Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Her şey ters gidiyorsa aç bir kitap oku!




Toplam oy: 22

SEVİYORUM AMA AÇILAMIYORUM YA DA OKUMUYORUM AMA OKUMADIĞIMI DA SÖYLEYEMİYORUM!

 

Bilirsiniz! Edebiyat dünyası birçok reddedilme öyküsüyle doludur. Yazılanlara ve anlatılanlara göre hepsi birer roman ya da film konusu olacak öyküler… Okunmadan reddedilenler… Defalarca reddedilenler… Defalarca reddedildiği için dayanamayıp intihar edenler… Büyük, çok büyük isimler… Büyük isimler olduğu için bildiklerimiz…

 

 

Dünya edebiyatının en önemli isimlerinden Marcel Proust’un kitapları, araya giren tanıdıklara rağmen (Evet, her yerde tanıdık önemli!) gönderdiği yayınevleri tarafından reddedilmiş. Yetersiz insanlara da denk gelmiş diye düşünebilirsiniz ama gönderdiği yayınevlerinden birinin başında, yakından tanıdığımız, Nobel Edebiyat Ödülü sahibi, yazar André Gide olduğunu düşününce söylenecek söz kalmıyor. Gide, kitabın paketini bile açmadan / okumadan geri göndermiş. Proust, daha sonra kendi imkânlarıyla bastırmasa biz şu an bu büyük yazardan haberdar olmayacaktık…

 


 

“Bundan 20 yıl sonra, yaptıkların değil yapamadıkların için üzüleceksin. Dolayısıyla halatları çöz. Limandan uzaklara yelken aç. Rüzgârı yakala, araştır, düşle, keşfet.” Cesur Yeni Dünya / Aldous Huxley

 


 

1944 yılında George Orwell, ülkemizde de çok sevilen kitabı Hayvan Çiftliği’yle, Faber and Faber’ın başında olan kendisi de büyük bir şair ve eleştirmen T. S. Eliot’ın yayınevine gider. Kitabı inceleyen büyük şairin eşidir ve kitap, olumsuz havası ve daha çok politik nedenler ileri sürülerek reddedilir. Bahsettiğimiz kişi George Orwell, dikkatinizi çekerim!

 

 


 

Kitaplardan ...

 

“... burada ve şimdi, kendin olmakta, kendi gerçek kişiliğine sahip çıkmakta özgürsün ve hiçbir şey seni yolundan alıkoyamaz. Bu, Yüce Martı Yasası’dır.”

“Sen şimdi benim uçabileceğimi mi söylemek istiyorsun?”

“Ben senin özgür olduğunu

 

söylüyorum.”

 

Martı Jonathan Livingston /
Richard Bach

 


 

 

Richard Bach’ın yine ülkemizde de en çok okunan kitaplardan biri olan Martı kitabının 18 yayınevi tarafından reddedilmesine ya ne demeli…

 

Dünyanın yine en önemli yazarlarından J.R.R: Tolkien’ın Yüzüklerin Efendisi “Satılmaz“ gerekçesiyle reddedilmiş! O Tolkien ki ‘olmayan’ bir dil olan Elfçe’yi yaratmış… İngiliz dili edebiyatı profesörü… 68 olaylarında Fransa’da “De Gaulle istifa, Gandalf başbakan” sloganlarının atılmasına sebep olacak kadar dünyayı etkilemiş bir isim…

 

Ama herhalde en hazin hikâye John Kennedy Toole’undur. Bir başyapıt olarak gösterilen Alıklar Birliği yayınevleri tarafından ardı ardına geri çevrilince, dayanamaz ve 1969 yılında henüz 32 yaşındayken hayatına son verir. Oğluna çok inanan annesinin yayınevi yayınevi dolaşarak zorla bastırabildiği romanı, ölümünden 12 yıl sonra 1981’de Pulitzer Ödülü kazanmış.

 

Ve Türkiye’den… Oğuz Atay… Şimdi giderek artan bir ilgi gören büyük yazarımız… Tutunamayanlar’ın yayınevlerimiz tarafından reddedildiğini biliyor musunuz? TRT’nin yarışmasına gönderilirken araya girenlerin (Evet, yine tanıdıklar!) kuruldakilerden tek isteği kitabın okunması, kayırma değil! Hikâyesi uzun… Yayınlatabilmek için neler yapılmış… Tam umudunu kaybederken… Başka bir yazı konusu olsun…

 

Israr edenler… İyi ki ısrar edenler… Zenginliğimiz… Bunlar bildiklerimiz… Ya bilmediklerimiz? Sahneye çıkamadan kaybolup gidenler… Hele döneminin çok ötesinde olduğu için bize ulaşamayanları düşünüyorum da… Merhaba…

 


 

“Okumadıgımız kitaplar hakkında nasıl konuşuruz?”

