Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

C.S. Lewis'ten yazarlık üzerine beş kural




Toplam oy: 438

Birçoğumuzun Narnia Günlükleri ile tanıdığı bir yazar C.S. Lewis. Yakın dostu J.R.R. Tolkien ile birlikte fantastik edebiyatın en önde gelen isimlerinden biri aynı zamanda. Otuzdan fazla esere imza atan Lewis aynı zamanda bir eğitimciydi, dünyanın en prestijli üniversitelerinden biri olan Oxford Üniversitesi'nde de İngiliz edebiyatı üzerine dersler veriyordu. Yani C.S. Lewis genç insanlarla bir hayli içli dışlıydı. Öğretmenlik görevinin yanı sıra hemen her gün genç hayranlarından mektuplar alıyordu ünlü yazar. Bu mektupları cevaplarken de bir hayli özenli davranıyordu. Hatta bu mektupların bir kısmı Letters to Children adlı bir kitapta da toplanmıştı.

 

 

 

C.S. Lewis'in en sık yazıştığı hayranlarından biri de yazara Amerike Birleşik Devletleri'nden mektuplar gönderen Joan adlı bir genç kızdı. Yazar ve genç hayranı arasında 1954 yılında başlayan yazışmalarda ikili karşılıklı olarak yirmiden fazla mektup kaleme almıştı. Bu mektuplardan birinde usta yazar genç takipçisine kendi yazarlık serüveninde uyguladığı beş kuraldan bahsediyordu. İşte C. S. Lewis'in beş yazarlık kuralı:

 

1. Dili her zaman anlatmak istediğiniz şeyi olabildiğince açık ifade edecek ve cümlelerinizden başka bir anlam çıkarılamayacak şekilde kullanın.

 

2. Uzun ve müphem sözcükler yerine her zaman sade ve doğrudan sözcükleri tercih edin. Vaatleri yerine getirmeyin ama onları her daim koruyun.

 

3. Eğer durumu somut sözcüklerle anlatabiliyorsanız soyut sözcükleri tercih etmeyin. "Daha çok insan öldü," demek istiyorsanız bunun yerine "Ölüm oranı yükseldi," demeyin.

 

4. İzah ettiğiniz şeyler hakkında nasıl hissetmemizi istediğinizi söylemekten başka işe yaramayan sıfatlar kullanmayın. Bir şeyin korkunç olduğunu söylemek yerine bizi dehşete düşürecek açıklamalar yapın. Ne kadar keyifli olduğunu söylemeyin, yazdıklarınızla bize keyif verin. Bu tür sözcükler kullanmak ( korkunç, harika, iğrenç, nefis gibi sözcükler) okura " Lütfen benim yerime benim işimi yapar mısınız?" demek gibidir.

 

5. Konuya fazla "büyük gelen" sözcükler kullanmayın. "Çok" demek yerine "sonsuz ölçüde" demeyin, aksi halde gerçekten sonsuz bir şeyden bahsetmek istediğinizde kullanacak bir sözcük bulamazsınız.

 

 

 

 


 

 

 

 

Kaynak: Writing Cooperative

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Vazgeçebileceğimizi değil de tercih edebileceğimizi düşünmek ne kadar aldatıcı? Her şeyden umudunu yitirmiş birini görüyorsanız belki hırslarına belki beklentilerine küsmüştür ama en çok da bir tercih yapabileceğine inanmıştır. İnsan en çok tercih edemeyince anlamını yitiriyor olmalı vazgeçince değil. O yüzden vazgeçebileceğimiz şeylerin ne kadar fazla olduğunu görünce dehşete kapılıyoruz.

“Şiir masumluğun yeniden ele geçirilmesidir” der Octavio Paz. Bunun için başlangıca yani söze gideriz. Üstü örtülmüş bir güzelliği yeniden görünür kılmak için sözün hakkı bizi beklemektedir. Mustafa Köneçoğlu’nun sekiz yıl sonra yeniden basılan ilk kitabı Söz Hakkı, bir şairin gerçeklikle ve dünyayla kurduğu bağın hem oluş hem de eriş sancılarına odaklanan bir şiirler toplamı.

Lydia Davis, yazdığı mikro, kimi zaman birer cümleden oluşan öyküleriyle tanınıyor. Proust, Blanchot, Flaubert gibi isimleri Fransızcadan İngilizceye çeviren Davis, Deha Bursu olarak da bilinen MacArthur Bursu’nun da sahibi.

İnsanlık serüvenimizde ciddi kırılmaları tecrübe ettiğimiz bir çağda yaşıyoruz. Dijital devrim sadece alışkanlıklarımızı değil gerçekliği algılama ve yorumlama biçimimizi de temelden sarsıp deyim yerindeyse kararsızlaştırıyor. Bütün bu karmaşada hikâyeler de akacakları yeni yollar aramaktan geri durmuyor.

“Şairin hayatı şiire dâhildir” sözünü kullanan Cemal Süreya ise bunu poetik bir tespit olarak okuyup geçmek mümkün değil. Eserleri kadar hayatı da okuyucusunun her zaman ilgisini çekmiş, edebi kamunun konusu olmuş bir şairden söz ediyoruz.

Kulis

(Ahmet Edip Başaran) Şiirin Söz Hakkı

ŞahaneBirKitap

Tam bir İstanbul çocuğu olan, Alaattin Karaca’nın tanımlamasıyla “üstünde başında, sesinde soluğunda ‘eski bir İstanbul’dan rayihalar taşıyan” yazar Cem Sancar 82 denemeden oluşan yeni kitabı “Her İnsan Bir Ayet’te çocukluğunun İstanbul’unu, şehrin sokaklarını, lezzetlerini, mevsimlerini insanlarını kendine özgü muzip diliyle anlatıyor.

Editörden

Çocukken, Karadeniz’in insana sanki bir asır sürecek kadar uzun gelen ve kesilmeden yağan yağmurlarını izler, can sıkıntısından kurtulmak için kitaplara kaçardım. Yağmur yağdıkça, üzerime hikâyeler de yağardı aslında. Sahi, neye, neyimize yarardı hikâyeler.