Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
 Üye eleştirileri bölümü idefix üyelerinin kitaplara yaptıkları eleştirilerden derlenmektedir. Eğer siz de eleştirinizin bu bölümde yayınlanmasını istiyorsanız dilediğiniz kitabı idefix'te eleştirebilirsiniz. Eleştirileriniz idefix editörlerinin kontrolünden sonra değerlendirmeye alnacaktır.

Üye Eleştirileri Arşivi

Üye Eleştirileri // En çok okunanlar



Artık çok büyük değilim...

Yakın bir geçmişte bir arkadaşım, peçetenin üzerine birşeyler çizip, neye benzettiğimi sordu. Baktığımda şapkadan başka bir şeye benzetemedim ve "Sanki, şapka gibi" dedim. Bunun üzerine bana "Sen de büyük birisin" dedi. Aslında bu bir şapka değil, fil yutmuş bir boa yılanının resmiydi ve Küçük Prensin hikayesi de böyle başlıyordu.



Karanlık Thomas´nın Aydınlığı

KARANLIK THOMAS, Blanchot´nun en çarpıcı eseridir diyebiliriz rahatlıkla. Edebiyatın ve bir yönüyle de felsefenin doruk noktalarından biri olan bu roman Blanchot´nun dil ve edebiyat üzerine olan düşüncelerinin bir tezahürüdür. Thomas´nın dilsel düzeyde şeyler ve olgular karşısında sahip olduğu özgün algı, okuru kendi evreninden alır ve ona eşdeğer olan Thomas´nın evrenine taşır.



Yeraltı Adamı Üzerine

Hayatın belli kalıplara (matematiksel hesaplar, çözümlemeler, gelecek, dün bugün, suç) göre yaşanmaya başlamasından sonra bile insanın sırf insanlığını kanıtlamak için çaba harcayacağını, bir piyano tuşu olmadığını kanıtlamak için her türlü rezilliği çıkartacağını söylüyor yeraltı adamı. İnsan nankördür!



Makedonya 1900 kitabını mutlaka okuyun...

2008´in Kasım ve Aralık aylarında, Fransızların BBC World gibi, uluslararası yayınlar için kullandıkları TV5 kanalında "LE DERNIER SEIGNEUR DES BALKANS" (Balkanların Son Efendisi) ismiyle bir mini dizi yeniden yayınlandı. 2005 tarihli. Film senaryosu, Viran Dağlar kitabı temelinde hazırlanmış. Fransızların entellektüel merakına şapka çıkardım.



SAHİLDE AŞK BAŞKADIR

Ian McEwan günümüz İngiliz yazarlarının en duyarlılarından ve her ne kadar kendisi kabul etmese bile ne yaptığını en iyi bilenlerindendir. Demeçlerinde bu ne yaptığını bilememe pozları, çoğu kez bana güzel olduklarının bilincinde olup da sanki öyle değilmiş gibi davranarak etrafa kıs kıs gülen kadınları hatırlatır.



Kayıp Gül Kayıp Zaman

Kitabın Öndeyiş´ini okuduğumda akıcı ve sürekleyici bir romanla karşı karşıya olduğumu düşündüm. İlerleyen sayfalarda ise yazar beni gerçekten hayal kırıklığına uğattı. Böyle büyük bir reklam kampanyasıyla ortaya çıkan eserin çok daha sürükleyici, içinin doldurulmuş olmasını beklerdim. Hikaye, üçüncü şahıs tarafından anlatılıyor.



Suç ve Ceza´nın çizgili ama yine de çarpıcı romanı

Birçoğuna kulağımız aşinaydı, hatta hemen hepsini karakterlerine kadar tanıyorduk, ama elimiz bir türlü romanlarına gitmedi. Bazılarının film uyarlamalarını da seyrettik. Buna rağmen onlara dokunarak okuma fırsatını kendimize sunamadık bir türlü.



Kendini Tanıma Serüveni

Jerzy Kosinski.. Eğer hala bir kitabını okumadıysanız çok büyük bir kayıp sizin için.

Çok sıradan olayları bile müthiş bir derinlik katarak anlatabilen ve sizi hep daha derine gitmeye teşvik eden bir yazar Kosinski...

Hayatı gibi kitapları da her zaman ilginç.

Ben yıllar önce Boşluk kitabı sayesinde tanışmıştım onun anlatım gücü ile..
Sarsmıştı beni çokça...



Grange´ı Kızıl Nehirler'le hatırlamak istiyorum!

Grange yıllardır türünde başarılı romanlar yazıyor. Bir yerden sonra konu sıkıntısı çekmesi ya da biraz sıkıcılaşması normal sayılabilir. Koloni´de farklı bir şey denemek istemiş ve Kızıl Nehirler'le herkesin aklında onun romanlarının kahramanı olarak hayal edilen Jean Reno imgesinden sıyrılmak istemiş.



Osmanlı Devleti´nin kuruluşuna dair...

"Osmanlıların, tarihleri hakkında ne söylediklerine değil, gerçekte ne yaptıklarına bakalım" diyor Lindner. Bir tarihçinin düsturudur herhalde "gerçekte ne oldu?" sorusu. Hele söz konusu Osmanlı tarihleri gibi anakronik kaynaklarsa, kişi şüpheciliği elden bırakmamalı.

Kulis

Yunus Emre Tozal: Chicago’nun kütüphaneleri

ŞahaneBirKitap

Prof. Dr. Yaşar Çoruhlu’nun Türk Sanatında Hayvan Sembolizmi Ötüken Neşriyat tarafından yayımlanan 3. baskısıyla okurlarla buluştu. Bu baskıyı öncekilerinden ayıran en önemli fark, bu kez eserin iki cilt halinde ve genişletilmiş şekliyle yayınlanması. Uzun süre alanındaki tek kaynak olan bu kitap tartışmasız biçimde hâlâ alanındaki en önemli eser olma özelliğini koruyor.

 

Editörden

Yirminci yüzyıl ne çağıydı? Soğuk Savaş’ın mı çağıydı, aşırılıkların mı? Keşiflerin mi çağıydı; casusların, ajanların, bilmecelerin mi… 18. yüzyılın doğa bilimlerinin, 19. yüzyılın ise biyolojinin çağı olduğunu söyleyenler çoğunlukta. Albert Camus, 20. yüzyılı korku çağı olarak nitelendiriyor. Doğrusu çok da haklı. Yirminci yüzyıldan miras kalan korkuyla her birimiz yüzleştik.