Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Elbiseyi doldurmak




Toplam oy: 662
Hep ne istediğini bilen ve her albümünde yeni arayışlara giren PJ Harvey'in yeni albümünü de, şiir kitabını da sabırsızlıkla bekliyorum.

Polly Jean Harvey, popüler müzik dünyasına 1992’deki Dry albümüyle girdiğinden beri hep iyi müzik yaptı. Belki bazı albümleri (örneğin Uh Huh Her) biraz daha zayıftı ama “iyi müzik” dedirtebilecek her şey, neredeyse hep oradaydı. Benim kendisini severek dinlemem içinse Dry’ın üzerinden yirmi yıla yakın bir zaman geçmesi gerekti. 2007’deki piyanolu, otobiyografik başyapıt White Chalk kapıyı aralamıştı ve sonrasında A Woman A Man Walked By iyi gelmişti, ama esas 2011’deki Let England Shake ile birlikte PJ Harvey pikabımda ivme kazandı. Şimdi, yeni albümünü de, şiir kitabını da sabırsızlıkla bekliyorum.

 

PJ Harvey 2011’e kadar “kadının cinsel arzusu, gücü ve zayıflığı” hakkında şarkılar yazdı, diyerek bir genellemeye gitmek gereksiz olur belki ama yanlış olmaz. Bu durumda erkek, merkezin hemen yanında, kadının üzerinde bıraktığı etkiyle vardı hep. Dışavurum ise genelde çiğ, çıplak ve süssüz bir halde, bir uçtan diğerine savrularak gerçekleşiyor ve PJ’in imajını ve öyküsünü belleklere yerleştiriyordu. “Şu çocuk taşıyan baldırlarıma, şu güçlü kollarıma bak,” denirken, “Onu memnun edebilecek şekilde giyinmemin bir yolu olmalı,” sorusu sorulabiliyordu. “Bırak da kanayana kadar sıvazlayayım onu,” diyen ses, “Tek oğlunu görmenin zamanı gelmedi mi sence?” diye çınlayabiliyordu. Joni Mitchell, Suzanne Vega, Tracy Chapman hattının değil de Liz Phair’in, Kristin Hersh’ün, Tori Amos’un yürüdüğü yolun yolcusuydu o. (Elbette ki isimler çok ama yerimiz az.)

 

 

“Daha gençken annemin benden entari giymemi isteyişini hatırlıyorum. Bunları giyerdim ama sonra da ne kadar çamur varsa içinde yuvarlanırdım ya da pantolonlarımı tekrar giymeme izin verilene kadar bir köşede somurtup otururdum,” diyen PJ Harvey’in etkilendiği kişilerin hemen hepsinin erkek olması dikkat çekici olabilir: Nick Cave (ki sevgilisi de olmuştu), Tom Waits, Captain Beefheart, Howlin’ Wolf, Steve Albini, Bob Dylan, William Burroughs... Bu, çelişkili bir durum mu? Reynolds ve Press, Seks İsyanları kitabında şöyle diyorlar: “Harvey’in dünyasında erkekler hem gülünç hem de efsanevi yaratıklardır. Erkekler yadsınamaz bir şekilde sahip oldukları güç ve özgürlükle gerçek birer zorbadır ve bu da Polly’nin gasp etmekten kaçınmayacağı, ‘doğuştan gelen bir hak’tır. Polly’yi kim suçlayabilir ki?”

 

Elbiseler ve eller

 

1969 Dorset doğumlu PJ Harvey, 8 Ekim 2015’te sinemacı ve fotoğrafçı olan Seamus Murphy ile birlikte “hazırladığı” bir kitap yayımlıyor. The Hollow of the Hand isimli kitap Harvey’in şiirsel metinlerine eşlik eden Murphy’nin fotoğraflarından oluşuyor. 224 sayfalık bu toplam, ikilinin 2011-2014 arasında Kosova, Afganistan ve Washington’a yaptıkları gezilerde ortaya çıkmış. “Polly imgeleri seven bir yazar, ben de sözleri seven bir fotoğrafçıyım. Önce kendi ülkemize çevirmiştik yüzümüzü, şimdi de dünyaya bakıyoruz,” diye konuşan Seamus Murphy, Let England Shake albümünün 12 şarkısı için de film çekmişti.

 

Harold Pinter, T. S. Eliot, William Butler Yeats, James Joyce, Ted Hughes ve çağdaşlardan, The Pogues grubunun ozanı Shane MacGowan’ı etkilendiği şair ve yazarlar olarak anıyor Polly Jean. White Chalk’ı yazarken ise Dostoyevski ve Tolstoy gibi Rus romancılarından etkilendiğini söylüyor.

