Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Necip Fazıl Kısakürek’in Dünyasına İlk Adım




Toplam oy: 2
Necip Fazıl Kısakürek Kültür ve Araştırma Vakfı tarafından hayata geçirilen Necip Fazıl Kısakürek Araştırma Merkezi ve Hatıra Odası şairin hayatına, eserlerine ve mücadelesine dair zengin bir araştırma ve keşif alanı sunuyor. Büyük ustayı ve hayatını adadığı mücadelesini ilk elden izlemek aynı zamanda onun kişisel hayatına dair ipuçlarını yakalamak, müzik zevkini, plak koleksiyonunu, kişisel mektuplarını, ailesine dair detayları keşfetmek için yolunuzu Ümraniye’ye düşürün. Detayları NFK Kültür ve Araştırma Vakfı yönetim kurulu üyelerinden Şeyma Kısakürek Sönmezocak ile konuştuk.

 

Necip Fazıl Kısakürek Kültür ve Araştırma Vakfı’nın hayata geçirdiği kalıcı sergi ve arşiv merkezinin kuruluş sürecini dinlemek isteriz?
Necip Fazıl Kısakürek Kültür ve Araştırma Vakfı olarak Araştırma Merkezi, Hatıra Odası ve sürekli sergiyi geçtiğimiz yıl Mayıs ayında hizmete sunduk. Bu binanın içerisinde Büyük Doğu Yayınları, şairin edebi ve düşünsel hayatına dair zengin bir arşiv sunan Necip Fazıl Kısakürek Araştırma Merkezi, küçük bir kütüphane ve Üstad’ın hayatına, edebi ve kişisel zevklerine dair hatıraları sergilediğimiz ismine de Hatıra Odası dediğimiz sürekli bir sergi odası yer alıyor. Kütüphaneye eş zamanlı olarak bir de Dijital Kütüphane hayata geçiriyoruz. Üstadın el yazıları, eskizleri, belgeler, çalışma örnekleri, dergi arşivleri, kişisel notları, mektupları… Elimizdeki malzeme öylesine büyük ki, hepsinin taranması, tasniflenmesi, kategorilere ayrılması elbette zamana yayılan bir süreç oluyor.
Bu yola nasıl bir niyetle girdiniz?
Üstad’ın ismini hayatına ve eserlerine yakışır bir şekilde, kendi sanat anlayışı içerisinde bugüne aktarmak istiyoruz. Onun adına bir şey yapılacaksa onun bahsettiği noktada entelektüel düzeyde yapılması gerekiyor. Üstad’ın yaşamı aynı zamanda Türk kültür hayatının bir döneminin de tanığı. Tüm dokümanlar, mektuplar, bir dönem polemiğe sebep olmuş belgeler, şairin aldığı notlar, el yazmaları, talimatları, belgeler, okuyucu mektupları, eskizler bize hem şairin metodunu, çalışma şeklini, disiplinini göstermesi bakımından büyük bir yön çiziyor hem de tarihi ve nereden gelip nereye gittiğimizi anlamak bakımından önem taşıyor. 
Hatıra Odası ve Araştırma Merkezi ziyaretçilere neler sunuyor?
Hatıra Odası şairin kişisel hayatına dair pek çok detayın yer aldığı bir bölüm. Ziyaretçiler açısından Üstad’a dair bir ilk adım olmasını arzuladık bu odanın. Burasını özellikle müze olarak tanımlamıyoruz. Burası sergi ve hatıra odası. Çünkü müzeleştirip dokunulmaz hale getirmek değil amacımız, etiyle kemiğiyle bu insan yaşadı ve burada ona ait hatıralar sunuluyor. Bu oda onu gerçekten hissedebilmek için var. Putlaştırmaktan asla bahsetmiyoruz. Araştırma merkezimiz dolapların arkasında kalan içinde devasa bir hazinenin yattığı bölüm. Bu arşiv üzerinde dört senedir uğraşıyoruz. Ziyaretçilerimiz inanılmaz bir dokümanla karşılaşacaklar; babaannemin dev arşivi, bize kalanlar, etraftan topladıklarımız, bulduklarımız… Babamın da arşivi çok büyüktü. Dedem yazı hazırlarken karaladığı kâğıtları buruşturup atarmış babam da gidip saklarmış o kâğıtları. Yani tüm ailesi bir ucundan tutmuş, ona dair bir şeyler saklamış. Öylesine büyük bir yığın ki tek tek kategorize etmek, anlamlı bir bütün haline getirmek, eserler bağlamında bir diziye oturtmak ve elbette okuyucunun anlayabileceği bir dil üzerinden kodlama oluşturmak ciddi bir mesai harcamamıza sebep oldu. Öyle belgeler var ki, mesela Üstad’ın makbuzları, Büyük Doğu Yayınevi’nin ilk kira kontratı, şairin Hac belgeleri, ekmek kartı… Yalnızca edebi bir miras değil aslında sosyolojik olarak da bir dönemin tanığı olarak değerlendirilebilir.
Dedenizin hayatına dair birkaç cümle kurmanız gerekse neler söyleyebilirsiniz? Onun hayran olduğunuz özellikleri nelerdi?
Modernizmin karşısına İslam’ı koyabilen, insanlığın akılla yol alamayacağını henüz 1940’larda söyleyebilmiş bir isim. Bugün baktığımızda da modern dediğimiz dünya düzeninin de çöktüğünü görüyoruz zaten. Bize hep şu soruluyor: Üstad anlaşılıyor mu diyorlar? Dilbilgisi ve edebiyat üzerinden anlaşılıyor mu derseniz direk atfettiğiniz özne Necip Fazıl’ın kendisi oluyor. Öyle bir imada bulunuluyor ki anlaşılmamak onun kabahati sanki. O anlaşılmıyor değil, biz anlamıyoruz. Söylemsel kırılmalar toplumu ve cemiyeti değiştirme anlamında çok önemli. Belki de üstadın dil konusuna verdiği önem üzerine yeniden düşünmemiz gerekiyor. Necip Fazıl mücadelesini, fikrini, cemiyetin tüm şubelerine indirgemiş aslında. Aynadaki Yalan ile romanda, Bir Yalnızlık Gecesinin Vehimleri ile hikâyede, Bir Adam Yaratmak ile tiyatro eserinde... Farklı türler üzerinde de olsa verdiği mücadele aynı. Babam şöyle der dedem için, “babamı hiç uyurken hatırlamıyorum”. Bu demek değil ki hiç uyumadı ama hep çalıştı.
Araştırma Merkezi’nde okuma grupları yapıldığını okumuştum. Neler üzerine okuma yapılıyor?
Okuma grupları kurarken şöyle yola çıktım; bir fikir kitabı nasıl okunur noktasında genç arkadaşlara yardımcı olmaya çalışıyorum. Bir fikir eserini okurken büyük pencereyi görmüyoruz, detaylarda boğuluyoruz. Modern toplumların empoze ettiği şeye geldik, acelemiz var. Mesele anlamak değil okuyup hızla bitirmek.
Necip Fazıl’ın torunu olmak hayatınızı nasıl etkiledi, etkiliyor? Ona layık olmak anlamında zorlandınız mı?
Elbette insanı bir sorumluluk altına sokuyor. İçinde yaşadığınız aile kendi dil ve söylemiyle sizi şekillendiriyor elbette. Benden beklenenler oldu evet, kimi zaman siyasi beklentiler oldu, belki şiir konusunda çok daha yetenekli olmam beklendi. Türk Edebiyatı ve Karşılaştırmalı Edebiyat üzerine okudum. Yüksek lisansı Doğu-Batı edebiyatı Modernizm- Post modernizm üzerine yaptım. Ailemin bu seçimde elbette ki etkisi olmuştur. Cemiyeti anlayabilmemiz için insanı anlamamız lazım; insanı anlamak, onun psikolojisini, felsefesini anlamamız için de en güzel kanal edebiyat. Benim hem doğduğum aile hem de kişisel eğitimim açısından edebiyatla her daim çok sıkı bir ilişkim oldu. Edebiyatın tüm dünyaya hükmettiğini düşünüyorum.
Dedenizin özellikle hangi kitaplarını önerirsiniz?
Bir Adam Yaratmak en sevdiğim kitabı. Dil ve Edebiyat kitabını da muhakkak okumalarını tavsiye ederim. Reis Bey, Ahşap Konak, Aynadaki Yalan da benim en sevdiklerim arasında.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Karlofça Antlaşması ile Balkan Savaşları arasındaki felaketler silsilesinin haddi hesabı yok. Bizim Rumeli dediğimiz diyarın Balkanlaşmasının hikâyesi ise ciltlere, kütüphanelere sığmayacak bir facialar silsilesi. Elbette bu facialar silsilesinin kolektif hafızaya sinmiş nice uzantısı var. Peki, edebiyatımız bu izlerden ne kadar yararlanabiliyor?

