Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Karne: Grinin Elli Tonu, Çıplak Deniz Çıplak Ada, Kara Kedi




Toplam oy: 1243

Üç kitabı baskısı, kapağı ve iç sayfaları yönünden değerlendirdiğimiz Karne'nin baskı kritikleri Libris Lipum, tasarım kritikleri Bila Perva tarafından yapılmıştır.

 

 

 

 


 

 

 

 

Grinin Elli Tonu, E.L. James, Pegasus Yayınları

 

 

 

 

 

 

 

BASKI

 

 

 

Sırt tutkalı hafif dengesiz ve kapak sırtı içe göre bir beden küçük hazırlanmış. Dolayısıyla sırt yuvarlanmış. Süs pilyajı sırta çok yakın ve yetersiz olduğu için ön kapaktaki görünüm bozulmuş.

 

 

 

 

KAPAK

 

 

Aslında üzerinde konuşulacak bir kapak tasarımı yok. Orjinal kapaktan yapılan bir uyarlama ile karşı karşıyayız. Ancak, yerine kopyası kullanılmış olmalı ki, kapak fotoğrafı orjinalin kalitesinden hayli uzak. Orjinal kapağı uygularken yayınevi logosuna yer açmak için yazar adının yeri değişince, tasarım dengesizleşmiş. Kapağın zayıf fikirli tasarımına, uyarlanmasının başarısızlığı da eklenince yıldız sayısı ikide kaldı.
Arka kapaktaki kısa tanıtım metninin tireleme kullanılmadan dizilmesi daha iyi bir tercih olabilirmiş, sırtı ise okunaklı.

 

 

 

İÇ SAYFALAR

 

 

Tırnaklı bir yazıtipi ve okunaklı bir büyüklük ile dizilmiş ortalama iç sayfalara sahip. Sayfaların üstünde yer alan sayfa numarası ile yazar ve kitap adı, ana metin bloğuna çok yakın duruyor. Oysa sayfanın altındaki boşlukla biraz dengelenebilirmiş.

 

 

E-postaların ayrılabilmesi için düz bir font kullanmak ve yatay çizgiler ile akan metinden ayırmak isabetli bir yaklaşım. Ancak, aynı yatay çizgilerin büyük harfle ve koyu olarak yazılı bölüm başlıklarının altına gelmesi, o kadar da isabetli sayılmaz.

 

 

Diğer bilgiler ayrıntılı bir şekilde yazılmış olmasına rağmen künyede kapak tasarımı ve fotoğrafı hakkında bilgiler yok. Hiç olmazsa orjinalden alınıp yazılmalıydı.

 

 

 


 

 



Çıplak Deniz Çıplak Ada, Yaşar Kemal, Yapı Kredi Yayınları

 

 

 

 

 

 

 

 

BASKI

 

 

Ön kapak, arka kapak ve sırttaki kutucuklar dolayısıyla zaten zor olan kapak takma işlemi sırt ölçüsü de yanlış hesaplandığı için çerçeveler eşit gözükmüyor. İç baskıda boya ayarı daha dengeli olabilirdi.

 

 

 

KAPAK

 

 

Klasik bir kapak. Tablo ya da desenler değiştirilerek çoğaltılan kapaklar yayınevinin Yaşar Kemal serisinde de uygulanmış. Tüm kitaplar için seçilen yazıtipi ve turuncu iç çerçeve; başlık ve dış çerçeve rengi değiştirilerek kullanılmış. Bu kitapta kullanılan lacivert dış çerçeve içinde turuncu iç çerçeve; onun da içinde beyaz çizgiden yapılmış bir başka çerçeve gibi, iç içe geçen çerçevelerin amacını anlamak zor.

 

 

Kitap adı, yazar adı ve serinin alt başlığı arasındaki büyüklük hiyerarşisi, kararsız görünüyor. Dış ve iç çerçevenin kenarlara mesafeleri dengesiz. Yayınevinin logosunun ve isminin, çerçevenin (ve resmin) üzerine gelecek şekilde kullanılması bir hata gibi duruyor.

