Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Bilmediğiniz haliyle bilimkurgu




Toplam oy: 903
Dünyayla ve insanların yaşam koşullarıyla ilgili hassasiyetlerini hiç yitirmeyen Cory Doctorow, yeni yüzyılın distopik koşullarında umudun özgür yaratıcı gençler olduğunu göstermektedir. Viva Nerds!

 

 

Bilim kurgu son yıllarda artık kendini 'sıkı okurlar'a da kabul ettiren bir tür haline geldi. (Londra’daki British Library, yaz boyunca Bu Dünyanın Dışında: Bilmediğiniz Haliyle Bilim Kurgu adı altında bu türü, okurlarına tüm yönleriyle sergilemeye karar vermiş. 20 Mayıs’ta kapılarını açacak olan sergiyi 25 Eylül’e dek devam edecek). Ne yazık ki bilim kurgu bazılarının sandığı gibi dünyanın çalkantılarından kaçmak için kullanılabilecek bir tür değil; hatta distopyaların yoğunluğu göz önünde bulundurulduğunda, günümüz çatışmalarını aratabilecek bir yoğunluk bile söz konusu olabilir.

 

Elbette genelde bilim kurgu yazarları gerçek dünyadan daha insaflı davranır ve en koyu karanlıkta bile okurlara kahramanları üzerinden umut ışığını yakarlar. Ray Bradbury kitapların yasaklandığı dönemde ezbercilerden oluşan bir halk kurgularken, Margaret Atwood dünyanın sonunda bile yeni insanların varlığını sürdüreceğine inanır. Bugün bizim şahit olduğumuz kaosun boyutları henüz küçük bile olsa, bazen kendimizi olabildiğince karanlıkta hissedebiliyoruz, bu nedenle bilim kurgu yazınının olasılıklarına bakmak her zaman ufuk açıcı oluyor.

 


Siberpunk'un arka bahçesi

 

Son günlerde internet yasakları, kitap avları okurların gündemindeyken, Kanadalı genç bir yazara başvurma ihtiyacı duydum. Cory Doctorow’a. Kendisini bilim kurgu yazarı, eylemcisi, gazetecisi ve blog yazarı olarak tanıtıyor. boinboing.net  sitesine ve Guardian, New York Times, Publishers Weekly, Wired gibi yayınlara katkıda bulunuyor. Teknolojiyle ilgili kurallar, politikalar, standartlar ve anlaşmalar açısından özgürlükleri gözeten Elektronik Sınır Vakfı’nın Avrupa İşleri direktörlüğü görevini yapmış. Britanya’daki Açık Üniversite’de ve Kanada’daki Waterloo Üniversitesi’nde dersler vermiş. Yazdığı kitapları bilindik yayınevlerinden yayımlanmakla kalmıyor, creative commons lisansı altında internette de yayımlanıyor, böylece okurlarının yapıtlarını istedikleri gibi kullanmalarına izin veriyor. Henüz birkaç kere aday olduğu Hugo ve Nebula ödüllerini kazanamasa da, Locus ve Sunburst ödüllerini birkaç kere kazanmış.

 

En ünlü romanı 2008’de yayımladığı Little Brother, bir grup tekno-gencin ABD’de gerçekleşen bir terör saldırısı ertesi hükümetin iletişim özgürlüğünü kısıtlamasına muhalefet ederek ortaya koyduğu mücadeleleri kurguladığı yapıtı kendisine sadece bilim kurgu alanında değil, iletişim teknolojilerinin ve bilgisayarların yoğun olarak ele alındığı bir alt türü siberpunk’un önemli isimlerinden biri haline getirdi. Gençler için yazdığı romanlarda kendisini anlayacak teknolojik gençlere seslenerek geniş bir okuyucu kitlesi yetiştiriyor aynı zamanda. Yetişkinlerinin gözünün altında, mobil cihazları ve bilgisayarlarıyla kendilerine kurdukları özel dünyada, kendi “arka bahçelerinde” Doctorow’la karşılıklı esinleniyorlar.

