Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Okuma Listeniz: Ağızdan öpüşmesiz kitaplar




Toplam oy: 284
İktidarı elinde tutmanın, plazalardaki cilalı ama haşin iş hayatında birilerini alt etmek için hangi özlü sözlerle genel müdürün karşısına çıkmak gerekir filan bunları okusun istiyorum halkımız.

Bir tarafta Başbakan’ın kürtaja dair yumurtlamalarına karşı çıkıp İstiklal Caddesi’nde yürüyerek eylem yapanlar, diğer tarafta Shopping Fest açılışı için İstiklal Caddesi'nde düzenlenen karnaval yürüyüşü. Birinde “Benim Bedenim, Benim Kararım” pankartları, diğer tarafta üzerinde koca koca yüzde 50 indirim yazan ‘şey’ler…

 

 

Bir tarafta 2012’nin davalarla, tutuklamalarla dolu Yayınlama Raporu, diğer tarafta özgürlükten, adaletten bahsedenler. Kapanan sinemalar, parmak sallanan tiyatrocular, terörist ilan edilen sanatçılar, Hilal Cebeci’nin pembiş parlak dudakları…

 

 

Defalarca şikayet dilekçesi vermelerine rağmen “ailenin kutsallığı var, öpüşün barışın, kocan döver de sever de” deyip yollanan ama bir süre sonra sokak ortasında işte o şikayetçi oldukları kocaları tarafından boğazı kesilen, vurulan kadınlar… İçeri tıkılan gazeteciler, akademisyenler, öğrenciler ve ben bu yazıyı yazarken gündeme gelen ‘Yargıtay’dan seks kriterleri’ hadisesi… Üç çocuktu, kürtajdı, Yargıtay’ın seks kriterlerini filan düşünüp “Yahu ne yazacağım ben” derken aklıma Hüseyin Üzmez geldi. Hatırlarsınız 14 yaşındaki bir kız çocuğuna tecavüzden tutuklanan Üzmez, “Gazozuma ilaç attılar. Olanları hatırlamıyorum, bunlar komplo” filan demişti. Şaka! Değil tabii ki. Üstüne bir de serbest bırakıldı. 13 yaşında, aralarında devlet memurlarının da olduğu 26 kişinin tecavüzüne uğrayan N.Ç.'ye bu işi rızasıyla yapmış diyen Yargıtay var bir de… Peki, ben şimdi ne yapayım? Okuma Listesi yapayım ama nasıl?

 

 

 

 

 

 

Ben bu ay derginin editörlerinin de izniyle (gerçi onların da yazıyı okurken haberi olacak ama…) okuma değil de yazma listesi yapmak istiyorum. Çünkü Henry Miller kulağıma fısıldıyor pis pis… Aaa, Muzır Kurulu iş başına lütfen; kitaplar, yazarlar yine kandırdı işte, yine kanıma girdi Henry Miller. Aynı Chuck Palahniuk, Guillaume Apollinaire, William S. Burroughs, Serge Bramly ve hatta Aslı Tohumcu gibi. Oysa ben böyle belden aşağı vuran bir sistemde simli kapakları olan tatlı aşk maceralarıyla dolu (ama ağızdan öpüşmesiz) kitaplar önermek istiyorum. Kişisel gelişime ve dönüşüme dair kitaplar önermek istiyorum ki değişip dönüşelim… İktidarı elinde tutmanın, plazalardaki cilalı ama haşin iş hayatında birilerini alt etmek için hangi özlü sözlerle genel müdürün karşısına çıkmak gerekir filan bunları okusun istiyorum halkımız. Yok, sanatmış, edebiyatmış, efendime söyleyeyim; vicdanmış, adaletmiş, insan haklarıymış, cinsel özgürlükmüş, sisteme karşı durmakmış bla bla bla…

 

 

Bu ay okuma listesi yok, yazma listesi var. Sıralama kafanızı karıştırmasın; kitap adı, türü ve yazarı… Darılmaca, dava açmaca filan yok, lütfen…

 

 

 

 
Yaptım Oldu – Deneme Yanılma – Recep Tayyip Erdoğan (RTE)


Muzır Kurulu’ndayken Okuduğum Kitaplar – Notlar - Ruhi Özbilgiç (Muzır Kurulu)


Sevişen Panpişler - Cut-up - Hilal Cebeci (Panpiş)


Ben Şaka Değilim - Toplu Fıkralar - İdris Naim Şahin (Şaka)


Gazozuma Kesmeşeker - Rüya Tabirleri - Hüseyin Üzmez  (Gazoz içen masum dede)


