Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Söyleşi Arşivi

En çok okunanlar  

Söyleşi


Faruk Emre Özünlü ile söyleşi: "Fanzini buruşturup atabilirsiniz ama ruhunu asla"

Özünlü ile söyleşi: "Fanzini buruşturup atabilirsiniz ama ruhunu asla"

 

Barış AKKURT

 


Ersanlı ile söyleşi: "Kendimi seçkin bir insan gibi sakınmadım"

Büşra Ersanlı ile söyleşi: "Kendimi seçkin bir insan gibi sakınmadım"

 

Suzan DEMİR

 


Ertuğrul Günay: "Sanatta muhafazakarlık; taklitçilik, tekrar ve yüzeyselleşme demektir"

Ertuğrul Günay: "Sanatta muhafazakarlık; taklitçilik, tekrar ve yüzeyselleşme demektir"


Elif BEREKETLİ

 


Siyah Bant ile söyleşi: "Her yer sansür, her yer sınır"

Siyah Bant ile söyleşi: "Her yer sansür, her yer sınır"

 

AYŞE ÇAVDAR

 


Zeynep Şarlak ile söyleşi: "Bir hayatta kalma stratejisi olarak yolsuzluk"

Zeynep Şarlak ile söyleşi: "Bir hayatta kalma stratejisi olarak yolsuzluk"

 

AYŞE ÇAVDAR

 


Sevengül Sönmez ile söyleşi: Sabahattin Ali'den mektup var

Sevengül Sönmez ile söyleşi: Sabahattin Ali'den mektup var

 

GÖKÇE GÜNDÜÇ

 


Mirza ve Butler ile söyleşi: "Edebiyat, basılı metinlerden ibaret değil"

Mirza ve Butler ile söyleşi: "Edebiyat, basılı metinlerden ibaret değildir"

 

GÖKÇE GÜNDÜÇ

 


Bülent Somay ile söyleşi: “İyi yoktur, ama kötü vardır”

Bülent Somay ile söyleşi: “İyi yoktur, ama kötü vardır”

 

AYŞE ÇAVDAR

 


Alev Erkilet ile söyleşi: "Erkekler kadınları kurtarmaktan vazgeçmeli"

Alev Erkilet ile söyleşi: "Erkekler kadınları kurtarmaktan vazgeçmeli"

 

AYŞE ÇAVDAR

 


Alberto Manguel: Edebiyat da, hayat da hamallık

Alberto Manguel: Edebiyat da, hayat da hamallık

ELİF BEREKETLİ

 

Kulis

Ercan Kesal: ''Edebiyat, Dünyaya Tahammül Gücü Verir''

İnsan yaşadığı yere benzer, doğru ama sanki eksik, yaşadığı yeri de kendine benzetir. İki taraflı bir ilişki. Değiş ...

ŞahaneBirKitap

Uzun bir tren yolculuğunun ardından Weimar’a ulaştığımda sadece yirmi bir yaşımdaydım. Genç yaşımda yapmak istediğim, Goethe’nin hayatının bir kısmını geçirdiği şehre gitmek ve kendime belki bir parça “ışık” bulmaktı. Tam olarak ne aradığımı bilmez halde şehre indiğimde 21 yıl önceydi ve internet yaygın değildi. İstasyon görevlisine en yakın gençlik evinin nerede olduğunu sordum.

Editörden

Bugün “lüzumsuz”, “aylak” ya da Benjamin’in tabiriyle “flaneur” (boşta gezen, dolaşan) diye tarif ettiğimiz adam, bizzat şehrin insanıdır aslında. Bir şeyi “yapmamayı” tercih eder bu adam. Modernlikle yaralanmıştır ama yarasının neresinde olduğunu göstermekten acizdir. Çalışmayı da iş düzenini de reddeder. Uzun bir baygınlık hali yaşamaktadır. Her ilgisi gelgeçtir. Tutunamaz bir türlü.