Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

C.S. Lewis'ten yazarlık üzerine beş kural




Toplam oy: 342

Birçoğumuzun Narnia Günlükleri ile tanıdığı bir yazar C.S. Lewis. Yakın dostu J.R.R. Tolkien ile birlikte fantastik edebiyatın en önde gelen isimlerinden biri aynı zamanda. Otuzdan fazla esere imza atan Lewis aynı zamanda bir eğitimciydi, dünyanın en prestijli üniversitelerinden biri olan Oxford Üniversitesi'nde de İngiliz edebiyatı üzerine dersler veriyordu. Yani C.S. Lewis genç insanlarla bir hayli içli dışlıydı. Öğretmenlik görevinin yanı sıra hemen her gün genç hayranlarından mektuplar alıyordu ünlü yazar. Bu mektupları cevaplarken de bir hayli özenli davranıyordu. Hatta bu mektupların bir kısmı Letters to Children adlı bir kitapta da toplanmıştı.

 

 

 

C.S. Lewis'in en sık yazıştığı hayranlarından biri de yazara Amerike Birleşik Devletleri'nden mektuplar gönderen Joan adlı bir genç kızdı. Yazar ve genç hayranı arasında 1954 yılında başlayan yazışmalarda ikili karşılıklı olarak yirmiden fazla mektup kaleme almıştı. Bu mektuplardan birinde usta yazar genç takipçisine kendi yazarlık serüveninde uyguladığı beş kuraldan bahsediyordu. İşte C. S. Lewis'in beş yazarlık kuralı:

 

1. Dili her zaman anlatmak istediğiniz şeyi olabildiğince açık ifade edecek ve cümlelerinizden başka bir anlam çıkarılamayacak şekilde kullanın.

 

2. Uzun ve müphem sözcükler yerine her zaman sade ve doğrudan sözcükleri tercih edin. Vaatleri yerine getirmeyin ama onları her daim koruyun.

 

3. Eğer durumu somut sözcüklerle anlatabiliyorsanız soyut sözcükleri tercih etmeyin. "Daha çok insan öldü," demek istiyorsanız bunun yerine "Ölüm oranı yükseldi," demeyin.

 

4. İzah ettiğiniz şeyler hakkında nasıl hissetmemizi istediğinizi söylemekten başka işe yaramayan sıfatlar kullanmayın. Bir şeyin korkunç olduğunu söylemek yerine bizi dehşete düşürecek açıklamalar yapın. Ne kadar keyifli olduğunu söylemeyin, yazdıklarınızla bize keyif verin. Bu tür sözcükler kullanmak ( korkunç, harika, iğrenç, nefis gibi sözcükler) okura " Lütfen benim yerime benim işimi yapar mısınız?" demek gibidir.

 

5. Konuya fazla "büyük gelen" sözcükler kullanmayın. "Çok" demek yerine "sonsuz ölçüde" demeyin, aksi halde gerçekten sonsuz bir şeyden bahsetmek istediğinizde kullanacak bir sözcük bulamazsınız.

 

 

 

 


 

 

 

 

Kaynak: Writing Cooperative

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

EFSANELERDEN KURGUSAL EDEBİYATA EDEBİYATIN BAŞ KÖŞESİNDE: KEDİ

 

Bern’deki Paul Klee Müzesi’nde Klee’nin hayvanları konu eden eserleri sergileniyor. Klee’nin çektiği fotoğrafların döndüğü kısımda epey zaman kalıyorum, en az sergiyi gezdiğim süre kadar - fotoğraflar içime işliyor; sevgi dolu ve sakin. Ressamın deklanşörünün karşısında ise sadece kediler var.

“Yatağımda uzanırken dağ tırmanışıyla ilgili bir kitap okumak hoşuma gidiyor” diye yazıyor Jeanette Winterson. Nan Shephard’ın The Living Mountain (Yaşayan Dağ) adlı biyografik-coğrafi keşif kitabından söz ediyor.

 

Ülkemizde ideolojik, tek yanlı, ticari bir çeviri ortamının varlığını söylemek mümkün. Örneğin bu çeviri anlayışı nedeniyle Balkan, Türki Cumhuriyetler, Afrika, Arap, Uzak Doğu edebiyatından Türkçeye çok az kitap çevrildiğini görüyoruz. Kültürel, tarihsel yakınlığımız olan ulusların, toplulukların edebiyatını bilmiyoruz.

Patricia Higsmith’i nasıl bilirsiniz? Gerilim/cinayet/ polisiye romanlarının kraliçesi gibi basmakalıp laflarla da adını anıp geçebiliriz elbette. Oysa bu türlerin edebiyat dünyasında bugünkü konumunu kazanmasında öncü isimlerden biri o.

Güney Amerika ülkelerinin meşhur edebiyat ortamlarında ateşli tartışma konuları vardır; “Marquez mi büyüktür yoksa Asturias mı?”

 

Söyleşi

EFSANELERDEN KURGUSAL EDEBİYATA EDEBİYATIN BAŞ KÖŞESİNDE: KEDİ

 

Bern’deki Paul Klee Müzesi’nde Klee’nin hayvanları konu eden eserleri sergileniyor. Klee’nin çektiği fotoğrafların döndüğü kısımda epey zaman kalıyorum, en az sergiyi gezdiğim süre kadar - fotoğraflar içime işliyor; sevgi dolu ve sakin. Ressamın deklanşörünün karşısında ise sadece kediler var.

ŞahaneBirKitap

Kardeşlik köprüydü, herkes yerinde durdukça yıkılmayacak bir köprü, ayakları ayaklarımız olan. İki yakamız bir arada olacaktı sabit oldukça kademlerimiz. Kardeşlik perdeydi, ayrı düşsek de yırtmayacağımız bir perde, sinema perdesi değildi fakat başkalarının üzerinde kendi filmlerini oynatacağı.

 

Editörden

Edebiyat en basit anlamıyla insanı ilgilendirse de, ilk edebi eserlerden günümüze, başka canlıların da alanı olmuştur. Dönüp baktığımda, edebiyatın dünyayı ve insandan yola çıkarak hakikati anlama, anlatma becerisi başımı döndürüyor.