Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Haber

Haber

YKY’de her ay bir polisiye film



Toplam oy: 6

YKY Loca’da her ay bir polisiye film gösteriliyor. Filmler polisiye edebiyatın önemli isimlerinden Ahmet Ümit tarafından seçiliyor. Gösterimin ardından yazar okurlarıyla film, sinema-edebiyat ilişkisi ve kendisinin sinemadan nasıl beslendiği üzerine kısa bir söyleşi yapacak. Seçkinin ilk filmi, Yedi (Seven). Gerek konusu, gerekse kurgusu ve teknik özellikleriyle gerilim/polisiye türünü derinden etkilemiş olan, başrolünde Brad Pitt’in olduğu, David Fincher imzalı film türün klasikleri arasındaki yerini çoktan aldı. “Yapı Kredi 75. Yıl Buluşmaları” kapsamında düzenlenen film gösterimi, 12 Kasım Salı günü 18.30’da Loca’da. 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Oxford Sözlüğü, uzun bir süredir geleneksel olarak her yıl bir kelime belirliyor ve bunu da Yılın Kelimesi olarak duyuruyor. Bu kelimeler, genel olarak o yılın önemli olayları üzerinden farkındalık yaratmak amacıyla seçiliyor. 2019 yılı için de belirledikleri kelime “climate emergency” oldu. Kelimenin Türkçe karşılığı “iklim acil durumu” anlamına geliyor.

Troya Müzesi “Avrupa Yılın Müzesi Ödülü 2020”de finale kaldı. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, dünyanın en önemli çağdaş arkeoloji müzelerinden Troya Müzesi’nin, Avrupa Konseyi’nin desteğiyle faaliyet gösteren Avrupa Müze Forumu’nun düzenlediği “Avrupa Yılın Müzesi Ödülü 2020”de finale kaldığı belirtildi.

Türkiye, 2019 Nobel Edebiyat Ödülü’nün Srebrenitsa katliamını inkâr eden ve Sırp savaş suçlularını savunan Peter Handke’ye verilmesi gerekçesiyle 10 Aralık’taki ödül törenine katılmadı. Türkiye’nin Stockholm Büyükelçisi Hakkı Emre Yunt da İsveç’in başkenti Stockholm’de 10 Aralık’ta yapılacak ödül törenine davet edildiğini, ancak boykot amacıyla katılmayacağını duyurmuştu.

Yılın son TÜYAP kitap fuarı 10 Aralık’ta Eskişehir’de açıldı. Eskişehir 2.

Kulis

Ercan Kesal: ''Edebiyat, Dünyaya Tahammül Gücü Verir''

İnsan yaşadığı yere benzer, doğru ama sanki eksik, yaşadığı yeri de kendine benzetir. İki taraflı bir ilişki. Değiş ...

ŞahaneBirKitap

Uzun bir tren yolculuğunun ardından Weimar’a ulaştığımda sadece yirmi bir yaşımdaydım. Genç yaşımda yapmak istediğim, Goethe’nin hayatının bir kısmını geçirdiği şehre gitmek ve kendime belki bir parça “ışık” bulmaktı. Tam olarak ne aradığımı bilmez halde şehre indiğimde 21 yıl önceydi ve internet yaygın değildi. İstasyon görevlisine en yakın gençlik evinin nerede olduğunu sordum.

Editörden

Bugün “lüzumsuz”, “aylak” ya da Benjamin’in tabiriyle “flaneur” (boşta gezen, dolaşan) diye tarif ettiğimiz adam, bizzat şehrin insanıdır aslında. Bir şeyi “yapmamayı” tercih eder bu adam. Modernlikle yaralanmıştır ama yarasının neresinde olduğunu göstermekten acizdir. Çalışmayı da iş düzenini de reddeder. Uzun bir baygınlık hali yaşamaktadır. Her ilgisi gelgeçtir. Tutunamaz bir türlü.