Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Kırılov'dan Samsa'ya kahramanın dönüşümü




Toplam oy: 2
René Girard bazı romanları veya yazarları bir araya getirerek yorumlamaya dönük sistematik bir çaba içine giren roman kuramcılarının başında gelir. Bir makaleler toplamı olan Sanatın Dönüşümü, Girard’ın düşüncesindeki aşamaları görmek, yazar ve düşünürler üzerine görüşlerini okumak açısından önemli bir kitap.

Roman edebiyatın bukalemunudur. Kanonik olmayan doğası gereği, kılıktan kılığa girme becerisine sahiptir. Bu durum roman kuramına, eleştirisine de yansır. Öyle ki her romanı, romancıyı aynı şekilde açıklayacak bir inceleme yöntemi bulamayız. Romancılığı tartışma götürmez isimler bile ifratla tefrit arasında gidip gelen yorumlara maruz kalabilir. Mesela Nabokov, Dostoyevski’yi önemli Rus yazarları arasında görmez. Ona göre Dostoyevski, nevrotik Hırıstiyanlığa saplanıp kalmış sıradan bir yazardır. Rus edebiyatının burnunda bir sivilcedir. Fakat Bahtin’e göre Dostoyevski, tekdüze burjuva romanı yazan Avrupalı yazarlardan çok farklıdır. O, tek sesli Avrupa romanının karşısına çok sesli romanı çıkarmıştır. Yazarıyla tartışabilen özgür karakterler yaratmıştır. Yine, Freud’a göre Karamazov Kardeşler romanı Kral Oedipus ve Hamlet’le birlikte edebiyat mirasının üç zirvesinden biridir. Buna karşın Thomas Mann, romanlaşmaya çalışan oyunlara benzetir Dostoyevski romanlarını. Çünkü Dostoyevski’nin yeteneği dram üzerinedir ama tiyatro, roman gibi çabuk paraya çevrilememektedir. O, para için romanı seçmiştir.

 

Görüldüğü gibi Dostoyevski’yle ilgili görüşler bile romanın doğasına uygun şekilde kanonik değildir. Yine de roman kuramında, bazı romanları veya yazarları bir araya getirip yorumlamaya dönük sistematik çabalar vardır. O çaba sahiplerinden biri René Girard’dır. René Girard’ın mimetik arzu kuramını ele aldığı temel eseri Romantik Yalan ve Romansal, yine bu kuramın değişik duraklarını merkeze alan Günah Keçisi, Şiddet ve Kutsal, Dostoyevski Yeraltı İnsanı ve Kültürün Kökenleri gibi kitaplar daha önce Türkçeye çevrilip yayımlanmıştı. 2019’da bunlara Sanatın Dönüşümü de eklendi.

 

“Sanatın Dönüşümü” romanın dönüşümüdür

 

Sanatın Dönüşümü, bir makaleler toplamı. Kitaptaki sekiz makale arasında Romantik Yalan ve Romansal Hakikat’in yayımlandığı 1961’den önce yazılmış olanlar da var, 1980’leri bulanlar da. Hem Girard’ın düşüncesindeki aşamaları görmek hem de diğer kitaplarında değinmediği yazar ve düşünürler üzerine görüşlerini okumak açısından önemli bir kitap Sanatın Dönüşümü. André Malraux üzerine iki makale, narsizm üzerinden şahane bir Proust ile Freud mukayesesi ve tabii Nietzsche ve Çelişki… Girard, romanın on dokuzuncu asırdan yirminci asra bağlanmasını, yani realist roman anlayışından avangard romana geçişi doğru ve tutarlı okuyan bir düşünür. On dokuzuncu asırda roman, hayatı anlamlandırırken, yirminci asırda hayatın anlamsızlığından beslenir. Şöyle diyor Girard: “Akılcı felsefelerin anlam kazandırdığı bir evrenin olumsuzlanmasının yerini elimizde kalan parçalanmış evrenin reddi alır.” Roman değişime, diğer bir deyişle ilerlemeciliğin çöküşüne ayak uydurmuş, yeni bir formda varlığını sürdürmüştür. Dolayısıyla kitabın adının Sanatın Dönüşümü (La conversion de l’art) olması romanın dönüşümüyle ilgilidir. Form değiştirme, kitabın adındaki kelimeyle söylersek “dönüşüm”, romanın diğer türlerden farklı bir güç merkezine sahip oluşunun göstergesidir. Gregor Samsa’nın devcileyin bir böceğe dönüşmesi roman için ne ifade ediyorsa, Sanatın Dönüşümü de roman kuramı anlamında aynı şeyi düşünüyor. Girard’ın açıkça belirttiği gibi: “Roman dediğimiz, kendisinden başka bir şeye ulaşmaya, onu denetim altına almaya, anlamaya çalışan benliğin dramından başka nedir ki?”Kitabın son kısmında, Shakespeare’in bir sözünü naklediyor Girard: “Sözde bir tanrıya dönüşmemiz bizi bir eşeğe dönüştürüyor.” Hümanizmle başlayıp dünya savaşlarına varan uzun sürecin insanı getirdiği yer bundan daha iyi ifade edilemezdi. O nedenle ancak bu noktadan hareketle Dostoyevski’nin Kirilov’uyla Kafka’nın Samsa’sı anlaşılabilir ve bu iki farklı çağ romanı arasındaki akrabalık görülebilir. Zaten kuramcının hayatı da böyle bir arayış yolculuğu değil midir?

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

 

Büyük laflar etmiyor Gülçin Durman. Küçük, sade, yalın, samimi, sıcak hikâyeler anlatıyor. Başıma Gelenler Hep Senin Yüzünden, Durman’ın Kent Masalları ve İnşallah’tan sonra yayınlanan üçüncü hikâye kitabı. Durman’ın hikayelerinin hem belge değeri var hem de nostalji değeri. Daha da önemlisi güzel bir hikâyeyi okumanın keyfini yaşıyoruz okurken.

 

 

Oryantalizm aslında bir tür misyonerlik ve siyasi gayelere sahip.

 

Batı şarkiyatçılarının bilerek veya bilmeyerek İslam’ı tahrif etmeleri bilinen bir vasıf.

 

Kulis

Gülenay Börekçi İntihal mi, Esinlenme mi? ''Ben bu kitabı daha önce okumuştum!''

ŞahaneBirKitap

“Tıp gerçek bir kütüphanedir, ama doğru biçimde okunması gerekir” cümlesinden yola çıkan Kütüphanedeki Beden, Charles Dickens’tan Franz Kafka’ya, Virginia Woolf’tan Susan Sontag’a, John Berger’dan Oliver Sacks’e uzanan bir yelpazeyle zenginleşen, tıbbın toplumsal tarihini edebiyat aracılığıyla aydınlatan bir antoloji.

Editörden

 

Günümüz İngiliz romancılarından Ian McEwan’ın Soğuk Savaş döneminin “edebiyat cephesi”ni anlattığı ilginç bir romanı var; Bir Parmak Bal. Ülkemizde de yayınlanan roman bir anlamda birbirine benzemeyen üç ilgi çekici konuyu garip bir kurgu etrafında bir araya getiriyor: Gizli servis, edebiyat ve aşk.