Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Kimlik Kavramı, Otobiyografiler




Toplam oy: 12

BİZİ BİRLEŞTİREN YALANLAR

 

Kimlik tartışmaları günümüz dünyasında bir hayli revaçta. Din, mezhep, ırk, milliyet, dil, coğrafya, tarih, kültür, soy, cinsiyet, renk, sosyal sınıf ve aklınıza daha ne gelirse… İnsanlara ait, çoğu kaçınılmaz ve doğuştan gelen bu nitelikler sosyal bilimlerin ve toplumsal hareketlerin yıldızlaştığı günümüzde artık salt birer özellik olarak kabul edilmiyor, hepsi birer kimlik olarak algılanıyor. Çoğu zaman kimlik adı verilen bu niteliklerin bireysel olduğunu düşünürüz oysa her biri çok sayıda birey tarafından paylaşılan ortak sosyal kimlikleri teşkil ediyor ve bu hâlleriyle dünyayı şekillendiren başlıca etkenler arasında yer alıyor. Birey olarak “ben” ve topluluk olarak “biz” şuuru ailede başlayarak “ben, biz, milliyetimiz, kültürümüz, ırkımız, dinimiz vs.” şeklinde gelişiyor ve şekilleniyor. Ancak sorunumuz bu değil; sorunumuz bu kimliklerin ne kadar gerçek ve ne kadar kurgusal olduğu, bir başka deyişle “yalan” olduğu. New York Üniversitesi’nde felsefe ve hukuk profesörü olan Ganalı-Amerikalı Kwame Anthony Appiah’ın geçen ay çıkan kitabı işte hepimizi etkileyen bu meseleyi konu ediniyor: The Lies That Bind: Rethinking Identity (Bizi Bağlayan Yalanlar: Kimliği Yeniden Düşünmek).

 

Kozmopolitanizm düşüncesinin babalarından biri sayılan felsefeci Appiah, hayli ses getiren bu yeni kitabında insanları kısıtlayan ve bölünmelerinin de ana kaynaklarından olan kimlik kavramını yeniden düşünmeye çağırıyor: “Kimliklerden vazgeçemeyiz ancak onları yeniden şekillendirmek ve yüzlerce yıldır süren arızalarından kurtulabilmek için daha iyi anlamalıyız.” Tabii kitabın başlığındaki “yalan” ibaresini kimlik mefhumumuzu belirleyen “mitler” olarak okumak gerekiyor zira her ne kadar kolay kolay vazgeçilmez olsalar da kimi kimlikler gerçek durumlara kimileri ise –özellikle modern zamanlarda kavramsallaştırılanlar- muğlak unsurlara hatta tamamen illüzyonlara dayanıyor. Appiah kendimizi nasıl etiketlediğimizi gösterirken bu etiketlerin bizi nasıl tanımladığını ve politikalarımızı belirleyen çatışmaları nasıl alevlendirdiğini de ortaya çıkarıyor. Kısacası Appiah’a göre kimlik olarak benimsediğimiz kavramlar aslında bizim için vazgeçilmez yalanlardan, yanlış algılardan ve kurgulardan ibaret. Ancak şurası da var ki insanları kimliklerini yeniden düşünerek çatışma unsuru olmaktan çıkarmaya çağırırken işi aslında kozmopolitanlık altında birleştirmeye getiriyor. Ancak şöyle bir ihtimal söz konusu: Kozmopolitanlık da ideologların, siyasetçilerin, düşünürlerin kurguladığı şekliyle modern zaman şemsiye kimliklerinden birine yani neticede kurgusal bir kimliğe dönüşmüş olamaz mı? Appiah’ın ağzıyla söylersek, bu da bizi daha geniş bir çatıda birleştirmeye yönelik başka bir yalan olamaz mı?

 

 


 

BÜYÜK BİR YATIRIM: MICHELLE OBAMA "OLMAK"

 