 

 

 

Arka kapakta kısa bir tanıtım yazısı ve kitap ile ilgili söylenmiş sözlerden alıntılar var. Sırtta kapak resmini algılamanın mümkün olamayacağı kadar küçülterek yinelemek anlamsız olmuş.

 

 

 

 

İÇ SAYFALAR

 

 

 

İç sayfalar kolay okunaklı ve tırnaklı bir yazıtipi kullanılarak dizilmiş. Alt başlık, bölüm başlığı gibi kırılımları olmayan bir roman olduğu için, derli toplu bir düzenleme yeterli sayılabilir. Belki satır araları biraz daha ferah bırakılabilirdi.
Künyesi yeterli değil. Kapak tasarımcısı desenin de sahibi değilse, kapak resminin müellifi künyede yok. Aynı şekilde iç sayfaları kimin oluşturduğunu da künyede göremiyoruz.

 

 

 


 

 

 

Kara Kedi, Edgar Allan Poe, Kolektif Kitap

 

 

 

 

 

 

BASKI

 

 

 

İç baskıda boya ayarı berbat, muhtemelen su dengesizliğinden kaynaklanıyor. Ayrıca kimi formalarda kauçuk temizliğine dikkat edilmemiş; ikileme var. Kulak yazısı, kapaktaki yaldız ve siyah ince bir yazı karakteri ile birleşince okunmaz olmuş. Kitap bloğu kapağa göre kısa kesilmiş, sırt yuvarlanmış ve kapak çarpık takılmış. Teknik olarak bu kadar kötü olmasına rağmen hemen alın okuyun.

 

 

 

 

 

KAPAK

 

 

 

Türkiye’de içerikle tasarımın iç içe geçtiği, tüm değişkenlerin tasarım bağlamında ele alındığı, bir başka deyişle tümüyle tasarlanmış kitaplara pek sık rastlamıyoruz. Tasarımcıların 'kitap projeleri' dışında, yayınevleri tasarımı içeriğin üzerine 'giydirilecek' bir dekoratif unsur olarak görüyorlar. İçinde barındırdığı resimlemeler, kapak yaklaşımı ve içerikle iç içe giren sayfa tasarımları ile bu kitap, bu eğilimin dışında... Böyle yazarken pirelenip, internet marifetiyle şu yayıncıya bir bakalım deyince gördük ki Kolektif Kitap “bir kitap, birliktelik demektir. Yazarının hayatı, hayali, bilgisi kadar çevirmenin emeği, editörün kalemi, tasarımcının bakışı, matbaacının mürekkebi, kitapçının dokunuşuyla da hemhal olur,” diyor ve kendini bir yayıncı değil bir 'hareket', 'kolektif kitap hareketi' olarak tanımlıyor. Eee, iyi de yapıyor. Hatta o kadar iyi yapıyor ki, yıllarca bir metin ile bir kitap arasındaki farkı anlatmak zorunda kalmış bir tasarımcı olarak, bendenizin gözlerini bile dolduruyor.

 

 

 

Tasarımı kitap yayımlamanın ayrılmaz parçası olarak gören bir anlaşıyın temsilcisi olduğu için peşinen beş yıldız veriyor olsak da bu kapak, güçlü bir desen, sağlam renk politikası, tutarlı ve uyumlu yazıtipi politikasıyla da bu yıldızları hak ediyor.

