Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

İsfahan-Saraybosna hattında Orient Ekspress




Toplam oy: 34
Yaşayan en önemli Boşnak yazarlardan Cevad Karahasan Gece Göğünün Tesellisi/ Küllerin Anlattığı’nda okuyucuyu tarihte yolculuğa çıkararak, Ömer Hayyam’ın astronomi, şiir, felsefe ve siyasetle örülü farklı bir o kadar da gizemli dünyasına tanıklığa çağırıyor.

 

 

Çağdaş Balkan edebiyatı Türkçe için hâlâ keşfedilmeyi bekleyen bir ada. Balkan dillerinden dilimize çevrilen kitap sayısı çok kısıtlı. Son yıllarda bir hareketlenme olduğunu görüyoruz fakat Batı’dan çevrilen kitap sayısı düşünüldüğünde çok da anlamlı olmadığı ortada. Bunda şüphesiz bu dillerden çeviri yapan yetkin çevirmen azlığı da etkili. Hatta Balkan kökenli olup kendi dilinde yazmayan yazarların kitaplarının dolaşıma daha hızlı girdiği ve ön plana çıktığı söylenebilir. Bize her anlamda yakın olan bu coğrafyanın edebiyatına bir şekilde uzağız.

Yaşayan en önemli Boşnak yazarlardan Cevad Karahasan’ın son bir yıl içerisinde iki kitabı Türkçeye kazandırıldı. Cevad Karahasan’ın yakın zamanda Türkçeye çevrilen Sara ve Serafina’sı bizi yazarın anavatanına, 1990’ların ilk yarısına, savaşın, katliamın, bombaların, tutsaklığın Saraybosna’sına götürüyor. Karahasan’ın Gece Göğünün Tesellisi/ Küllerin Anlattığı romanında ise Saraybosna’dan çok uzağa İsfahan’a, Selçuklu dönemine gidiyoruz. Okuyucuyu Ömer Hayyam’ın astronomi, şiir, felsefe ve siyasetle örülü farklı bir o kadar da gizemli dünyasına tanıklığa çağırıyor. Bu kitap kimi eleştirmenlerce Umberto Eco’nun Gülün Adı, Amin Maalouf’un Semerkant’ına akraba sayılıyor. Bu kıyaslama edebi yetkinlik anlamında yerinde olacaktır fakat burada bir parantez açarak Karahasan’ın bu romanı ile nihayetinde oryantalist bir anlatı kurguladığını fakat bunun ötesine geçebildiğini söyleyebiliriz. Karahasan Küllerin Anlattığı ile 11. yüzyıl Doğu’suna daha “içeriden” bir gözle bakıyor.
O zamanlar Selçuklu’nun payitahtı dünyanın da en önemli merkezlerinden sayılan İsfahan’da şüpheli bir ölüm gerçekleşir. Ölen kişi önce Ömer Hayyam’ın yakın dostu Sali hemen arkasından ise bir başka yakın arkadaşı Feridun’un babasıdır. Büyük şair, astrolog ve düşünür Ömer Hayyam bu ölümlerin iç yüzünü araştırmaya koyulur. Hikâye Selçuklu İmparatorluğu’nun parlak günlerinden düşüşüne tanıklık ederken, tarihsel arka planında Hayyam’ın ruh dünyasına, şiirine, felsefesine uzanır. Karahasan’ın bu kitabını tarihi roman veya diğer iki kitabını “savaş romanı” kategorisine koymak haksızlık olacaktır, Karahasan daha sofistike bir anlatı ile karakterlerin psikolojisinin derinliklerini su yüzüne çıkarıyor, iç dünyasına dair çözümlemelerde bulunarak okuyucuyu mekânın ve dönemin atmosferine götürüyor.
Boşnak yazarın tarih yolculuğu