Shopping Fest’te Sokaktaki Eylemciler - Bayağı Yazı - Shopping Fest Katılımcısı


Yaptınız, Oldu – Roman - Adalet (Mülkün temeli olmayan)

 

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder


ee yani, ne anlamamız lazım, eleştirmek sçlu ilan etmek, bunlar gerizekalı anlamaz ama bak ben neler biliyorum demek ne kadar kolay, neyi değiştirdin hayatta, kaç dostun var, kaçı feminist kaçı ağzından öpmeli

53%
47%

Sibel Oral'ın dön baba dönelim hacılara gidelim şeklinde aynı sığ muhalefeti yapmasından usandık. Tamam. Çok güzel hareketler bunlar da yazı nerde, edebiyat nerde?...

50%
50%

İçerisindekileri farkedemedik henüz dışıyla uğraşmaktan içini anlamamak içinde ısrarlıyız aklımızı poşetinden çıkarmamaya.Hayvani duygularla yola devam kısacası ye,iç,yat...

51%
49%

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

DEMEK YAZAR OLMAK İSTİYORSUN!
Giuseppe Culicchia
Aylak Adam, Çeviren: Nazlı Birgen (13,3 cm x 20,3 cm)

 

 

 

Masalları sever misiniz? Eminim seversiniz. Sahi kim sevmez ki? Yatmadan önce annemizin okuduğu, kimi zaman babaannnemizle koyun koyuna bir yer yatağına kıvrılmışken kulağımıza fısıldanan bir parça umuttur masal. Kötülerin eninde sonunda yenildikleri, iyilerin muhakkak sonsuza kadar mutlu yaşadıkları bir evrene aittir onlar.

Türkiye sinemasının yüzüncü yılı kutlu olsun! Sansüre, yokluğa, yoksulluğa, kazandığı/ kazandırdığı paranın ona hiçbir zaman geri dönmemesine rağmen yaşadı, yaşıyor sinemamız. Yüz yıl boyunca hikaye anlatmanın en iyi yolunu aradı durdu, aradığının bir kısmını da elbette edebiyatın içinde buldu. Kararsız Okur, sinema tarihimizin edebiyat tarihine karışan hikayesinde geziyor bu ay.

Yıkılacak bir sanat merkezinin üzerinde “Türk Sinemasının 100. Yılı” pankartı duruyor. Şaka gibi ama değil. İronisi bile kalmadı gündemin. 2014, Türk sinemasının 100. yılı ama kültür politikalarına bakarsak çok da kutlanacak bir şey yok ortada. Emek Sineması’nın akıbeti bile sinemaya, şehre bakışı anlamak için yeterli...

“Bir yolculukta arabanın ön koltuğuna oturur pencereden akan görüntüleri pek de heyecanlanmadan seyrederiz. Aynı arabaya yerleştirilen bir kameranın çektiği görüntüleri koltuğumuza oturup beyazperdede seyredersek içimizi bir heyecan kaplar. Sinemanın büyüsü denen şey budur belki.”

 

Söyleşi

Cüneyt Cebenoyan ile söyleşi: "Sinema eleştirisi de edebiyat sayılabilir"

 

Ayşe ÇAVDAR

 

ŞahaneBirKitap

Mitpunk. Yani edebiyatta yeni bir eğilimin, yeni bir arayışın adı. Bir bileşik kelime; mit ve punktan geliyor. Kendi hikayelerini kaybetmiş, mitlerini unutmuş bir çağın yarattığı yeni mitler ile punk kelimesinin hırpaniliğini, kırılmışlığını, öfkesini içeriyor. Bakmayın siz kulağa çok alafranga çok marjinal geldiğine. Birbirine eklenen bu iki kelime, postmodernizmi fısıldıyor.

FikriSabit

Eleştirmenler, edebiyat gazetecileri ortadan kalktıkça yazarla okur arasına giren süreç kısalıyor, piyasanın etkisinden de özgürleşiyormuş duygusu gelip yerleşiyor içimize, ama nitelikli edebiyatı keşfetmek, karmaşanın içinden iyiyi bulup çıkarmak da tam tersine giderek zorlaşıyor.

Genç ve hevesli bir edebiyat gazetecisiydim bir zamanlar. Edebiyat söyleşilerinin yeri ayrıydı benim için. Okuduğum metnin yazarıyla bir araya gelmek, aklıma takılanları sormak, bir iki saat de olsa edebiyatın derinliklerine dalmak bir yana, içimdeki magazin kuşunu da beslerdi bu söyleşiler.