Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi


Yazarlar


Fatih Danacı

İstanbul’da doğan Fatih Danacı, eğitim ve öğrenimini aynı şehirde tamamladı. Uçak mühendisliği alanında eğitim alıp 2004 yılında mezun olduktan sonra sinema ve edebiyat merakı aktif bir uğraşa dönüştü. 2006 yılından itibaren çeşitli dergi, e-dergi, internet siteleri gibi platformlarda öyküleri, sinema yazıları yayımlandı. Öykülerinin ve sinema araştırmalarının konularını, korku, gerilim, fantastik, bilimkurgu öğeleri oluşturdu. Fantastik Edebiyat adlı sitenin 2010 yılında düzenlediği Fantastik Öykü Yarışması II’de 'Her Şeyi Zamana Bırak' adlı öyküsü üçüncülüğe değer görüldü. Korkunun Canavarları adlı ilk kitabı 2011 yılında Kalkedon Yayınları tarafından basıldı. Aynı yıl Giovanni Scognamillo ve Aylin Ünal ile birlikte hazırladığı Vampir Manifestoları Laika Yayıncılık’tan çıktı. İlgi duyduğu alanlarda poster, kitap ve efemera koleksiyonu bulunan Fatih Danacı evlidir ve Ankara’da ikamet etmektedir.

Tüm Yazıları

Ülkemizde “Dime Novel”lar, yani Erol Üyepazarcı’nın çevirisi ile “On Paralık Romanlar”, çoğunlukla hafiye, casusluk ve polisiye konularını işlemiş olsalar da fantastik ve korku ögelerine de yer vermişlerdir. Salt spekülatif türlere dahil edilebilecek on paralık romanlar olduğu gibi pek çok polisiye roman da doğaüstü unsurları ya da korku edebiyatının arketiplerini kullanmıştır.

Söyleşi

Selim İleri ile edebiyat ve hayat hakkında

ŞahaneBirKitap

Kardeşlik köprüydü, herkes yerinde durdukça yıkılmayacak bir köprü, ayakları ayaklarımız olan. İki yakamız bir arada olacaktı sabit oldukça kademlerimiz. Kardeşlik perdeydi, ayrı düşsek de yırtmayacağımız bir perde, sinema perdesi değildi fakat başkalarının üzerinde kendi filmlerini oynatacağı.

 

Editör'den

Edebi türler arasındaki tartışmaları her zaman büyük bir keyifle izlemişimdir. Bu tartışmalar arasında kuşkusuz, hangi türün daha eski olduğuna dair tartışma, yazarları, şairleri ikiye böler. Şairler, şiirin en eski edebi tür olduğu iddiasındadırlar. Hikâyeciler ise insanın “tahkiye” etme ihtiyacından dolayı hikâye türünü ilk insana kadar dayandırırlar.