Kitap üç bölümden oluşuyor, bunların dışında sonsöz ve yazarın ruhunda savaşın bıraktığı karanlıktan çıkışını anlatan, umut vadeden bir itirafla bitiyor. Boşnak bir yazarı tarihte yolculuğa çıkararak çok da bilmediği bir coğrafyaya, Şark’a götüren motivasyonu itirafında okuyoruz. Yazar Saraybosna’daki Ulusal Üniversite Kütüphanesi’nde yüksek lisans tezi için çalışmalarda bulunur ve tesadüfen rastladığı ve defalarca okuduğu el yazması bir eserden bahseder. 25-26 Ağustos 1992’de fosfor bombaları ile bir şehir alevler içinde kalarak yanıp kül olur. Yazar bu olay sonrası derin bir suskunluğa düşer. Yıllar sonra suskunluğuna son vererek o kütüphanede okuduğu ve 1992’de kül olan her şeyi zihninde canlandırmaya karar verir. İşe o el yazması eserden başlar. Kül olan bir şehrin arkasından sadece hafızasında kalanlar vardır ve onları tekrar tekrar canlandırarak yazmaya koyulur. Küllerin Anlattığı romanı Çağdaş Boşnak Edebiyatı ile tanışmak isteyen okuyucuyu fazlasıyla memnun edecektir. Umuyorum ki Karahasan’ın diğer romanları da arayı çok açmadan Türkçeye çevrilir.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Taşra, edebiyattan sinemaya geçişin en kestirme yoludur. Orada zaman, mekân ve insan sinematografik anlamın bütün ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir derinliğe sahiptir. Ancak bu derinlik çoğu zaman bir daralmayı, dışa kapalılığı, durağanlığı, kasvetli ve sonu gelmez bekleyişleri de içinde taşır. Bu yönüyle İnsanoğlunun ebedi yazgısını, ilk sürgün anını hatırlatan ihsaslarla doludur taşra.

İlk defa 2013 yılında Ayrıntı Yayınları’ndan, yeni edisyonu ise geçen ay Yapı Kredi Yayınları’ndan yayımlanan Ferahlık Anına Övgü, Ömer F. Oyal’in dördüncü romanı. Yazarın romanın yanı sıra çeşitli türlerde eserleri bulunuyor.

Virginia Woolf’un (1882-1941) yaşarken basılı tek öykü kitabı olan Pazartesi ya da Salı (1921) bir öykü kitaplığında bulunması gereken önemli kitaplardan biridir. Virginia Woolf, Mrs. Dalloway, Dalgalar, Deniz Feneri romanlarıyla bilinç akışı tekniğinin başarılı örneklerini vermiş bir öncüdür. Bu akım günümüzde de etkisini yoğun bir şekilde göstermektedir.

Emily Dickinson’a geçmeden önce kendi çocukluğumu ve bahçe hikâyemi anlatacağım size... Macera olsun diye evden kaçıp gün batarken kimsenin ruhu duymadan döndüğüm çocukluk yıllarımda, bütün evlerin bahçeli olduğunu sanırdım. Neden, çünkü şanslıydım; oturduğumuz sakin mahallede bütün evler bahçeliydi, bizimki de.

 

Hepimiz etrafında toplanacağımız hikâyeler arıyoruz. Çünkü bir bakıma hikâye, hayatın zihinlerimizdeki anlamlandırılmış yansımasıdır. Dünyadaki varlığımızı konumlandırabilmek ve bir anlama ulaşabilmek için şeylerin mekân ve zamanda nelere bağlı, nelerle birlikte olduğunu bilmeye muhtacız.

Kulis

''İnsan Ancak Kendine Dışarıdan Bakınca Hakikati Fark Edebiliyor''

ŞahaneBirKitap

Şiir bir dil işçiliği olduğu kadar bir anlam işçiliğidir de. Çünkü dil bize aynı zamanda bir inceliğin adresini verir. Dilin doğduğu yer, bir ömür insanın yazgısıyla birlikte kol kola yürür. Tohum orasıdır. Dünyanın, adına ömür dediğimiz yaşamak kavgasının başladığı yerde olanca müşfikliğiyle dili görürüz. Dili yani anlama ve kavrama çabamızı.

Editörden

Ursula K. Leguin dendiğinde aklımda hep nitelikli ve bilgece hayaller kurmayı öğreten Batılı bir nine imajı beliriyor. Ursula’yı yalnızca bir hayalci olarak da niteleyemem doğrusu. Bilim Kurgu türü içindeki en filozof yazardır Ursula. Sadece yepyeni bir evren kurmakla kalmaz. Dünyamıza dair bazı kavramları da yerinden oynatır.