Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

İsfahan-Saraybosna hattında Orient Ekspress




Toplam oy: 24
Yaşayan en önemli Boşnak yazarlardan Cevad Karahasan Gece Göğünün Tesellisi/ Küllerin Anlattığı’nda okuyucuyu tarihte yolculuğa çıkararak, Ömer Hayyam’ın astronomi, şiir, felsefe ve siyasetle örülü farklı bir o kadar da gizemli dünyasına tanıklığa çağırıyor.

 

 

Çağdaş Balkan edebiyatı Türkçe için hâlâ keşfedilmeyi bekleyen bir ada. Balkan dillerinden dilimize çevrilen kitap sayısı çok kısıtlı. Son yıllarda bir hareketlenme olduğunu görüyoruz fakat Batı’dan çevrilen kitap sayısı düşünüldüğünde çok da anlamlı olmadığı ortada. Bunda şüphesiz bu dillerden çeviri yapan yetkin çevirmen azlığı da etkili. Hatta Balkan kökenli olup kendi dilinde yazmayan yazarların kitaplarının dolaşıma daha hızlı girdiği ve ön plana çıktığı söylenebilir. Bize her anlamda yakın olan bu coğrafyanın edebiyatına bir şekilde uzağız.

Yaşayan en önemli Boşnak yazarlardan Cevad Karahasan’ın son bir yıl içerisinde iki kitabı Türkçeye kazandırıldı. Cevad Karahasan’ın yakın zamanda Türkçeye çevrilen Sara ve Serafina’sı bizi yazarın anavatanına, 1990’ların ilk yarısına, savaşın, katliamın, bombaların, tutsaklığın Saraybosna’sına götürüyor. Karahasan’ın Gece Göğünün Tesellisi/ Küllerin Anlattığı romanında ise Saraybosna’dan çok uzağa İsfahan’a, Selçuklu dönemine gidiyoruz. Okuyucuyu Ömer Hayyam’ın astronomi, şiir, felsefe ve siyasetle örülü farklı bir o kadar da gizemli dünyasına tanıklığa çağırıyor. Bu kitap kimi eleştirmenlerce Umberto Eco’nun Gülün Adı, Amin Maalouf’un Semerkant’ına akraba sayılıyor. Bu kıyaslama edebi yetkinlik anlamında yerinde olacaktır fakat burada bir parantez açarak Karahasan’ın bu romanı ile nihayetinde oryantalist bir anlatı kurguladığını fakat bunun ötesine geçebildiğini söyleyebiliriz. Karahasan Küllerin Anlattığı ile 11. yüzyıl Doğu’suna daha “içeriden” bir gözle bakıyor.
O zamanlar Selçuklu’nun payitahtı dünyanın da en önemli merkezlerinden sayılan İsfahan’da şüpheli bir ölüm gerçekleşir. Ölen kişi önce Ömer Hayyam’ın yakın dostu Sali hemen arkasından ise bir başka yakın arkadaşı Feridun’un babasıdır. Büyük şair, astrolog ve düşünür Ömer Hayyam bu ölümlerin iç yüzünü araştırmaya koyulur. Hikâye Selçuklu İmparatorluğu’nun parlak günlerinden düşüşüne tanıklık ederken, tarihsel arka planında Hayyam’ın ruh dünyasına, şiirine, felsefesine uzanır. Karahasan’ın bu kitabını tarihi roman veya diğer iki kitabını “savaş romanı” kategorisine koymak haksızlık olacaktır, Karahasan daha sofistike bir anlatı ile karakterlerin psikolojisinin derinliklerini su yüzüne çıkarıyor, iç dünyasına dair çözümlemelerde bulunarak okuyucuyu mekânın ve dönemin atmosferine götürüyor.
Boşnak yazarın tarih yolculuğu

Kitap üç bölümden oluşuyor, bunların dışında sonsöz ve yazarın ruhunda savaşın bıraktığı karanlıktan çıkışını anlatan, umut vadeden bir itirafla bitiyor. Boşnak bir yazarı tarihte yolculuğa çıkararak çok da bilmediği bir coğrafyaya, Şark’a götüren motivasyonu itirafında okuyoruz. Yazar Saraybosna’daki Ulusal Üniversite Kütüphanesi’nde yüksek lisans tezi için çalışmalarda bulunur ve tesadüfen rastladığı ve defalarca okuduğu el yazması bir eserden bahseder. 25-26 Ağustos 1992’de fosfor bombaları ile bir şehir alevler içinde kalarak yanıp kül olur. Yazar bu olay sonrası derin bir suskunluğa düşer. Yıllar sonra suskunluğuna son vererek o kütüphanede okuduğu ve 1992’de kül olan her şeyi zihninde canlandırmaya karar verir. İşe o el yazması eserden başlar. Kül olan bir şehrin arkasından sadece hafızasında kalanlar vardır ve onları tekrar tekrar canlandırarak yazmaya koyulur. Küllerin Anlattığı romanı Çağdaş Boşnak Edebiyatı ile tanışmak isteyen okuyucuyu fazlasıyla memnun edecektir. Umuyorum ki Karahasan’ın diğer romanları da arayı çok açmadan Türkçeye çevrilir.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Nekro Porta/Ölüler Kapısı bir ilk roman olmasına rağmen sağlam kurgusu ve bütünlüğüyle dikkat çekmektedir. Bütün karakter ve olaylar, tek bir olayın çevresine toplanmakta, birbirinin neden veya sonucu olmaktadır. Bu yönüyle Nekro Porta bir ilk roman için ilk ve en zor sınavdan başarıyla geçmektedir. İlk romanlar için diğer bir handikap, romanda kullanılan dil ve üsluptur.

Çocuklar muzip ama bir o kadar da kalplerine dokunan metinlere bayılırlar. Bir çocuğun edebiyattan ve kitaptan beklediği şey de budur aslında. Gökhan Özcan ismini bilenler bilir. Ve kalemindeki sadeliğin yanında derinliği de fark edenler onun metinlerinin müptelâsı olurlar.

Necati Mert’in ustalığı

 

Şehir yazılarının tarihi çok eskilere dayanır. Gezmek, görmek ve seyahatten geriye kalan izlenimlerini paylaşmak insanın doğasında olan bir özelliği gibi aslında. Gezmek, ruha şifa olduğu kadar kelimelere de bir canlılık katıyor.

Hayatımı değiştiren kitapları listeleyebilmem çok zor. Benim bugüne gelebilmemin arkasında çok çeşitli etkenler, unsurlar var çünkü. Bu sebeple “bu kitabı okudum, şöyle değiştim” demek diğerlerine haksızlık olur. Faulkner “bu kitapta ne anlatmak istedin?” diye soranlara çok kızarmış.

Kulis

Ekrem Demirli: ''Kuşeyri, ilahi kitaba 'Sevgilinin Mektubu' gibi bakıyordu''

ŞahaneBirKitap

Amerikan psikolojisi ve varoluşçu psikoterapinin önde gelen isimlerinden Rollo May, Yaratma Cesareti adlı o pek ünlü kitabında, modern-kapitalist sarsıntı çağının bizleri bir şeyler yapmaya, üstelik yeni bir şeyler yapmaya çağırdığından bahseder.

Editörden

Deniz denildiğinde aklıma hep Küçük Kara Balık geliyor. Üstelik, Samed Behrengi’nin bu hüzünlü küçük öyküsü, yosunlarla kaplı bir kayadan göllere dökülen, oradan da nehir nehir denize açılan bir öyküdür. Elbette denizden daha fazlasını anlatır. Yine de büyük denizi özleyen küçük bir balık imgesi, insanın dünyadaki yolculuğunu anlatmada bana hep eşsiz bir metafor olarak görünmüştür.