Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Edebi hayvanlarla tanışma vakti




Toplam oy: 1367

Bir kitabı elimize aldığımızda tanışacağımız karakterlerin insani özelliklere sahip olmalarını bekleriz. Hayvanlar ise bu konuda çoğunlukla arka plana itilirler çünkü hayvani özellikler daha çok metaforlar aracılığıyla anlatılır. Bu yüzden onları sadece fabllara, masallara ya da çocuk edebiyatına ait karakterlermiş gibi zannedebiliriz. Ancak durum pek de sandığımız gibi değil. Kanon eserlerden günümüze pek çok kitap tam tersine hayvanları ön plana alıp insani özellikleri bir kenara itiyor. Bu eserlerde hayvanlar, insanlığın içinde bulunduğu aciz duruma, sürüklendiği o umutsuz geleceğe adeta ışık tutuyor.

 

İnternet gazetesi The Huffington Post’tan Howard L. Anderson bizlere hayvanların baş karakter olduğu dokuz kitap sıralamış. Kitaplardaki hayvanlar her ne kadar farklı, tehlikeli ve sıradışı görünseler de bir o kadar da bizdenler. Çünkü asıl anlatılan onların hikayesi değil bizim hikayemiz.

 

 

 


 

 

Hayvan Çiftliği – George Orwell: Politik alegorinin sayılı örneklerinden Hayvan Çiftliği, Stalin döneminde yükselen siyasi yozlaşmayı ve Rus devriminin başarısızlıklarını anlatıyor. Kitapta Sovyet dönemini domuzlar, ülkeleri ise insanlar temsil ediyor.

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

Kujo – Stephen King: King’in 1981 basımı korku romanı, Kujo isimli köpeğin bir yarasa tarafından ısırıldıktan sonraki değişimini anlatıyor. İçgüdünün ve gücün sorgulandığı kitap 1983 yılında sinemaya uyarlanmış.

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

Martı Jonathan Livingston – Richard Bach: Martı Jonathan Livingston’un hayatını, İkarusvari uçma hevesini anlatan kitap aynı zamanda yaşam mücadelesini manevi bir perspektiften gözler önüne seriyor.

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

Kral Fare – China Miéville: Yarı fare karakterimiz Saul ile Londra’nın yeraltı dünyasında fantastik bir gezintiye çıkıyoruz. Miéville, Kral Fare ile fantazinin ve mitolojinin o benzersiz uyumunu karanlık güçlerle birleştirmeyi başarıyor.

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

Maus: Hayatta Kalanın Öyküsü – Art Spiegelman: İki seriden oluşan çizgiroman, Spiegelman’ın soykırım döneminde sağ kurtulan babasının hikayesini anlatıyor. Pulitzer ödülünü kazanan bu ilk çizgiromanın karakterleri: Yahudi fareler, Nazi kediler ve Polak domuzlar.

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

Vahşetin Çağrısı – Jack London: İnsanın doğaya, özgür iradenin kadere karşı çatışmasını anlatan başyapıt, tıpkı Kujo gibi değişimin sembolü olan Buck’ın doğaya karşı verdiği mücadeleyi ve uyum sürecini anlatıyor.

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

Fare Kardeşliği II – Güz 1152 – David Petersen: Eisner ödüllü çizgiroman insanların olmadığı bir orta çağda duygusal farelerin hikayesini anlatıyor. Fareler arasındaki kardeşlik ve yardımseverlik duygusunu başarılı çizgilerle aktaran çizgiroman 2008 yılında rol yapma oyununa uyarlanmış.

 

 

 

 


 

 

 

 

 

Bruno Littlemore’un Evrimi – Benjamin Hale: Amerikalı yazarın ilk romanı Bruno Littlemore adında bir şempanzenin sahibiyle cinsel ilişkiye girmesini anlatıyor. Yazar, Littlemore’un esaret günlerinden insani değişimine kadar olan süreci cinayet ve hayvansallık temalarıyla süslüyor.

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

Üstat ile Margarita – Mikhail Bulgakov: 20. Yüzyılın en önemli eserlerinden kabul edilen Üstat ile Margarita’da Şeytan, Sovyetler Birliği seyahatine çıkıyor. Sovyet döneminin eleştirisi niteliğindeki kitap, gerçeküstü öğelerle gerçeğin tüm yönleriyle farkında olmamızı sağlıyor.

 

 

 

 

Çeviren: Serter Akyol

 

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

-Kimsin?

-Anneannemin torunuyum.

 

Divan Edebiyatı, sahibi meçhul bir kavram. Her halükârda 20. yüzyılın başında ortaya çıktığı konusunda bir tartışma yok. İskoçyalı oryantalist Elias John Wilkinson Gibb’in 1900 yılında yayınlanan Osmanlı Şiiri Tarihi kitabında bu kavrama hiç yer verilmez. Hepsi batılılaşma döneminde düşünülen isim alternatiflerinden biridir “Divan Edebiyatı”.

Arap coğrafyasında üretilen roman, öykü ve şiirler son yıllarda edebiyat gündeminde karşılık buluyor. Avrupa başta olmak üzere Batı’da düzenlenen büyük ve uluslararası kitap fuarlarındaki temsiliyetin güçlenmesi, en yeni eserlerin prestijli birçok ödüle değer görülmesinin bu ilgideki payı büyük elbette. Batı’nın doğuyu gördüğü “egzotik göz”le romantize edilemeyecek bir yükseliş bu.

Yirminci yüzyıl başlarında İngiltere genelinde Müslümanlara yönelik hasmane tavırlar öne çıkarken, İslam’ı seçenlerin sayısında da gözle görülür bir artış söz konusudur. İslam’la müşerref olan bu şahsiyetler, yeri geldiğinde İslam dünyasının savunucuları olarak da önemli faaliyetlerde bulunmuşlardır.

Günümüz Türk şiirinin derviş kalem şairlerinden Said Yavuz’un üçüncü kitabı Üşüyen Eller Divanı Muhit Kitap’ın şiir kitaplığından okura sunuldu. Kitapta 24 şiir bulunuyor, buna dervişin bir günü diyebiliriz. Sıkıntısı olan birinin, isyan etmeden, kırmadan ve kızmadan; insan olma vasfını koruyarak ruhundaki yarayı paylaşmasına şahitlik ediyoruz.

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Kaan Burak Şen, yavaştan genç yazar olarak anılmanın sonuna doğru geliyor; Mutlu Kemikler üçüncü kitabı… Kafası bir hayli tuhaf. Şimdilerde bir roman yazdığı da söyleniyor, fakat öncesinde belirtmekte fayda var: Mutlu Kemikler öykü derlemesi henüz çıktı, pek başka bir kitaba benzetilecek bir havası da yok bu kitabın.

Editörden

Tıp ve edebiyat ilişkisi, tıbbın insanla olan ilişkisi gibi tarih boyunca şekil değiştirmiş, her dönem yeni yaklaşımlarla genişlemiştir. Tıbbın tarihi, insan acılarının da tarihidir aslında. Edebiyatın içinde kapladığı yer, diğer bilim dallarından hep daha büyük olmuştur tıbbın.