 

PJ’in ilk albümü Dry’daki “Dress” şarkısının nakaratında “Eğer giyecek olursan” sözleri tekrarlanıp durur. Kız giyinmiş dansa gidiyordur ve erkek de onu orada görecektir. Ancak elbisesi dardır ve içinde rahat etmek mümkün değildir. “Tepeleme meyve yüklü bir ağaç” gibidir. Klipte de PJ “iç gıcıklayıcı”, beyaz ağırlıklı, dantelli, fırfırlı ve simli bir elbise içinde, bir odadaki salıncakta sallanmaktadır. Alttan çekimler adeta “erkeğin gözü” gibidir ve hep PJ’in bacaklarına odaklanır. Bazen ise yere uzanmış halde görünür ve üstü, erkek grup elemanları tarafından kartonlarla örtülür.

 

Politik konular

 

Bugün PJ’nin çok daha olgun bir şarkı yazarı olduğu şüphe götürmez. Hep ne istediğini bilen ve her albümünde yeni arayışlara giren ozan, 2011 albümüyle birlikte ise kişisel temalardan tamamen uzaklaşarak yüzünü İngiltere tarihine ve daha politik konulara çevirdi. Albümün hemen ardından katıldığı bir TV programının başında, sunucunun, “Peki, İngiltere’nin yüzölçümü ne kadar biliyor musunuz?” sorusunda afallamış ve cevapsız kalmıştı; ama diğer konuk İngiltere’nin ancak Yunanistan kadar büyük olduğunu biliyordu. Zor bir durumdu. Yeni albüm çalışmalarını sürdürürken, acaba ek dersler de alıyor mudur sevgili Polly?

 

 


 

 

* Görsel: Ali Çetinkaya

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

İnsan karakter özellikleriyle tanınır daha çok. İnsanın kelimeleri, yürüyüşü, dinleyişi, konuşması hepsi birlik olup karakter denilen hususiyetler toplamını oluşturur. Dil de bir karakter taşır sonuçta. Her dilin ayrı bir karakteri vardır. Çünkü dil, konuşulan ağızlarda, susulan gönüllerde bir kimliğe, bir aidiyet bilincine dönüşür daha çok.

Dünya tarihini değiştiren, konumuzla alakalı en önemli icatlardan biri yazı ise diğeri kuşkusuz matbaadır. Matbaa denildiğinde de akla gelen ilk isim 3 Şubat 1468 yılında hayata gözlerini yuman Johannes Gutenberg’tir. Modern matbaacılığın babası olan isimden önce de matbaa Çin’de yüzyıllar öncesinde kullanılıyordu.

Gerçek, dört unsur kadar hayatidir pratik yaşamda. (Nasıl da tutunuruz ona!) İnsan kendisi için işe yarayan bir gerçeklik versiyonundan (makul bir iş, makul bir evlilik, makul bir çocuk, makul ölçekte çekişmeler, dedikodular, hazlar, keşifler ve yarışlardan) memnun olmadıkça nevroz ataklarıyla boğuşur durur.

Günümüz çocuklarının hafızasında biriken hikâyeler her geçen gün azalıyor. Hikâyesiz büyüyen çocukları bekleyen tehlikelerden söz etmenin sırası değil şimdi. Ama şu kadarını söylemek bile yeterli olacaktır: Geçmişe ait anısı ekran ışığından ibaret olan çocuğun geleceği aydınlık olamaz. Bu yüzden çocuklarımızla anı biriktirmek, onlarla konuşmak, hayatı yaşamak ve deneyimlemek önemli.

Bisikletin hayatımıza girişi oldukça erken bir tarihe uzanır. Ancak kırsal kesimde, Anadolu’nun ücra yerlerinde yaşayan çocuklar için bisiklet, yalnızca hayaldi bir zamanlar.

Kulis

“Öldürme Üzerine Kısa Bir Film Bana İlham Veren Başlıca Yapıt”

ŞahaneBirKitap

Son yıllarda, sürekli dile gelen bir soru var edebiyat çevrelerinde: Öykü yükseliyor mu? Şiirin ulaşılmaz yeri ve romanın tükenmeyen gücünün yanında öykü türü hep bir muammanın kucağında dolaşıyor hâlbuki. Düne, bugüne, hatta yarına baktığımızda öykünün, özellikle Türk edebiyatında, hep arada kalmış bir konumda olduğunu görüyoruz.

Editörden

Edebiyatın kendine özgü mekânları vardır. Muhitler burada bir araya gelir. Mahfil olurlar. Okumak ve yazmak yalnızlık ister. Ama okuduğunu ve yazdığını paylaşmakla görevlidir her tutkulu okur ve yazar. Okumak soylu bir eylemdir. Yazmak ise o eylemi bambaşka kişilerle paylaşma işlemidir. Goethe, “Seni anlayacak bir kişi bile bulduysan ciltler dolusu yaz” der.