 

 

Ekonomik bilim kurgu Makers

 

Ursula K. Le Guin’in bir keresinde belirttiği gibi, gerçekçi romanların yapısı ahlâki ve psikolojik özelliklerden kaynaklanırken, bilim kurgununki ahlâki ve entelektüel özelliklerden kaynaklanır. Bu bakımdan Doctorow’un hacker etiğine sahip olduğunu ve yeni teknolojinin ekonomik sonuçları üzerine bol bol beyin jimnastiği yaptığını söyleyebiliriz. 2009’da yayımladığı Makers adlı kallavi romanında, Yeni İş adıyla tanımladığı inovasyona yüklenen, zeki yaratıcıların üretimin asıl itici gücü haline geldiği, nesne üretiminin artık fabrikalar yerine tüketicilerin evlerinde gerçekleştiği bir ekonomik atılımı anlatır Doctorow. Kodak, Duracell gibi büyük işletmeler bile birleşerek üretimlerini bu Yeni İş’e alırken, fabrikalarındaki tüm çalışanları işten çıkarıp, yerlerine deha gençlerden oluşan küçük birimler oluştururlar. Roman boyunca da bu birimlerden birini, ağırlıklı olarak teknolojik blogu yazarı bir kadının gözünden takip ederiz. Zaten geleneksel medyalar da bu Yeni İş döneminde dayanamazlar ve enformasyon artık mobil cihazlar üzerindeki bağımsız ya da şirketler için çalışan blog yazarları tarafından dağılmaktadır.

 

Takip ettiğimiz genç dehalar roman boyunca 3 boyutlu nesne üreten yazıcılardan yola çıkarak sayısız inovasyon yaratırlar. Üstelik oldukça iyi niyetli olan bu yaratıcılar, etraflarındaki gittikçe yoksullaşan ve düzensizleşen Amerikan toplumunun da yaratımına katkıda bulunduklarının farkında bile değillerdir: Büyük fabrikaların ve satış merkezlerinin kapanması sonucunda ülke çapındaki alışveriş merkezleri terk edilmiş, insanlar işlerini ve sigortalarını kaybettikçe evsizleşmiş ve gecekondu mahallelerinde yeniden organize olmaya başlamışlardır (bu bilim kurgunun nasıl gelecekten bahsettiğini anlamak güç olabilir biz üçüncü dünyalı okurlara, hatta biz gelecekte mi yaşıyormuşuz meğer diye sordurtabilir).

 

Durmadan daha liberal ve zeki fikirlerle ortaya çıkan Yeni İş adamlarının kurguladığı dünya, elbette Şirket Hukukçuları ve sayısız bahaneyle agresif biçimde saldıran Güvenlikçiler’den azâde değil. Roman boyunca –geek veya nerd olarak adlandırılan- sevimli ve saf yaratıcılarımızı, bilgi ve teknolojiyle oynamaktan başka bir şey düşünmeyen gençleri, farklı meselelerde kodamanlar tarafından kıstırılırken görebiliriz: Gecekonduları yanan evsizleri kendi kaldıkları rezidanslara almaya çalıştıklarında polis tarafından müdahale edilir; Yeni İş’in yükselişi ve çöküşünü anlattıkları Eğlence Parkları Disney Şirketi’nin telif hakkı ihlalleri suçlamasıyla yine polis tarafından mühürlendiğinde direnmeye kalktıklarında gazlanıp dövülürler vs. Ne kadar da günümüze benziyor değil mi? Neo-liberal politikalarla polis devleti birleşince, ekonomik kazananların özgürlükçülere tahammülü kalmıyor.

 


Viva Nerds!


 

Roman bir yandan da Doctorow’un telif mücadeleleri esnasında yaşadıklarını yansıtıyor. Yaratıcıların sadece yapıt yaratmakla ilgilendikleri, bu yapıtların ürünleştirilmesini umursamadıkları, telif kanunlarından azâde bir dünya düşledikleri savından yola çıkarak (90’ların internet dünyasının nasıl kurumlar tarafından parsellendiği ve telif avcıları tarafından yaratıcıların kovulduklarını görünce) tıpkı romanda olduğu gibi kendilerinin de kurumsallaşmaları gerektiğini fark eder bir grup telif özgürlükçüsü eylemci. Creative Commons fikri buradan doğar ve Doctorow, üretmenin yanı sıra Dijital Haklar Yönetimi, bilgisayardan bilgisayara dosya paylaşımı gibi meselelerde aktif rol oynamak durumunda kalır.

