Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Haber

Haber

2010 DÜNYA ÖYKÜ GÜNÜ BİLDİRİSİ Füruzan'ın kaleminden



Toplam oy: 755

Dünya Öykü Günü Bildirisi'in usta öykücü Füruzan kaleme aldı.
Tüm edebiyatseverlerin ve öykücülerin Dünya Öykü Günü'nü kutlarken Füruzan'ın bildirisini sunuyoruz.

Paleolitik çağlardan beri İspanya'daki Altemira mağaralarına çizilen av resminden bugüne insanlar öykülerini aktarıyor. Din öncesi şaman törenlerinin büyüleyici doğa söylemi, İzmirli Homeros'un anlattıkları, Gılgameş, kanımca ilk gerçeküstü yazarlardan Evliya Çelebi'nin seyahatnameleri, masallar, söylenceler birbirlerine eklenerek çağlar boyu sürecek yolculuklarındalar.

İnsan sesini söze dönüştürdüğünden bu yana öyküsünü anlatıyor. Tabletlerde, papirüslerde, sonunda da sayfalarda tüm sesler yerini buluyor. Bu çabalar insanlığın kendisiyle karşılaşmasıydı. Toyluk dolu bu varoluş sorgulaması yazı yokken de vardı.

İnsanların ütopyasına ulaşma isteğindeki caymazlığı onun binlerce yıllık geçmiş kayıplarını araştırdığımızda ne denli erkenlere tarihlendiğini öğreniyoruz. Yirminci yüzyılın acılarla, kıyımlarla, adaletsizliklerle dolu zamanını sonlandırıp yirmi birinci yüzyılı iyileştirici bir beklentiyle karşıladık. Şölenler onuruna kadeh kaldırmalar... Oyalanma çabası daima geçici bir heves sevincini taşır. Hoş görülesi bir durum gibi algılansa da bu iyimser beklentilerimiz hızla geri tepti. Yeni yüzyıl da ardındaki gibi tüm olumsuzlukları aman vermeden taşıyor.

İşte tam burada öyküler yazılır, yazılmaktadır. Öykü inançtan değil, ütopyasından güç alır. Çünkü ütopya asla soyut bir kavram değildir. Toplumlar insanın değerini savunan başka bir hayatın özlemini taşıyorsa, erkin buyurganlığını eleştiriyorsa düzeni yenileme gücünü yitirmez.

Ütopya tartışmaya, eleştirmeye açık bir olgu olarak aklımızı aydınlatmaktadır. Çok eski bir gelenekten uzanan öykünün günümüzde de atan canlı damarı durma güçlenecektir. Yineleyelim, ütopya bence soyut bir kavram değildir.

14 Şubat Dünya Öykü Günü'nü sevinçle kutluyoruz.

FÜRUZAN 2010

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

İthaki Yayınları’nın modern klasikleri okurlarla buluşturduğu serisi İthaki Modern kapsamındaki yeni kitabı Anna Burns’ün kaleme aldığı bol ödüllü Sütçü… 2018’de Man Booker Ödülü, 2019’da da Ulusal Kitap Eleştirmenleri Ödülü ve Orwell Politik Kurgu Ödülü’ne layık görülen Sütçü okuyucuyla buluşuyor.

Telif hakları konusunda hem kamuoyunu hem sektörü hem de üniversite öğrencilerini bilinçlendirmek için çeşitli faaliyetlerde bulunan SETEM ikinci kez üniversite öğrencileri ve profesyonellerine yönelik bir eğitim çalışması ve senaryo yarışması düzenliyor. “Benim Eserim-2” isimli proje kapsamında yer alan senaryo yarışmasının konusu “telif hakları” olacak.

Asırlar boyunca Bosna Hersek’te hoşgörü ve kültürel çeşitliliğin sembolü olan tarihi Mostar Köprüsü Bosna Savaşı sırasında Hırvat birlikleri tarafından yıkılmıştı. Köprü Türkiye’nin de katkılarıyla yeniden inşa edilerek 23 Temmuz 2004’te açıldı. Yeniden açılışının 16. yılını kutlayan köprü bugün de farklı kültürleri birbirine bağlıyor. 

 

 

Türk edebiyatının kıymetli yazarlarından Adalet Ağaoğlu’nu kaybetmenin üzüntüsü içerisindeyiz. Bir süredir yoğun bakımda tedavi gören yazar 91 yaşında hayata veda etti.

ABD’li romancı, oyun yazarı ve aktivist James Baldwin’in kitaplarının birçoğunu okurla buluşturan Yapı Kredi Yayınları, 16 Temmuz Perşembe günü saat 18:00’da James Baldwin anısına bir söyleşi düzenliyor. Nefes Alamıyorum adlı söyleşinin konukları Zeynep Oral ve Zeynep Miraç.

Kulis

''Roman, Tanpınar'la kendim arasında bir med cezir''

ŞahaneBirKitap

Haruki Murakami’nin Türkçeye yeni çevrilen romanı Dans Dans Dans’ını Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları ve Yaban Koyununun İzinde romanlarıyla birlikte değerlendireceğim. Dans Dans Dans’la Yaban Koyununun İzinde’nin kahramanı aynı. İki roman boyunca onun başından geçmiş türlü olayları okumamıza rağmen, ismini halen bilmiyoruz.

Editörden

Ülkelerin edebi gündemiyle siyasi gündeminin kesiştiği yerlerin az olduğu düşünülür. Uzaktan bakınca öyledir de aslında. Edebiyat, elindeki en büyük imkân olan “zamandan ve mekândan” bağımsız olma lüksünü kıyasıya kullanır. Bir kitabın yazıldığı koşullar önemlidir ama o kitap yazıldığı zaman ve mekânı da aşarak, dünya edebiyat hafızasının bir yerlerine yerleşir.