Kütüphaneler, çok eski zamanlardan matbaanın bulunuşuna ve günümüze toplumların zenginlik göstergelerinden biri olmuştur.

Ölüm hayatın bakiyesidir. Hayatın sonunu değil hayatın bir başka veçhesini karşılar. Elde kalan ne varsa onunla gideriz ölüme. Bu açıdan ölen bir insan için kullanılan “hayatını kaybetti” lafı bomboş bir laftır. Hayat bir başka sayfada olanca tazeliğiyle devam etmektedir çünkü. Ölüme dair anlatılarda ölüm ve ölüm sonrası başlığı öne çıkar. Ya ölüm öncesi?

Bilmem farkında mısınız? Sosyal medyaya bakıyorum, kitap eklerini okuyorum, kitap satış sitelerinin yeni çıkan listelerine göz atıyorum, kitabevlerinde çocuk kitapları raflarını inceliyorum. Hepsinde aynı sonuç: Çocuk şiirleri kitapları yok denecek kadar az… Çıkan çocuk şiirleri kitapları da gereken ilgiyi hak etmiyor.

Hiç seyahatname okumamış birine bunun keyfini anlatmak zor. Gediklisinin, zaten rastladığı kitaba bir göz atmadan geçip gitmesi ihtimal dışı. Zira, sanki özünde, okurunu kendine çeken bir zıt kutbu taşır seyahatnameler. Hele de, zihne kentleri adamakıllı kurma imkanı verebilenler.

 

Kulis

Yunus Emre Tozal: Chicago’nun kütüphaneleri

ŞahaneBirKitap

Prof. Dr. Yaşar Çoruhlu’nun Türk Sanatında Hayvan Sembolizmi Ötüken Neşriyat tarafından yayımlanan 3. baskısıyla okurlarla buluştu. Bu baskıyı öncekilerinden ayıran en önemli fark, bu kez eserin iki cilt halinde ve genişletilmiş şekliyle yayınlanması. Uzun süre alanındaki tek kaynak olan bu kitap tartışmasız biçimde hâlâ alanındaki en önemli eser olma özelliğini koruyor.

 

Editörden

Kadın kahramanlar içinde bazıları var ki, yıllar önce okumuş olmama rağmen halen onların hayatlarını merak ederim. Her okuyuşta farklı bir keşif, yeni bir detay, daha önce hiç fark etmediğim bir ayrıntı dikkatimi çeker ve buna şaşırır dururum. Eskiden okuduğum bir romana dönmek, eski bir arkadaşıma merhaba demeye benzer.