 

 

 

 

 

İÇ SAYFALAR

 

 

 

Künyesinden anladığımız kadarıyla, yayınevinin 'Resimli Başyapıtlar' serisinin ikincisi olan Kara Kedi’nin tasarımı bir uyarlama. Yani orjinal kitabın tasarımının Türkçe kullanılarak yeniden düzenlemesi. İç sayfalar okunaklı büyüklükte ve tırnaklı bir yazıtipiyle dizilmiş. Ancak sayfa altı ve üstünde bırakılan boşluklar biraz fazla. Bu durum sayfa numaraları ve öykü adlarının boşlukta yüzüyor gibi görünmesine neden oluyor; bu haliyle sayfalar pek dengeli görünmüyor. Öykülerin giriş paragraflarının başında kullanılan harfler fazla şatafatlı. Desenlerin öyküyle ilişkisi güçlü ve doyurucu, ancak kullanılan kağıt baskıyı iyi taşısa da bu desenlerin hakkını veremiyor.

 

 

Kitabın giriş sayfaları ve bitişindeki boş sayfaların desenlerle doyurulması akıllıca, künye bilgileri yeterli. Isınamadığımız tasarım tercihleri, teknik olarak eleştireceğimiz yanlara rağmen, yayıncının tasarıma yaklaşımı yüzünden iç sayfalar da bizden dört yerine beş yıldız alıyor.

 

 

 

 

 


Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

İstanbul’da yaz mevsiminin ayak sesleri duyuluyordu. Üniversitedeki bahar döneminin son dersinde felsefe hocam Cemil Güzey, okuma listesi çıkardı. Uzayıp giden listede bir kitap ismi hemen gözüme çarptı; Kadınlar, Rüyalar, Ejderhalar. Bu üç kelimeyi yan yana okuyunca heyecanlanmıştım.

*Paul de Senneville/Mariage d'Amour (Aşk Evliliği) bu yazıya eşlik edebilir.

Taşra, edebiyattan sinemaya geçişin en kestirme yoludur. Orada zaman, mekân ve insan sinematografik anlamın bütün ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir derinliğe sahiptir. Ancak bu derinlik çoğu zaman bir daralmayı, dışa kapalılığı, durağanlığı, kasvetli ve sonu gelmez bekleyişleri de içinde taşır. Bu yönüyle İnsanoğlunun ebedi yazgısını, ilk sürgün anını hatırlatan ihsaslarla doludur taşra.

İlk defa 2013 yılında Ayrıntı Yayınları’ndan, yeni edisyonu ise geçen ay Yapı Kredi Yayınları’ndan yayımlanan Ferahlık Anına Övgü, Ömer F. Oyal’in dördüncü romanı. Yazarın romanın yanı sıra çeşitli türlerde eserleri bulunuyor.

Virginia Woolf’un (1882-1941) yaşarken basılı tek öykü kitabı olan Pazartesi ya da Salı (1921) bir öykü kitaplığında bulunması gereken önemli kitaplardan biridir. Virginia Woolf, Mrs. Dalloway, Dalgalar, Deniz Feneri romanlarıyla bilinç akışı tekniğinin başarılı örneklerini vermiş bir öncüdür. Bu akım günümüzde de etkisini yoğun bir şekilde göstermektedir.

Kulis

''İnsan Ancak Kendine Dışarıdan Bakınca Hakikati Fark Edebiliyor''

ŞahaneBirKitap

Şiir bir dil işçiliği olduğu kadar bir anlam işçiliğidir de. Çünkü dil bize aynı zamanda bir inceliğin adresini verir. Dilin doğduğu yer, bir ömür insanın yazgısıyla birlikte kol kola yürür. Tohum orasıdır. Dünyanın, adına ömür dediğimiz yaşamak kavgasının başladığı yerde olanca müşfikliğiyle dili görürüz. Dili yani anlama ve kavrama çabamızı.

Editörden

Ursula K. Leguin dendiğinde aklımda hep nitelikli ve bilgece hayaller kurmayı öğreten Batılı bir nine imajı beliriyor. Ursula’yı yalnızca bir hayalci olarak da niteleyemem doğrusu. Bilim Kurgu türü içindeki en filozof yazardır Ursula. Sadece yepyeni bir evren kurmakla kalmaz. Dünyamıza dair bazı kavramları da yerinden oynatır.