Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Haber

Haber

Kandırılmaya isyan eden düşünür: Slavoj Zizek



Toplam oy: 787

Slovoj Zizek denilince, günlük yaşamın çoğunlukla hiç de önem verilmeyen küçük ayrıntılarından kalkınarak olağanüstü sonuçlara ulaşan bir düşünür akla geliyor. Bu ilk akla gelen, onun ikinci özelliği ise "amansız bir sorguluyayıcı" olması. Zizek kandırılmaya isyan ediyor. Kandırılma deyince; küçük yalanlarla aldatılmaya kafayı takmıyor; toplumsal psikolojiyle, hatta psikiyatri ile hesaplanarak yürütülen ve kitlelerin gözlerini boyayarak, yığınları toplumsal hipnoza uğratan yalanlara maruz kalma, örneğin esmer ve sakallı bir genç resmi ya da gerçeği görüldüğünde terörizmi anımsama gibi sonuçlar doğuran yönlendirmelerle uğraşıyor.

Sloven felsefeci Slavoj Zizek, Ljubljana, Slovenya, 21 Mart 1949 doğumlu. Paris Üniversitesi VIII'da, Lacan'ın yetiştirdiklerinden ve takipçilerinden Jacques-Alain Miller'in öğrencisi, 1981-1985 arası. Slovenya Devlet Başkanlığı adayı, 1990. Felsefeci, Kültür Eleştirmeni, Psikanalist (pratik yapmıyor). Jacques Lacan'ın popüler kültür ve toplumsal eleştiri konularındaki psikanalizlerine katkıda bulunuyor. Marksist düşünür. Slovenya'da felsefe dergisi yöneticiliği yapıyor. Alman İdealizmi, Hegel, Karl Marx, poststrüktralizm, medya teorisi, feminizm, kültürel araştırmalar, kafa yorduğu konular. İlk kitabı "The Sublime Object of Ideology" 1989 yılında yayımlanıyor. Bunu, 20'yi aşkın monografi izliyor. Lacancı Felsefe, popüler kültür ve son yıllarda da politik teori üzerine yoğunlaşıyor. Ljubljana Üniversitesi'nde felsefe profesörü, European Graduate School'da kürsüsü var, konuk profesörlüklerine ek olarak, 2007'den bu yana da Londra Üniversitesi Birkbeck Enstitüsü'nün direktörü. Magazine meraklı olanlar için de, 2004 yılında, Arjantinli bir Lacancı psikanalistin 26 yaşındaki model kızı ile evleniyor, yaşamının önemli bir bölümü Rio de la Plata'ta geçiyor.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

İstanbul Uluslararası Edebiyat Festivali (İTEF) İtalya Özel programıyla sanatseverlerin karşısına çıkıyor. 23-27 Ağustos 2021 tarihleri arasında ekranlara gelecek olan etkinlikler sayesinde İtalya'ya ve İtalyan edebiyatına uzanan yeni bir yol açılacak.

 

 

Sanat Kritik’in yeni podcast serisi, Seval Şahin’in editörlüğünde dinleyicilerle buluşuyor. “Yaz Sıcağında Bir Esinti” başlıklı serinin ilki 120. doğum yıldönümü vesilesiyle Ahmet Hamdi Tanpınar’a ayrıldı. Dergâh Yayınları’nın desteğiyle hayata geçen projeye farklı alanlardan birçok yazar, şair, sanatçı ve akademisyen katıldı.

Kültür Sanat Şehir dergisi Z, 5. kez okur karşısında. Zeytinburnu Belediyesi tarafından yayımlanan tematik dergi, “kütüphane” konusunu mercek altına alıyor. 508 sayfa boyunca insanlık tarihinin bilinen en eski dönemlerinden günümüze kadar farklı kültürlerde kütüphanenin seyri, kütüphanenin unsurları, kütüphaneciler, kütüphane sahipleri ve kütüphane literatürü inceleniyor. 

Türk edebiyatının usta ismi Sait Faik Abasıyanık'ın hatırasını yaşatmak amacıyla her yıl bir öykücüye verilen "Sait Faik Hikâye Armağanı" bu kez Şermin Yaşar'ın oldu.

 

Sosyal medya paylaşımları, konuşmalar, anketler, veriler gösteriyor ki pandemi günlerinde evde geçen zamanın ciddi bir kısmını kitaba ayırdık. Türkiye ve dünya genelinde İNSAMER'in yaptığı araştırma kitap yayımı ve okuma oranlarındaki artışa odaklanıyor. Kitapyurdu ve Idefix sitelerinden alınan veriler de korona istatistiklerine katkı sunuyor.

 

 

 

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Kaan Burak Şen, yavaştan genç yazar olarak anılmanın sonuna doğru geliyor; Mutlu Kemikler üçüncü kitabı… Kafası bir hayli tuhaf. Şimdilerde bir roman yazdığı da söyleniyor, fakat öncesinde belirtmekte fayda var: Mutlu Kemikler öykü derlemesi henüz çıktı, pek başka bir kitaba benzetilecek bir havası da yok bu kitabın.

Editörden

Tıp ve edebiyat ilişkisi, tıbbın insanla olan ilişkisi gibi tarih boyunca şekil değiştirmiş, her dönem yeni yaklaşımlarla genişlemiştir. Tıbbın tarihi, insan acılarının da tarihidir aslında. Edebiyatın içinde kapladığı yer, diğer bilim dallarından hep daha büyük olmuştur tıbbın.