bunun ipucunu nasıl veriyor: “Çaylak Sokak’ta ilkler var. Bir işaret koyarım sergilerimde, bir de sonların habercisi vardır. O ikisi arasında diyalektik bir bağ var. Çaylak Sokak ilklerle doğdu.” Bu seride yılda sadece iki kitap yayınlanacak. Ama Türkiye çağdaş sanatının son derece önemli eserlerine yer verileceğini görmek için müneccim olmaya gerek yok. Bu seri sayesinde ilerleyen yıllarda Türkiye çağdaş sanatının alternatif bir tarihinin oluşması son derece mümkün. 

 

Yakın Plan serisinde ise iki kitap yayımlandı. Bu seri Arter’de düzenlenen koleksiyon sergilerine eşlik ediyor ve onlarla aynı adı taşıyor: Saat Kaç? ve Kelimeler Pek Gereksiz. 

 

Saat Kaç?'ı yayına hazırlayanlar Emre Baykal, Eda Erkmen ve Süreyyya Evren. Kelimeler Pek Gereksiz’i yayına hazırlayanlar ise Selen Ansen- Süreyyya Evren. Bu seride dikkati çeken bu yayınların birer katalog metni değil, sergiye dair düşünsel bir arka plan sunan metinlerden oluşması. Bu kitaplar Saat Kaç’ın önsözünde de belirtildiği üzere “sergiyi ve sergilenen işleri anlatmaktan ziyade, onlarla duygudaşlık kuran, aynı konu ve kavramlar üzerine kafa yormuş, pek çoğu sergideki sanatçıların çağdaşı olan yazarlar tarafından kaleme alınmış metin parçalarından oluşuyor.” 

 

Bu kitapların dışında üç önemli kitap daha yer alıyor Arter’in yeni yayınları arasında. Uzun zamandır sanatseverlerle buluşmamış olan Altan Gürman eserleri bir retrospektifle Arter’de yer alıyor ve bu sergiye son derece başarılı bir Altan Gürman kataloğu eşlik ediyor. Hem sergiden görünümlerin hem de eski sergileme biçimlerinin yer aldı kitapta Barış Acar, Selen Ansen, Ahu Antmen, Duygu Demir, Bora Gürdaş, Ali Kayaalp, İz Öztat ve Nermin Saybaşılı’nın yazıları yer alıyor.

 

Bir diğer önemli sanatçı Ayşe Erkmen’in Beyazımtrak başlıklı sergisine eşlik eden kitap Arter’in baş küratörü Emre Baykal’ın Ayşe Erkmen’le uzun bir söyleşisinden oluşuyor ve ortaya sanatçıyı yakından tanımak için son derece önemli bir metin çıkıyor. Ayrıca kitapta Ayşe Erkmen’in 2017 tarihli Dolapdere isimli ses yerleştirmesini dinlemek için bir QR kod yer alıyor. Keşke diğer yayınlarda da QR kod kullanarak sanat eserlerini görme/izleme imkânı olsaymış. Bunun ilerleyen yıllarda yayıncılıkta çok daha sıklıkla karşımıza çıkacağını düşünüyorum. 

 

Son yayın ise İnci Furni’nin Bir An İçin Durdu başlıklı sergisine eşlik ediyor. Eda Berkmen ve Süreyyya Evren’in hazırladığı kitap 4 bölümden oluşuyor. Eda Berkmen’in sanatçıyla söyleşisi, İnci Furni’den bir epigram, bir şiir ve Sema Kaygusuz’un Ansızın Oluşan başlıklı metni. 

 

Arter’in hem serilerinde hem de yayınlarında Emre Çıkınoğlu, Vahit Tuna, Esen Karol gibi farklı tasarımcılarla çalışması bu yayınları daha “sanatsal” yapmış. 

