Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Leyla ile Mecnun’un yolu edebiyatla kesişirse




Toplam oy: 186

Senaryosuyla, karakterleriyle, yönetmenliğiyle, hayranlarıyla kurduğu özel ilişkiyle tüm zamanların en ayrıksı yerli dizisi hangisi diye sorsak, Leyla ile Mecnun cevabının gür bir şekilde duyulacağını öngörebiliriz. Burak Aksak’ın senaryosunu yazdığı, Onur Ünlü’nün genel yönetmenliğini üstlendiği dizi yalnızca 2011-2014 yılları arasında ekranlarda kalsa da, kısa sürede öylesine bir etki yarattı ki, dizinin çekildiği Kireçburnu sahiline gidip “İsmail Abi”nin beklediği gemiye el sallayanlar, Erdal Bakkal’ın dükkanı önünde sallama çay içenler, sosyal medyada dizideki sayısız popüler kültür referansını deşifre etmeye çalışanlar bugün bile diziyi hafızalarda taze tutmaya devam ediyor.


Ali Atay, Serkan Keskin, Ahmet Mümtaz Taylan, Osman Sonant ve Cengiz Bozkurt’un doğaçlamaya da sıklıkla başvurarak yarattığı kendilerine has dilleri günlük kullanıma girmiş, karakterlerle oyuncular neredeyse hemhal olmuşken dizi TRT tarafından sonlandırılınca Leyla ile Mecnun hayranları derin bir hayal kırıklığı yaşamıştı.

Burak Aksak, yıllardır Leyla ile Mecnun’un devam etmesini dileyen hayranlarına müjdeyi yakın zamanda verdi. Aksak, dizinin kendine has dünyasını artık kitap sayfalarında yaşatacaktı. Sonrasında her şey hızla gelişti, Küsurat Yayınları’ndan çıkacak Leyla ile Mecnun kitabının 9 Nisan’dan itibaren raflarda olacağı teyit edildi.

Hem güncel olayların, hem de Hollywood filmlerinin parodisini yapan, adı sürekli absürd komediyle anılan dizinin bu denli etkili olmasındaki nedenlerden biri de, edebiyat geleneğimizle kurduğu sıkı bağ. Sevdiği kadına İkinci Yeni şiirleri okuyan Yavuz Hırsız’dan tutun da, Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nün başkarakteri Halit Ayarcı'yla iş görüşmesine giden İsmail Abi'ye kadar...

 

Burak Aksak’ın dizinin evrenini roman formunda nasıl devam ettireceğini göreceğiz. Leyla ile Mecnun romanının okuma masamızdaki yerini almasını beklerken, bir kült haline gelen dizide bahsi geçen 10 edebiyatçıyı hatırladık.


 

 

1) Ahmet Hamdi Tanpınar

 

 

 

2) Sait Faik Abasıyanık

 

 

 

3) William Shakespeare

 

 

4) Yusuf Atılgan

 

 

 

5) Oğuz Atay

 

 

 

 

6) Edip Cansever

 

 

 

7) Turgut Uyar

 

 

 

8) Cemal Süreya

 

 

 

9) Nilgün Marmara

 

 

 

10) Attilâ İlhan

 

 

 

Derleyen: Abbas Bozkurt

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Marguerite Yourcenar, 1951’de yayınlanan Hadrianus’un Anıları’nın girişinde “Zamanımızda, roman tüm öteki biçimleri yiyip yutuyor; anlatım aracı olarak insan sadece roman biçimini kullanmaya zorlanıyor.” demişti. Romanın zaferini ilan eden epey bir metne sahibiz. Ancak bir not düşmek zorundayız ki 20. yüzyılın ilk yarısında Netflix abonesi olmamıştı Yourcenar.

“Benim için yaşadığım yerin sesi bu. Bunu açıklamak zor. Hep orada, kalp atışların gibi. Her zaman, tüm hayatımız boyunca müzik vardır. Müziğimiz harikuladedir. Deniz bizimle konuşur. Konuşan, yaşadığımız yerdir. Anlıyor musun?”

Evdeyiz hâlâ değil mi? Yoksa yavaş yavaş normalleşme çabası içinde miyiz? Aman! Aşı, ilaç vb. bulunmadı hâlâ, biliyorsundur da düşün bunu… Dur! Yine mi aynı şey deme… Ellerini yıka. Elleri yıkamak çok önemli… Bıktın değil mi? Elleri yıkamanın aslında birçok hastalığın çözümü için basit ve ilk yöntem olduğunun keşfi üzerinden çok zaman geçmemiş, biliyor muydun?

Selim Baki’nin “Kısa Camel”ı

 

II. Mahmut döneminde, mumun hammaddesi olan kuyrukyağındaki bir fiyat artışı sebebiyle medrese öğrencileri kazan kaldırır. Çünkü akşamları mum ışığı olmadan çalışamazlar, sohbet edemezler... Bugün biz yukarıdan aydınlatılan parlak odalarımızda oturduğumuz için ışık ve gölgeye, o medrese talebeleri gibi bakamayız.

Kulis

''Alimlerin Yaşadığı Evde Kedi de Alim Olur''

ŞahaneBirKitap

Rumen düşünür E. M. Cioran, kendisiyle yapılan söyleşilerden mürekkep bir kitap olan Ezeli Mağlup’taki söyleşilerinden birinde, kendi yazma serüveni üzerine şunları söyler: “Eminim ki eğer kâğıtları karalamasaydım, uzun zaman önce kendimi öldürmüş olurdum.

Editörden

Çoktandır

Öylesine uzak ki bize

Afrika.

Hatıraları bile yaşamıyor artık

Tarih kitaplarının resmettiklerinden

Ve kanımıza karışan

Kanımızdan taşan şarkılardan başka

Şarkılar

Zenci diline yabancı

Ve hüzünlü kelimelerle söylenmiş.

Çoktandır

Öylesine uzak ki bize

Afrika.