 

Ekonomik bilim kurgular yaratan Doctorow, 2010 mayısında yayımladığı For The Win adlı gençlere yönelik romanında, mmorpg adıyla bilinen devasa online bilgisayar oyunlarının dünyasına eğilirken, geçtiğimiz günlerde de öykü kitabı With A Little Help’i yayımladı. Kanadalı Troçkist bir öğretmen ailesinin çocuğu olarak, dünyayla ve insanların yaşam koşullarıyla ilgili hassasiyetlerini hiç yitirmeyen Cory Doctorow, yeni yüzyılın distopik koşullarında umudun özgür yaratıcı gençler olduğunu göstermektedir. Viva Nerds!

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Karlofça Antlaşması ile Balkan Savaşları arasındaki felaketler silsilesinin haddi hesabı yok. Bizim Rumeli dediğimiz diyarın Balkanlaşmasının hikâyesi ise ciltlere, kütüphanelere sığmayacak bir facialar silsilesi. Elbette bu facialar silsilesinin kolektif hafızaya sinmiş nice uzantısı var. Peki, edebiyatımız bu izlerden ne kadar yararlanabiliyor?

Kütüphaneler, çok eski zamanlardan matbaanın bulunuşuna ve günümüze toplumların zenginlik göstergelerinden biri olmuştur.

Ölüm hayatın bakiyesidir. Hayatın sonunu değil hayatın bir başka veçhesini karşılar. Elde kalan ne varsa onunla gideriz ölüme. Bu açıdan ölen bir insan için kullanılan “hayatını kaybetti” lafı bomboş bir laftır. Hayat bir başka sayfada olanca tazeliğiyle devam etmektedir çünkü. Ölüme dair anlatılarda ölüm ve ölüm sonrası başlığı öne çıkar. Ya ölüm öncesi?

Bilmem farkında mısınız? Sosyal medyaya bakıyorum, kitap eklerini okuyorum, kitap satış sitelerinin yeni çıkan listelerine göz atıyorum, kitabevlerinde çocuk kitapları raflarını inceliyorum. Hepsinde aynı sonuç: Çocuk şiirleri kitapları yok denecek kadar az… Çıkan çocuk şiirleri kitapları da gereken ilgiyi hak etmiyor.

Hiç seyahatname okumamış birine bunun keyfini anlatmak zor. Gediklisinin, zaten rastladığı kitaba bir göz atmadan geçip gitmesi ihtimal dışı. Zira, sanki özünde, okurunu kendine çeken bir zıt kutbu taşır seyahatnameler. Hele de, zihne kentleri adamakıllı kurma imkanı verebilenler.

 

Kulis

Yunus Emre Tozal: Chicago’nun kütüphaneleri

ŞahaneBirKitap

Prof. Dr. Yaşar Çoruhlu’nun Türk Sanatında Hayvan Sembolizmi Ötüken Neşriyat tarafından yayımlanan 3. baskısıyla okurlarla buluştu. Bu baskıyı öncekilerinden ayıran en önemli fark, bu kez eserin iki cilt halinde ve genişletilmiş şekliyle yayınlanması. Uzun süre alanındaki tek kaynak olan bu kitap tartışmasız biçimde hâlâ alanındaki en önemli eser olma özelliğini koruyor.

 

Editörden

Kadın kahramanlar içinde bazıları var ki, yıllar önce okumuş olmama rağmen halen onların hayatlarını merak ederim. Her okuyuşta farklı bir keşif, yeni bir detay, daha önce hiç fark etmediğim bir ayrıntı dikkatimi çeker ve buna şaşırır dururum. Eskiden okuduğum bir romana dönmek, eski bir arkadaşıma merhaba demeye benzer.