Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Okuma Listeniz: Ağızdan öpüşmesiz kitaplar




Toplam oy: 476
İktidarı elinde tutmanın, plazalardaki cilalı ama haşin iş hayatında birilerini alt etmek için hangi özlü sözlerle genel müdürün karşısına çıkmak gerekir filan bunları okusun istiyorum halkımız.

Bir tarafta Başbakan’ın kürtaja dair yumurtlamalarına karşı çıkıp İstiklal Caddesi’nde yürüyerek eylem yapanlar, diğer tarafta Shopping Fest açılışı için İstiklal Caddesi'nde düzenlenen karnaval yürüyüşü. Birinde “Benim Bedenim, Benim Kararım” pankartları, diğer tarafta üzerinde koca koca yüzde 50 indirim yazan ‘şey’ler…

 

 

Bir tarafta 2012’nin davalarla, tutuklamalarla dolu Yayınlama Raporu, diğer tarafta özgürlükten, adaletten bahsedenler. Kapanan sinemalar, parmak sallanan tiyatrocular, terörist ilan edilen sanatçılar, Hilal Cebeci’nin pembiş parlak dudakları…

 

 

Defalarca şikayet dilekçesi vermelerine rağmen “ailenin kutsallığı var, öpüşün barışın, kocan döver de sever de” deyip yollanan ama bir süre sonra sokak ortasında işte o şikayetçi oldukları kocaları tarafından boğazı kesilen, vurulan kadınlar… İçeri tıkılan gazeteciler, akademisyenler, öğrenciler ve ben bu yazıyı yazarken gündeme gelen ‘Yargıtay’dan seks kriterleri’ hadisesi… Üç çocuktu, kürtajdı, Yargıtay’ın seks kriterlerini filan düşünüp “Yahu ne yazacağım ben” derken aklıma Hüseyin Üzmez geldi. Hatırlarsınız 14 yaşındaki bir kız çocuğuna tecavüzden tutuklanan Üzmez, “Gazozuma ilaç attılar. Olanları hatırlamıyorum, bunlar komplo” filan demişti. Şaka! Değil tabii ki. Üstüne bir de serbest bırakıldı. 13 yaşında, aralarında devlet memurlarının da olduğu 26 kişinin tecavüzüne uğrayan N.Ç.'ye bu işi rızasıyla yapmış diyen Yargıtay var bir de… Peki, ben şimdi ne yapayım? Okuma Listesi yapayım ama nasıl?

 

 

 

 

 

 

Ben bu ay derginin editörlerinin de izniyle (gerçi onların da yazıyı okurken haberi olacak ama…) okuma değil de yazma listesi yapmak istiyorum. Çünkü Henry Miller kulağıma fısıldıyor pis pis… Aaa, Muzır Kurulu iş başına lütfen; kitaplar, yazarlar yine kandırdı işte, yine kanıma girdi Henry Miller. Aynı Chuck Palahniuk, Guillaume Apollinaire, William S. Burroughs, Serge Bramly ve hatta Aslı Tohumcu gibi. Oysa ben böyle belden aşağı vuran bir sistemde simli kapakları olan tatlı aşk maceralarıyla dolu (ama ağızdan öpüşmesiz) kitaplar önermek istiyorum. Kişisel gelişime ve dönüşüme dair kitaplar önermek istiyorum ki değişip dönüşelim… İktidarı elinde tutmanın, plazalardaki cilalı ama haşin iş hayatında birilerini alt etmek için hangi özlü sözlerle genel müdürün karşısına çıkmak gerekir filan bunları okusun istiyorum halkımız. Yok, sanatmış, edebiyatmış, efendime söyleyeyim; vicdanmış, adaletmiş, insan haklarıymış, cinsel özgürlükmüş, sisteme karşı durmakmış bla bla bla…

 

 

Bu ay okuma listesi yok, yazma listesi var. Sıralama kafanızı karıştırmasın; kitap adı, türü ve yazarı… Darılmaca, dava açmaca filan yok, lütfen…

 

 

 

 
Yaptım Oldu – Deneme Yanılma – Recep Tayyip Erdoğan (RTE)


Muzır Kurulu’ndayken Okuduğum Kitaplar – Notlar - Ruhi Özbilgiç (Muzır Kurulu)


Sevişen Panpişler - Cut-up - Hilal Cebeci (Panpiş)


Ben Şaka Değilim - Toplu Fıkralar - İdris Naim Şahin (Şaka)


Gazozuma Kesmeşeker - Rüya Tabirleri - Hüseyin Üzmez  (Gazoz içen masum dede)


Shopping Fest’te Sokaktaki Eylemciler - Bayağı Yazı - Shopping Fest Katılımcısı


Yaptınız, Oldu – Roman - Adalet (Mülkün temeli olmayan)

 

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder


ee yani, ne anlamamız lazım, eleştirmek sçlu ilan etmek, bunlar gerizekalı anlamaz ama bak ben neler biliyorum demek ne kadar kolay, neyi değiştirdin hayatta, kaç dostun var, kaçı feminist kaçı ağzından öpmeli

47%
53%

Sibel Oral'ın dön baba dönelim hacılara gidelim şeklinde aynı sığ muhalefeti yapmasından usandık. Tamam. Çok güzel hareketler bunlar da yazı nerde, edebiyat nerde?...

50%
50%

İçerisindekileri farkedemedik henüz dışıyla uğraşmaktan içini anlamamak içinde ısrarlıyız aklımızı poşetinden çıkarmamaya.Hayvani duygularla yola devam kısacası ye,iç,yat...

48%
52%

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Şimdilerde teknolojinin gelişmesi, iletişim araçlarının hiç olmadıkları kadar hızlanmasıyla unutulmaya yüz tutsa da bir zamanlar uzaklardaki sevdiklerimize ulaşmak için olmazsa olmazımızdı posta servisi. Kimi zaman ucu yanık mektuplar gönderilip cevabı bazen aylarca beklenir, kimi zaman hoşça vakit geçirilen bir tatilin anısı olarak kartpostallar gönderilirdi.

Bir yazarın evi, ister koca bir köşk olsun isterse yıkık dökük bir kulübe, o yazarın bir parçasıdır. Bir yazarın yaşadığı ev fiziksel ayrıntılarıyla olmasa bile havasıyla, ruhuyla, yarattığı duygu durumuyla yazarın eserlerine sızar, kendini hissettirir. Bu yüzden de yazarların bizi kendilerine hayran bırakan eserlerini yazdıkları yerler her daim bir merak konusu olmuştur.

 

Roald Dahl artık buralardan çok uzaklarda olsa da geçtiğimiz hafta, 13 Eylül günü edebiyata Willy Wonka, Mathilda ve George gibi unutulmaz kahramanları kazandıran bu usta yazarın 100. doğum günü kutlandı.

Rebecca Solnit dünya çapında haklı bir şöhrete sahip olsa da Türkiye'de okuruyla buluşması yakın bir zamana tekabül ediyor. Yine de Türkiyeli okurlar son olarak Yol Aşkı: Yürümenin Tarihi isimli kitabıyla karşımıza çıkan Solnit'i bir hayli sevdi ve benimsedi. 21.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 15. kez düzenlenen Filmekimi, bu yıl 7-16 Ekim tarihlerinde...

Söyleşi

Nermin Yıldırım ile söyleşi:

Edebiyat ve başka hayatlara bakabilmek


ECE KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.