Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi


Yazarlar


Merih Akoğul

Tüm Yazıları

İnsan evrendeki her organik yapı gibi doğar, büyür, yaşar ve ölür. Ancak insanı diğer canlılardan farklı kılan en önemli özelliklerinden biri de hatıralarının olmasıdır. Hatıra yaşamın tortusu, geleceğin ise hammaddesidir.

Bilgi, günümüzde her ne kadar dijital platformun malzemesi gibi görünse de, insanın yeryüzünde binlerce yıllık serüveninin kanıtı olan kağıdı ele alarak bilgiye ulaşmak bambaşka bir güzellik hiç kuşkusuz. Kitapların insan zihninde açtığı yolu ve kurduğu bağlantıları sözle betimlemek neredeyse olanaksız.

Geçmiş hem uzak hem de sandığımızdan çok daha yakındır. Geçmişi hatırlamak kolay, hesabını vermek ise zordur. Süperegomuz bizi bilinçaltındaki yalnızlığına mahkum etmeden önce, yaşadığımız günler nostaljinin askerleri tarafından çoktan kuşatılmıştı. İnsanlığın, zamanın geçtiğini hatırlatacak yeni buluşlara gereksinimi vardı.

Sanat, sanatın önemine inananlar için dünyanın en önemli çıkış yollarından biri. Bir konserin, bir serginin, bir şiir kitabının insan ruhunda yaptığı etkiyle yarışabilecek çok az şey vardır. Hele sanatın içinde sadece izleyici olarak değil, bir yazar, ressam ya da fotoğrafçı olarak varsanız, işler daha bir başka olacaktır.

 

Fotoğraf bulunduğunda, aslında bulunan neydi… Zamanı durdurmak, yaşamı dondurmak mıydı amaç? Olan bitenden haberdar etmek mi, o anlara şahit olmayanları… Unutmayı ertelemek, bir zamanlar buraların böyle olduğunu göstermek mi? Yaşamın özü, değişimi belgelemek mi? Aynı ırmakta iki kez yıkanılmayacağını mı ispatlamak…

Müzik ruhun gıdasıdır. Tıpkı edebiyat gibi. Bu iki kadim sanat, yüzlerce yıllık birlikteliklerini günümüze kadar başarıyla sürdürmüşler, insanların ruhsal gelişimlerine katkıda bulunmuşlardır. Sanatçılar, hangi dalda üretim yaparlarsa yapsınlar, sonunda hep bu iki sanatın insan üzerinde yaptığı etkileri, üretimlerinde temel unsur olarak kullanmışlardır.

Bir şeyin anlaşılır olması için, okunup yazılabilmesi gerekir. Bilginin iletimi için her şeyden önce, tıpkı okullar gibi yapısı önceden oluşturulmuş ortak bir anla(ş)ma zeminine gereksinim var. Düşünce, tıpkı insanlık ailesinin çevresinde buluştuğu büyük bir masaya benzer. Bu seçilmiş alan, binlerce yıllık bir düşünce geleneğine sahip evreni ayakta tutan ilahi bir güce sahiptir.

Fotoğraf, fotoğrafçının seçimi doğrultusunda düşünsel bir rota üzerinde belirlenmiş bir estetik temel ile yol alacağını kesinleştirdikten, belge ile yollarını ayırıp reklam/propaganda ile hiçbir işi olmadığına dair sözünü verdikten sonra, sanat için açılmış özel kulvarda her türlü figürü yapma özgürlüğünü veri olarak üzerinde taşıyarak üretimini tamamlar.

Kusur: Türkçede herhangi bir konuda yaptığımız yanlışı anlatan ya da hatamızı belirten bir kelime. Toplumsal yaşayışımızda ve bireysel ilişkilerimizde de bu sözcükle daima karşılaşırız. Aslında, günlük yaşamımız içinde sıkça kullandığımız biçimi ise, “Kusura bakma”dır. Bu, negatif bir anlam içeriyor gibi görünse de, ilişkilerde kişiye özel bir alan açar.

Düşünüyorum, ama var olmak yetmiyor. Bakıyorum, görüp görmediğimi bilmiyorum. Sanıyorum, anlayıp anlamadığımdan emin değilim. Derin bir şüphe, her türlü görsel deneyimle birleşip yeni bir insan olma yolunda rotamızı belirliyor.

Söyleşi

Kutlukhan Kutlu ile söyleşi

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.