Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

   

Şahane Bir Kitap


Şahane Bir Kitap

Geniş açıda devam eden dar zamanlar




Toplam oy: 1141
Adalet Ağaoğlu
Everest Yayınları
Adalet Ağaoğlu dil üzerine de düşünmeyi seven bir yazar. Bu romanında da son derece yoğun bir mizah dili kuruyor.

Edebiyatseverler bilirler Dar Zamanlar'ın yeri ayrıdır Adalet Ağaoğlu okurları için. Özellikle de Ağaoğlu'nu bizle tanıştıran ilk romanı Ölmeye Yatmak, düşünülürse. Bir saat yirmi dakika süren o uzun, bir ömürlük hikaye, düşünülürse... Modern Türk romanının önde gelen isimlerinden olan Ağaoğlu, Dar Zamanlar'da, öncelikle öznel olarak geniş, nesnel olarak son derece kısa, dar zaman dilimlerini ele alır. Kahramanın yaşamını, onu bu zamana getiren anları, geçmişi de içinde taşıyan geniş hacimli zamanı, kısacık bir zaman dilimi içinde verir bu hikayeler bize. Ve bu romanların temel izleğidir Cumhuriyet dönemiyle hesaplaşma. Ölmeye Yatmak'ın kahramanı Aysel, Cumhuriyet gibi ölmeye yatar ve ölüm öncesinde hem rejimle hem de kendi kendisiyle, yaşadıklarıyla derin bir hesaplaşmaya girişir. Aynı izlek, Bir Düğün Gecesi ve Hayır'la devam eder. Okurlar hep merak ederler, üçlemeye dörtlemeye dönüşecek midir? Dar Zamanlar sürecek midir? Evet, Adalet Ağaoğlu uzun yıllardır merak edilen bu soruya tam on sekiz yıldan sonra Dert Dinleme Uzmanı'yla cevap veriyor. Dar Zamanlar devam ediyor.

 

Dörtlemenin son kitabında kahramanımız bir erkek. Yazıp çizen, ünlü bir editör. O, kendine dert dinleme uzmanı diyor ama. Dert dinleme uzmanı çünkü son derece naif bir karakterle karşı karşıyayız. Karısı, çevresi tarafından rahatlıkla kandırılan, kandıralabilen bir kahraman. Aptal mı, değil. Sadece içinde bulunduğu toplumun giderek yozlaşan kültürüne yabancı, insani duyarlığa sahip, yumuşak kalpli bir adam o kadar. Hal böyle olunca editörümüz koskoca bir yaşamdan olması gerektiği gibi ders değil, dert çıkarıyor bol bol. Para sorunu yok, işi gücü yerinde, son derece iyi bir editör. Ama bütün bunlar da yetmiyor verimli, huzurlu bir hayat sürmesine. Kandırılarak, şaşarak, kendi derdinden çok başkalarınınkine üzülerek geçiyor bir ömür. Derin, dramatik bir Türk aydını portresi çıkarıyor karşımıza Ağaoğlu. Toplum olarak yoksulluğa yüklediğimiz pek çok sorunun, yoksulluğun ötesinde de çözülemeyeceğinin altını çizerken, kültürün, entelektüel birikimin de dertlere deva olmadığını gösteriyor. Türk aydınının giderek nasıl kötücül, karikatürleşmiş bir varlığa dönüştüğünü anlatıyor bizlere.

 

İçinde bulunduğumuz siyasal sistemi, hemen her yönüyle eleştirmekten geri durmuyor yazar. Anayasa değişikliğine evet demesinin altında yatanları da, bu gün içinde bulunduğumuz siyasi ortam hakkındaki eleştirilerini de cesurca, açıkça ortaya koyuyor. Roman her ne kadar zamansız, mekansız, isimsiz bir düzlemde geçse de bütün bunları yazar kimliği üzerinden tartışmak, hakkkını vermek ya da vermemek okurun bileceği iş elbette.

 

Ve gelelim Dert Dinleme Uzmanı'nın diline. Adalet Ağaoğlu dil üzerine de düşünmeyi seven bir yazar. Bu romanında da son derece yoğun bir mizah dili kuruyor. Zamansız fiil çekimleri romanın diline damgasını vuruyor. Çağrışımlar, hatırlamalar, yanlış hatırlamalar, bilinç sıçramaları, bilinçüstü sıçramalar, kültürel ve politik göndermelerle örülü bir yapıyla karşılaşıyoruz.

 

Ölmek üzere olan bir adamın soluksuz gevezeliklerinden, ister istemez kendimize de bir ah çıkarıyoruz. En büyük ah ise ölümün, yaşam kadar uzun olabileceğini kavradığımız an'a geliyor!

 

 


 

 

* Görsel: Sedat Girgin

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Şahane Bir Kitap Yazıları

Şiir bir dil işçiliği olduğu kadar bir anlam işçiliğidir de. Çünkü dil bize aynı zamanda bir inceliğin adresini verir. Dilin doğduğu yer, bir ömür insanın yazgısıyla birlikte kol kola yürür. Tohum orasıdır. Dünyanın, adına ömür dediğimiz yaşamak kavgasının başladığı yerde olanca müşfikliğiyle dili görürüz. Dili yani anlama ve kavrama çabamızı.

Haruki Murakami’nin Türkçeye yeni çevrilen romanı Dans Dans Dans’ını Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları ve Yaban Koyununun İzinde romanlarıyla birlikte değerlendireceğim. Dans Dans Dans’la Yaban Koyununun İzinde’nin kahramanı aynı. İki roman boyunca onun başından geçmiş türlü olayları okumamıza rağmen, ismini halen bilmiyoruz.

Rumen düşünür E. M. Cioran, kendisiyle yapılan söyleşilerden mürekkep bir kitap olan Ezeli Mağlup’taki söyleşilerinden birinde, kendi yazma serüveni üzerine şunları söyler: “Eminim ki eğer kâğıtları karalamasaydım, uzun zaman önce kendimi öldürmüş olurdum.

Amerikan psikolojisi ve varoluşçu psikoterapinin önde gelen isimlerinden Rollo May, Yaratma Cesareti adlı o pek ünlü kitabında, modern-kapitalist sarsıntı çağının bizleri bir şeyler yapmaya, üstelik yeni bir şeyler yapmaya çağırdığından bahseder.

Osmanlı Devleti’nin kuruluş dönemine dair ilgi, Diriliş Ertuğrul ve Kuruluş Osman gibi dizilerin de etkisiyle son günlerde iyice arttı.

Kulis

''İnsan Ancak Kendine Dışarıdan Bakınca Hakikati Fark Edebiliyor''

ŞahaneBirKitap

Şiir bir dil işçiliği olduğu kadar bir anlam işçiliğidir de. Çünkü dil bize aynı zamanda bir inceliğin adresini verir. Dilin doğduğu yer, bir ömür insanın yazgısıyla birlikte kol kola yürür. Tohum orasıdır. Dünyanın, adına ömür dediğimiz yaşamak kavgasının başladığı yerde olanca müşfikliğiyle dili görürüz. Dili yani anlama ve kavrama çabamızı.

Editörden

Ursula K. Leguin dendiğinde aklımda hep nitelikli ve bilgece hayaller kurmayı öğreten Batılı bir nine imajı beliriyor. Ursula’yı yalnızca bir hayalci olarak da niteleyemem doğrusu. Bilim Kurgu türü içindeki en filozof yazardır Ursula. Sadece yepyeni bir evren kurmakla kalmaz. Dünyamıza dair bazı kavramları da yerinden oynatır.