ABD’nin ilk siyahi first lady’si yani başkadınefendisi Michel Obama’nın Becoming (Olmak) adını taşıyan otobiyografisi aslından bir kitaptan ziyade hayli çaplı bir yatırım. Michelle Robinson olduğu çocukluk günlerinden Barack Obama ile yakınlaşmasına, genç bir kızken erkek arkadaşları ile kırlarda koşuşturmasına kadar pek çok şeyi açık açık yazan Obama’nın “Becoming”ine getirilen ilk yorumlar kitabında oldukça samimi ve açık sözlü olduğu yolunda ama kitabın pazarlanması konusundaki faaliyetlerin yoğunluğuna, tanıtım trafiğine bakılınca “Ne denli samimi olabilir ki?” diye sormamak da mümkün değil. Zira bu bir kitabın ötesinde oldukça büyük ve riskli bir yatırım. Her şeyden önce Obama çiftinin anılarının satın alındığı 20 ila 45 milyon dolarlardan başlayan bir açık artırma sürecinden geçilmesi gerekiyordu. Nitekim bu artırma 65 milyon dolara kadar çıkan Penguin Random House’a bağlı Crown Publishing’in oldu. Hem Michelle hem Barack Obama ile iki ayrı kitap sözleşmesi imzalayan yayınevinin çifte yaptığı 65 milyon dolarlık yatırımın geri dönüşünü sağlama almak için Michelle Obama’nın ABD, Londra, Paris gibi yerlerde düzenlenen yoğun trafikli bir lansman seyahatine çıkması gerekti. Obama’nın yüksek nüfuzlu şahsiyetlerle birlikte göründüğü bu organizasyonlar 30 ila 150 pound arasındaki bilet fiyatlarına rağmen hayli ilgi görüyor. Obama’nın gelişi ve kitabı Avrupa medyasında da kendisinden fazlasıyla söz ettirdi. Şatafatlı PR çalışmalarına da bakılırsa kitabın reklam-tanıtımına ayrılan bütçe de hayli kabarık olmalı. İlk rakamlar yatırımın geleceği açısından hayli ümit vericiydi. Daha çıktığı ilk hafta sadece ABD ve Kanada’da 725 bin satışa ulaşan Becoming, yayınlandığı 13 Kasım’dan 31 Aralık’a kadar geçen 1,5 aylık sürede 4 milyon nüshaya yakın satışa uzanarak ABD’de yılın en çok satan kitabı olmayı başardı. Bu başarı Obama’nın dünya turnesini 2019’a uzatmasına da yol açtı. Sabık first lady’nin bizzat katıldığı tanıtım gezileriyle İngiltere, Fransa, Almanya, İspanya, Hollanda, Danimarka ve Finlandiya’da da kitap liste başlarına oturunca yayıncısı yatırımın getirisi konusunda iyiden iyiye rahat bir nefes almış oldu. Açıkçası Penguin Random House’un böylesine bir yatırımda hata yapma lüksü yoktu ve çok sıkı pazarlama, PR çalışmasıyla satışları garanti altına almayı başardı. ABD’de Michelle Obama’yı gelecek seçimde başkan adayı olarak görmek isteyenler hiç de az değil. Her ne kadar Obama böyle bir adaylığa sıcak bakmıyor görünse de bu kitap ileride böyle bir adaylığın ön hazırlığına bile dönüşebilir.

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

“Ölüm fazla kesindir; bütün sebepler onun tarafında bulunur.” E. M. Cioran

 

Müslüm filminin başındaki bir sahne, popüler müzik türlerinde yaygın olan şarkıyı yüksek sesle, âdeta bağırarak okuma modasının ve aynı zamanda arabeskin Batı müziğinin ötekisi olarak gösterilmesi durumunun tersine ışık tutuyor gibidir. Öyle ki sanki bu ışık belli olsun diye Müslüm Gürses dinleyicisinin karşısına çıkarken elektrik kesiliyor.

Filmlerinde değişen, kentleşen, modernleşen Japonya’ya dair arka planda sunduğu nefis detaylarla farklı bir sineması var Yasujiro Ozu’nun. “Geç Gelen Bahar” (1949), “Erken Gelen Yaz” (1951) ve “Tokyo Hikâyesi”ni (1953) muhakkak görün isterim. Ama Japon Sineması’nda keşfedilmesi gereken Ozu haricinde de çok nitelikli yönetmenler var. Miyazaki’yi şahane animasyonları vesilesiyle duymuşsunuzdur.

Mizah unsuru çocuklar için vazgeçilmez ve ilgi çekici konuların başında gelir. Okurken kahkaha atmayı sever her çocuk. Tabii bir yazar onu güldürmeyi başarabilirse… Ülkemizde çocuklara kaliteli mizahı edebiyatla harmanlayarak sunan kitap sayısı çok fazla değil. İngiliz yazar David Walliams çocuk kitaplarına mizah katma becerisiyle dünyanın en çok okunan yazarlarından birisi.

Tavuk tandır aldım tepsiye. Pilav üstü az kuru, lahana sarma, yanına çorba, salata ve ayran.” Bu cümleleri bir bilimkurgu hikâyesinden okuma ihtimaliniz nedir? Müfit Özdeş’i okumadıysanız buna ihtimal vermezsiniz elbette. Ancak okuduysanız bu soruyu sormamın ne kadar abes olduğunu en iyi siz takdir edeceksiniz.

 

Söyleşi

EFSANELERDEN KURGUSAL EDEBİYATA EDEBİYATIN BAŞ KÖŞESİNDE: KEDİ

 

Bern’deki Paul Klee Müzesi’nde Klee’nin hayvanları konu eden eserleri sergileniyor. Klee’nin çektiği fotoğrafların döndüğü kısımda epey zaman kalıyorum, en az sergiyi gezdiğim süre kadar - fotoğraflar içime işliyor; sevgi dolu ve sakin. Ressamın deklanşörünün karşısında ise sadece kediler var.

ŞahaneBirKitap

Kardeşlik köprüydü, herkes yerinde durdukça yıkılmayacak bir köprü, ayakları ayaklarımız olan. İki yakamız bir arada olacaktı sabit oldukça kademlerimiz. Kardeşlik perdeydi, ayrı düşsek de yırtmayacağımız bir perde, sinema perdesi değildi fakat başkalarının üzerinde kendi filmlerini oynatacağı.

 

Editörden

Edebiyat en basit anlamıyla insanı ilgilendirse de, ilk edebi eserlerden günümüze, başka canlıların da alanı olmuştur. Dönüp baktığımda, edebiyatın dünyayı ve insandan yola çıkarak hakikati anlama, anlatma becerisi başımı döndürüyor.