Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Haber

Haber

EdebiŞarkılar// The Cure'den, Camus'ye selam



Toplam oy: 876

Selam yabancı, yoksa sen de yalan söylemek istemiyor veya bu oyunun bir parçası olmaktan hoşlanmıyor musun? O halde, The Cure'ün 1980 tarihli "Boys Don't Cry" albümünün çıkış parçası olan Killing An Arab'ı dinlemeye çağırıyorum seni.

 

 

 

 

 

 

 

 

The Cure'ün solisti Robert Smith'in, Albert Camus'nün Yabancı romanına ve varoluşçuluğa selam ettiği şarkıdır Killing An Arab. Smith, bu şarkı için "Yabancı'nın bende uyandırdığı yoğun hislerin kısa ve şiirsel dışavurumu" betimlemesini yapmış ve romanın baş kişisi Meursault'nun ağzından bir hikaye anlatmıştır. Meursault, kumsalda otururken, denizi seyreden bir adamın elinde tuttuğu bıçağın yansıttığı ışıktan gözü kamaşır ve o anın rahatsızlığı ile adamı vurur. Adam bir Araptır ve Meursault ona bakar, yüzüne, sonra denize ve kuma. Tekrarlar: "Ben hayattayım, ben ölüyüm, ben Arap'ı öldüren bir yabancıyım." Meursault bir yabancıdır, çevresindekiler tarafından dışlanmıştır çünkü onlar gibi oyuna dahil olmak istememektedir.

 

 

 

 

Şarkı, The Cure'ün "Boys Don't Cry" albümünün çıkışı ve oldukça büyük bir hayran kitlesi kazanmasıyla beraber birtakım eleştirilerin de odağı oldu tabi. Araplara karşı şiddetti desteklediği söylendi ve özellikle Körfez Savaşı ile 11 Eylül sonrası yoğun tepkiyle karşılaştı. Bu nedenle grup, sahne aldığı pek çok festivalde şarkının sözlerini "Kissing An Arab" olarak değiştirdi. Robert Smith daha sonra bu şarkıdan bahsederken "Şimdiki aklım olsa şarkının adını değiştirirdim, ancak onun dışında her şeyi aynı bırakırdım." diyerek, tepkiler karşısında duyduğu rahatsızlığı ifade etmiştir.

 

 

 

Yabancı'yı okumuş olanlar ise aslında şarkıda ırkçılığa dair bir şey olmadığını, yapılan atıfların doğrudan doğruya romana ait olduğunu anlayabilirler. Ve şarkı sona ererken, Smith inceden fısıldar:

 

 

 

"Oh Meursault..."

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Koronovirüs ile birlikte dünya çapında yaşanan sosyal izolasyon ve karantina uygulamaları pek çok sektörü zor duruma sokuyor. Dünya çapında pek çok sektör kısa ya da uzun vadeli olarak programlarını, hedeflerini, müşteriyle olan iletişimlerini değiştiriyor, yeniden gözden geçiriyor. Yayıncılık sektörü de bu değişimin içinde.

Anadolu Üniversitesi (AÜ), Türkiye kültürünün klasikleşmiş edebiyat eserlerini dijital ortama aktarıp, ücretsiz olarak okuyucularla paylaşıyor. 150 yıllık süreci kapsayan Türk roman tarihi üzerine yürütülen çalışmalar kapsamında, eserler özgün halleri korunarak ayrıntılı bir sözlük eşliğinde Latin harflerine aktarılmış olarak paylaşılıyor.

İstanbul Üniversitesi, dünyanın en zengin görsel arşivlerinden biri olan Sultan II. Abdülhamid Han’ın Yıldız Fotoğraf Koleksiyonu’nu dijital ortamda araştırmacıların kullanımına sunarak tarihe ışık tutuyor. Dijital erişime açılan 918 albüm içinde yer alan 36 bin 585 kare fotoğraf, kültürel mirasın korunmasına ve gelecek nesillere aktarılmasına olanak sağlıyor.

Animasyon sanatının en büyük ustalarından Hayao Miyazaki’nin yaratım sürecine odaklanan “10 Years with Hayao Miyazaki” belgeseli, çevrimiçi ortamda ücretsiz erişime açıldı.

J.K. Rowling, Koronavirüs günlerinde ev izolasyonunda olanlar için Harry Potter at Home adlı hizmeti başlattı. Ücretsiz sesli kitaplar, videolar ve özlenen Hogwarts günlerinden tadımlık kareler! Dünyaca ünlü Harry Potter serisinin yazarı J.K. Rowling, Koronavirüs nedeniyle evde kalmak zorunda olan okurları için yepyeni bir dijital hizmeti yürürlüğe koydu.

Kulis

Dünyasizlar: Post Modern Bi̇r Harut İle Marut Masali

ŞahaneBirKitap

“Aşk hata yapabilen Tanrı’sı olan bir din yaratmaktır” diyor Borges. Peki ya bu aşk hata yapabilen tanrıların doluştuğu bir topluluk yarattıysa? Öyle ki toplum bir nevi âşıklar ve âşık olunanların bir aradalığı veya onlardan fazlası olamaz mı? Sosyolojik problemler öncelikle kronolojik bir seyir ile araştırır nesnesini. Bereket versin ki aşk zikredilmez teorilerin çoğunluğunda.

Editörden

Seneler önce başka başka vesilelerle tanıdığım ve içindeki şiir söyleme gücüne hayran kaldığım Didem Madak şöyle diyor bir şiirinde:

 

Vasiyetimdir Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta