Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Patti Smith’in başucu kitaplığı




Toplam oy: 930

Patti Smith’i nasıl bilirsiniz? Punk’ın babaannesi olarak anılan Smith için salt müzisyen demek yanlış olur. Yazar kimliğiyle de hatırı sayılır bir kariyere sahip olan Patti Smith aynı zamanda sıkı bir okur. Öyle ki, o da pek çok kitap düşkünü çocuk gibi rol modellerini gerçek hayattan değil, edebiyat dünyasından seçmiş. Smith’in çocukluğundaki rol modeli Louisa May Alcott’un kült romanı Küçük Kadınlar’daki küçük erkek Fatma Jo imiş. Ergenlik yıllarında ise Charles Baudelaire ve Arthur Rimbaud ile tanışan Smith’in sanatsal kişiliğinde Rimbaud’nun izlerini görmek zor değil. Hal böyle olunca insan Patti Smith’in başucunda hangi kitaplar vardır diye düşünmeden edemiyor.

 

Sanatçının 2008 yılında Melbourne Uluslararası Sanat Festivali’nde ilan ettiği vazgeçilmez kitaplar listesi ise şöyle:

 

 


Usta ile Margarita –  Mikhail Bulgakov
Doğu Yolculuğu
– Hermann Hesse
Boncuk Oyunu – Hermann Hesse
Karanlığın Kalbi – Joseph Conrad
Moby Dick – Herman Melville
Billy Budd- Herman Melville
Masumiyet ve Tecrübe Şarkıları – William Blake
Vahşi Oğlanlar – William Burroughs
Uluma – Allen Ginsberg
Cehennemde Bir Mevsim – Arthur Rimbaud
Illuminations – Arthur Rimbaud
Wittgenstein’ın Maşası – David Edmonds ve John Eidinow
Vilette – Charlotte Bronte
Coriolanus – William Shakespeare
Mutlu Prens – Oscar Wilde
Esirgeyen Gökyüzü – Paul Bowles
Yanardağın Altında – Malcolm Lowry
Ölü Canlar – Nikolai Gogol
Huzursuzluğun Kitabı – Fernando Pessoa
Vergilius’un Ölümü – Hermann Broch
Yükseltin Tavan Kirişini Ustalar – J.D. Salinger
Franny ve Zooey – J.D. Salinger
Swann’ın Bir Aşkı – Marcel Proust
Mutlu Ölüm
– Albert Camus
İlk Adam – Albert Camus
Dalgalar – Virginia Woolf
Big Sur – Jack Kerouac
Hırsızın Günlüğü – Jean Genet
Katharina Blum’un Çiğnenen Onuru – Heinrich Böll
Buz – Anna Kavan
Nadja – Andre Breton

 

 

EK

 

 


 

 

 

Kaynak: Vertigo

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

-Kimsin?

-Anneannemin torunuyum.

 

Divan Edebiyatı, sahibi meçhul bir kavram. Her halükârda 20. yüzyılın başında ortaya çıktığı konusunda bir tartışma yok. İskoçyalı oryantalist Elias John Wilkinson Gibb’in 1900 yılında yayınlanan Osmanlı Şiiri Tarihi kitabında bu kavrama hiç yer verilmez. Hepsi batılılaşma döneminde düşünülen isim alternatiflerinden biridir “Divan Edebiyatı”.

Arap coğrafyasında üretilen roman, öykü ve şiirler son yıllarda edebiyat gündeminde karşılık buluyor. Avrupa başta olmak üzere Batı’da düzenlenen büyük ve uluslararası kitap fuarlarındaki temsiliyetin güçlenmesi, en yeni eserlerin prestijli birçok ödüle değer görülmesinin bu ilgideki payı büyük elbette. Batı’nın doğuyu gördüğü “egzotik göz”le romantize edilemeyecek bir yükseliş bu.

Yirminci yüzyıl başlarında İngiltere genelinde Müslümanlara yönelik hasmane tavırlar öne çıkarken, İslam’ı seçenlerin sayısında da gözle görülür bir artış söz konusudur. İslam’la müşerref olan bu şahsiyetler, yeri geldiğinde İslam dünyasının savunucuları olarak da önemli faaliyetlerde bulunmuşlardır.

Günümüz Türk şiirinin derviş kalem şairlerinden Said Yavuz’un üçüncü kitabı Üşüyen Eller Divanı Muhit Kitap’ın şiir kitaplığından okura sunuldu. Kitapta 24 şiir bulunuyor, buna dervişin bir günü diyebiliriz. Sıkıntısı olan birinin, isyan etmeden, kırmadan ve kızmadan; insan olma vasfını koruyarak ruhundaki yarayı paylaşmasına şahitlik ediyoruz.

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Kaan Burak Şen, yavaştan genç yazar olarak anılmanın sonuna doğru geliyor; Mutlu Kemikler üçüncü kitabı… Kafası bir hayli tuhaf. Şimdilerde bir roman yazdığı da söyleniyor, fakat öncesinde belirtmekte fayda var: Mutlu Kemikler öykü derlemesi henüz çıktı, pek başka bir kitaba benzetilecek bir havası da yok bu kitabın.

Editörden

Tıp ve edebiyat ilişkisi, tıbbın insanla olan ilişkisi gibi tarih boyunca şekil değiştirmiş, her dönem yeni yaklaşımlarla genişlemiştir. Tıbbın tarihi, insan acılarının da tarihidir aslında. Edebiyatın içinde kapladığı yer, diğer bilim dallarından hep daha büyük olmuştur tıbbın.