 

Özellikle çağdaş sanat alanında önemli değişiklikler yapmasını beklediğim Arter’in, yayınlarıyla da bu alanda ilkleri gerçekleştireceğini ve sanat tarihi yazımına önemli katkılarda bulunacağını düşünüyorum. Başta Genel Yayın Yönetmeni İlkay Baliç olmak üzere, Emre Baykal, Süreyyya Evren, Eda Berkmen, Sena Danışman ve tüm Arter ekibine tebrikler.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Son birkaç yıldır sanata olan ilgi ülkemizde gitgide artıyor. Bu durumun farkında olan yayıncılar da daha fazla sanat kitabı yayınlıyorlar. Özellikle Batı resmi/sanatı hakkında ülkemizde genel kültür az olduğu için bu alana hitap eden kitapların sayısında ciddi bir artış var.

Edebiyat kelimesinin en büyük talihsizliği zaten biliniyor olması. İnsanların “zaten biliyorum” deyip sözlüklere müracaat etmediği talihsiz kavramlardan biri edebiyat. Hiç okumasak da, elimizden romanlar, öykü kitapları düşmese de edebiyat orada bir yerde aşikâr olarak durur zaten. Edebiyat kelimesinin ilk anlamı ile mecaz anlamı arasındaki tezat ise rahatsız edicidir.

Amin Maalouf, Türkiye’de çok az yazara nasip olabilecek bir sevgi halesiyle sarmalanmış bir yazar. Her kitabı sadece çok okunmakla kalmıyor aynı zamanda edebi çevrelerde tartışılmaya değer görülüyor. Hatta edebi çevrelerin dışına çıkıp düşünce dünyasına da ilham veriyor. Eleştiriler de ardından geliyor tabii ki.

Yeni bir yıl, yepyeni bir yıl… Başlangıçlar önemlidir ve nasıl başlarsan öyle gider. Her pazartesi başladıkların küçük bir adımdır ama ocak ayında yaptığın başlangıçlar daha büyüktür. Geçen yılı unut, kaç yaşında olduğunu da… Pırıl pırıl bir yıl var önünde… 365 gün, 12 ay, 52 hafta, 8.760 saat, 525.600 dakika… Bunları, seni sayılarla sıkmak için söylemiyorum.

Şule Yayınları’ndan çıkan son öykü kitabı Fantastik Şeyler ile okuyucu ile yeniden bir araya gelen Naime Erkovan, edebiyatın toprak sahasına adını ilk olarak Beşinci Düğme ile yazmıştı. Aynı eserinde “Her şey gezegenlerin konumu yüzünden’’ diyordu Erkovan. O sebepten mi yoksa başka nedenle mi bilmem, ama önemli bir mevzu bence de.

Kulis

“Jack London’ın Unutulmaz Bir Romanını 40 Yıl Sonra İngilizce Aslından Çeviriyoruz”

Henüz bir yaşını doldurmamış bir yayınevi Kutu Yayınları. Hikâyesini anlatır mısınız?

ŞahaneBirKitap

Birkaç sene önce, yazar arkadaşlarla oturup şu meseleyi tartışmıştık: Yazdıklarımızı hiç kimsenin okumayacağını bilsek, yine de yazar mıydık? “Okur” olmadan yazdıklarımız bir işe yarar mıydı? Hele ki okuruyla konuşan, okuru da kurmacanın içine davet eden, hatta onu hikâyesinin bir kahramanı haline getiren yazarlar ne yapardı okur olmasa?

Editörden

Doksanlı yılların sonu olmalı. Yaşadığım taşra şehrinde sadece bir tane olan müzik mağazasına gidip gelip Pink Floyd’un The Dark Side of the Moon albümünü soruyordum sürekli, geldi mi gelmedi mi diye… Çünkü müziğin bir kaset ya da CD marifetiyle dinlendiği zamanlardı ve sevdiğiniz bir grubun albümünün çıktığını duymanız ayrı dert, o albümün sizin yaşadığınız şehre ulaşması ayrı dertti.