Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

C.S. Lewis'ten yazarlık üzerine beş kural



İyi
Toplam oy: 414

Birçoğumuzun Narnia Günlükleri ile tanıdığı bir yazar C.S. Lewis. Yakın dostu J.R.R. Tolkien ile birlikte fantastik edebiyatın en önde gelen isimlerinden biri aynı zamanda. Otuzdan fazla esere imza atan Lewis aynı zamanda bir eğitimciydi, dünyanın en prestijli üniversitelerinden biri olan Oxford Üniversitesi'nde de İngiliz edebiyatı üzerine dersler veriyordu. Yani C.S. Lewis genç insanlarla bir hayli içli dışlıydı. Öğretmenlik görevinin yanı sıra hemen her gün genç hayranlarından mektuplar alıyordu ünlü yazar. Bu mektupları cevaplarken de bir hayli özenli davranıyordu. Hatta bu mektupların bir kısmı Letters to Children adlı bir kitapta da toplanmıştı.

 

 

 

C.S. Lewis'in en sık yazıştığı hayranlarından biri de yazara Amerike Birleşik Devletleri'nden mektuplar gönderen Joan adlı bir genç kızdı. Yazar ve genç hayranı arasında 1954 yılında başlayan yazışmalarda ikili karşılıklı olarak yirmiden fazla mektup kaleme almıştı. Bu mektuplardan birinde usta yazar genç takipçisine kendi yazarlık serüveninde uyguladığı beş kuraldan bahsediyordu. İşte C. S. Lewis'in beş yazarlık kuralı:

 

1. Dili her zaman anlatmak istediğiniz şeyi olabildiğince açık ifade edecek ve cümlelerinizden başka bir anlam çıkarılamayacak şekilde kullanın.

 

2. Uzun ve müphem sözcükler yerine her zaman sade ve doğrudan sözcükleri tercih edin. Vaatleri yerine getirmeyin ama onları her daim koruyun.

 

3. Eğer durumu somut sözcüklerle anlatabiliyorsanız soyut sözcükleri tercih etmeyin. "Daha çok insan öldü," demek istiyorsanız bunun yerine "Ölüm oranı yükseldi," demeyin.

 

4. İzah ettiğiniz şeyler hakkında nasıl hissetmemizi istediğinizi söylemekten başka işe yaramayan sıfatlar kullanmayın. Bir şeyin korkunç olduğunu söylemek yerine bizi dehşete düşürecek açıklamalar yapın. Ne kadar keyifli olduğunu söylemeyin, yazdıklarınızla bize keyif verin. Bu tür sözcükler kullanmak ( korkunç, harika, iğrenç, nefis gibi sözcükler) okura " Lütfen benim yerime benim işimi yapar mısınız?" demek gibidir.

 

5. Konuya fazla "büyük gelen" sözcükler kullanmayın. "Çok" demek yerine "sonsuz ölçüde" demeyin, aksi halde gerçekten sonsuz bir şeyden bahsetmek istediğinizde kullanacak bir sözcük bulamazsınız.

 

 

 

 


 

 

 

 

Kaynak: Writing Cooperative

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Kelimelerle ilişkimi şöyle tarif edebilirim; ‘Kelimelerin kalbi’ne şiir yazarak girmek... Tanpınarca söylersem ben de önce kelimeleri öğreniyorum, sonra da yaşadıkça anlamlarını. Ve şu: Bazı kelimeleri işaret ettikleri şeyden daha çok seviyorum.

 

 

 

 

Sinik Bir Başkaldırı: Edebiyat Ehlileştirilmeye Karşı


İlk karşılaşmamızda ne benim henüz yayımlanan bir metnim vardı ne de Aykut Ertuğrul’un ilk öykü kitabı raflara düşmüştü. Yayın yönetmenliğini üstlendiği “Ğ” dergisine değerlendirilmesi için gönderdiğim bir öyküyle başlayan edebiyat sohbetimizde yılları devirdik. Sanırım en kıdemli okurlarından biriyim. Bir eleştiri yazısına da bu kadar duygusallık yeter.

 

Roman edebiyatın bukalemunudur. Kanonik olmayan doğası gereği, kılıktan kılığa girme becerisine sahiptir. Bu durum roman kuramına, eleştirisine de yansır. Öyle ki her romanı, romancıyı aynı şekilde açıklayacak bir inceleme yöntemi bulamayız. Romancılığı tartışma götürmez isimler bile ifratla tefrit arasında gidip gelen yorumlara maruz kalabilir.

Söyleşi

100. sayımızdan itibaren başladığımız Yayınevi Hikâyeleri’nde bu ay İz Yayınları editörü Hamdi Akyol var. Akyol, yayıncılık tarihimizin kilometre taşlarından olan İz Yayınları’nın kuruluşunu, daha çok hangi kitapları bastıklarını ve günümüz yayıncılık ortamının durumunu değerlendirdi.

 

ŞahaneBirKitap

“Tıp gerçek bir kütüphanedir, ama doğru biçimde okunması gerekir” cümlesinden yola çıkan Kütüphanedeki Beden, Charles Dickens’tan Franz Kafka’ya, Virginia Woolf’tan Susan Sontag’a, John Berger’dan Oliver Sacks’e uzanan bir yelpazeyle zenginleşen, tıbbın toplumsal tarihini edebiyat aracılığıyla aydınlatan bir antoloji.

Editörden

 

Günümüz İngiliz romancılarından Ian McEwan’ın Soğuk Savaş döneminin “edebiyat cephesi”ni anlattığı ilginç bir romanı var; Bir Parmak Bal. Ülkemizde de yayınlanan roman bir anlamda birbirine benzemeyen üç ilgi çekici konuyu garip bir kurgu etrafında bir araya getiriyor: Gizli servis, edebiyat ve aşk.