 

Okumayanlar… Okumadığını söyleyemeyenler… Bilmek zorunda olanlar… Vicdanınız rahat olsun! Bu kitap önerisi onlara gelsin…

 

Pierre Bayard’ın yazdığı ve Everest Yayınları’ndan çıkan Okuyamadığımız Kitaplar Hakkında Nasıl Konuşuruz’u Türkçeye Aysel Bora çevirmiş. Bir edebiyat profesöründen, hiciv ve örneklerle zenginleştirilmiş, okumadığımız kitaplar hakkında konuşma sanatı!

 

Yazar, içinde bulunduğu akademik çevre ve öğrencilerinden yola çıkarak, ünlü yazarların eserlerinden örneklerle desteklediği kitabında; okumanın kutsallaştırılmasının yalan söylemeye sevk edişini, böyle bir kaygıya kapılmanın gereksiz oluşunu, farklı farklı okuma çeşitleri olduğunu anlatıyor. Her gün onlarca yeni kitabın çıktığını düşünürseniz ve de insanoğlunun sınırlı ömrünü göz önüne aldığınızda, hayatınız boyunca kaç kitap okuyabilirsiniz ki zaten!

 

“…edebiyat profesörleri için Proust’un eserini şöyle bir karıştırıp tamamını okumadığını – oysa aralarında çoğunun durumu böyledir – kabul etmek neredeyse düşünülemez bir şeydir.”

 

“Ben özel hayatta para ve cinsellik hariç, insanlardan güvenilir bilgi edinmenin kitap okuma konusundaki kadar zor olduğu başka bir alan tanımıyorum.”

 

Ve benim en eğlendiğim bölüm olan “yazar karşısında”dan: “…okumadıkları halde bir yazarla onun bir kitabı hakkında konuşmak zorunda kalanlara verilecek mantıklı tek bir tavsiye var: ayrıntılara girmeden kitap hakkında olumlu şeyler söylemek. Yazar asla kitabının bir özetini ya da gerekçeli bir yorum beklemez, hatta kendisine yorum yapılmamasını tercih eder, onun tek beklediği, bulanıklığı elden geldiğince koruyarak yazdıklarını sevdiğinizi söylemenizdir.”

 

Gerisi… Al, oku, dünyanı değiştir!

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Kelimelerle ilişkimi şöyle tarif edebilirim; ‘Kelimelerin kalbi’ne şiir yazarak girmek... Tanpınarca söylersem ben de önce kelimeleri öğreniyorum, sonra da yaşadıkça anlamlarını. Ve şu: Bazı kelimeleri işaret ettikleri şeyden daha çok seviyorum.

 

 

 

 

Sinik Bir Başkaldırı: Edebiyat Ehlileştirilmeye Karşı


İlk karşılaşmamızda ne benim henüz yayımlanan bir metnim vardı ne de Aykut Ertuğrul’un ilk öykü kitabı raflara düşmüştü. Yayın yönetmenliğini üstlendiği “Ğ” dergisine değerlendirilmesi için gönderdiğim bir öyküyle başlayan edebiyat sohbetimizde yılları devirdik. Sanırım en kıdemli okurlarından biriyim. Bir eleştiri yazısına da bu kadar duygusallık yeter.

 

Roman edebiyatın bukalemunudur. Kanonik olmayan doğası gereği, kılıktan kılığa girme becerisine sahiptir. Bu durum roman kuramına, eleştirisine de yansır. Öyle ki her romanı, romancıyı aynı şekilde açıklayacak bir inceleme yöntemi bulamayız. Romancılığı tartışma götürmez isimler bile ifratla tefrit arasında gidip gelen yorumlara maruz kalabilir.

Söyleşi

100. sayımızdan itibaren başladığımız Yayınevi Hikâyeleri’nde bu ay İz Yayınları editörü Hamdi Akyol var. Akyol, yayıncılık tarihimizin kilometre taşlarından olan İz Yayınları’nın kuruluşunu, daha çok hangi kitapları bastıklarını ve günümüz yayıncılık ortamının durumunu değerlendirdi.

 

ŞahaneBirKitap

“Tıp gerçek bir kütüphanedir, ama doğru biçimde okunması gerekir” cümlesinden yola çıkan Kütüphanedeki Beden, Charles Dickens’tan Franz Kafka’ya, Virginia Woolf’tan Susan Sontag’a, John Berger’dan Oliver Sacks’e uzanan bir yelpazeyle zenginleşen, tıbbın toplumsal tarihini edebiyat aracılığıyla aydınlatan bir antoloji.

Editörden

 

Günümüz İngiliz romancılarından Ian McEwan’ın Soğuk Savaş döneminin “edebiyat cephesi”ni anlattığı ilginç bir romanı var; Bir Parmak Bal. Ülkemizde de yayınlanan roman bir anlamda birbirine benzemeyen üç ilgi çekici konuyu garip bir kurgu etrafında bir araya getiriyor: Gizli servis, edebiyat ve aşk.