Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi


Antti Tuuri: Bütün kitaplarım dünya ve insan üzerine


İTEF - İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali'nin üçüncü yılında, Sabit Fikir her hafta festivalin katılımcısı olan bir edebiyatçıyla söyleşi yayımlayamaya devam ediyor.  Bu haftaki söyleşimiz, Finlandiyalı yazar Antti Tuuri ile…

 

Sizi okumamış olanlar için eserlerinizi tanıtmak istesek, genel anlamda bir bütünlük yaratabilir miyiz? Ne yazarsınız, neyi yazarsınız?


Birçok konuda elliden fazla kitap yazdım; bazıları ABD ve Kanada’daki Fin göçmenlerin hayatlarını anlatıyor. Bütün kitaplarımda dünya ve insan üzerine yoğunlaştım.



Bu yıl İTEF - İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali’nde sizi davetli yazar olarak göreceğiz. Festival teması “Şehir ve Yemek”ten yola çıkarak, bize bağdaştırdığınız bir şehir ve yemek örneği verebilir misiniz?


Benim memleketim Helsinki, deniz kenarındadır. Bu bakımdan birçok lezzetli balık yemeği bulunur. Mesela kızarmış Baltık Ringası kolayca yapılan ve her zaman lezzetli olan yemeklerden biridir. 



Gastronomiyle aranız nasıl? Yemek yapma sanatı ve edebiyat arasında bir bağlantı kurulabilir mi?


Kim ilgilenmez ki? Edebi olarak da yemeğin insan için olan anlamını anlatan birçok başarılı hikâye bulunur.



Salt yazarak hayat kazanmak mümkün mü? Hayatınızı yazarak kazanabiliyor musunuz? Ya da kazanıyorsanız, bu bir tercih mi sizin için?


Otuz sene boyunca Finlandiya’da yazar olarak yaşadım ve geçimimi bu şekilde sağladım. Eğer bunu yapmak istiyorsanız, hayatınızı buna göre ayarlamalısınız ki başarılı olabilesiniz. Yaşam standartlarını belirlemek bir seçim meselesidir.



Okurlar genelde, okudukları yazarların okuduklarıyla da ilgilenir. Siz kimleri okuyorsunuz?


Büyük Rus yazarları her zaman favorilerim olmuştur, ayrıca Fin ustalardan Hemingway ve Heinrich Böll’ü de unutmamak lazım.



Yazarların her okuyucudan daha çok başucu kitabı vardır. Siz hangi kitabı yazmış olmayı isterdiniz?


Savaş ve Barış.



Alelâde bir obje hakkında yazarak, bir çok şeyi değiştirebileceğinizi söyleseler, hangi objeyi kullanırsınız?


Dünya barışı.



Okuyucular, yazarların kendilerini gördüğünde farklı tepkiler veriyor. Kimi şaşırıyor, kimi hayal kırıklığına uğruyor, kimi hayatının aşkını bulmuş gibi oluyor. Okuyuculara önsöz takdim etmek adına bize, ne giyersiniz, ne yersiniz, ne içersiniz kısaca anlatabilir misiniz?


İtalyan, kumaş takım elbiseleri, balık ve sebze, su ve alkolsüz bira.

 

Söyleşi: Sevgi Demir


 

 


 

 

 

Antti Tuuri kimdir?

 

Antti Tuuri, 1972’de Grafik Tasarım bölümünden mezun oldu. Daha sonra birçok matbaa şirketinde teknik müdür, üretim müdürü ve gelişim müdürü olarak çalıştı. 1983’ten beri kendisini yazmaya adıyor. Antti Tuuri, genellikle Ostrobothnia çizgileriyle harmanlanmış keskin stiliyle anılan, bir orta sınıf tasvircisi olarak bilinir. Tuuri, kelimeleri harcamadan, muhteşem akıcılığıyla dili doğru kullanan bir yazardır. Doğa ile insan arasındaki bağlantıya sık sık dikkat çeker. Her daim kendine yeni yollar arayışında olan Antti Tuuri, ekolojik öğeleri sıklıkla ön plana çıkaran alternatif bir yazar olarak kabul edilebilir. Pohjanmaa (Ostrobothnia), Tuuri’nin 1980’lerde yazmaya başladığı serinin dikkat çeken ilk kitabı, 1985 yılında, İskandinav Kurulu’nun Edebiyat Ödülü’nü kazandı. Kitapta, içinde yaşayan insanların, ayaklanmak, yürüyüş yapmak, hatta bir değer uğruna ölmek adına bir kıvılcım taşıdığı, bir vilayetten bahsediliyor. Pohjanmaa romanından uyarlanan bir kahramanlık filmi de 1988 yılında çekilmişti. Ostrobothnia, altı kitaplık serinin son kitabı olarak (Lakeuden Kutsu, The Call of the Plains), bu güzel seriyi dikkat çekici bir şekilde sonuçlandırıyor. Antti Tuuri, bu roman sayesinde, 1997 yılnda Finlandiya Ödülü’nü kazandı. Yazarın Türkçe’deki ilk eseri bu sonbahar raflarda yerini alacak.




Toplam oy: 667

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Söyleşi

Melike Yıldırım: Bazı kitaplar isimleriyle öylesine bütünleşirler ki sanki o kitabı başka hiçbir isim öylesine doğru bir şekilde anlatamaz gibi gelir.

ŞahaneBirKitap

Svetlana Aleksiyeviç, "yepyeni bir edebi tür" olarak tanımlanan, uzun bireysel monologları farklı seslerin duyulduğu bir kolaja dönüştüren özgün dokümanter tarzıyla 2015 Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülmüştü.

Editörden

Her ne kadar kitabın 5000 yıllık serüveni desek de, birçok iyi okur için kitabın tarihi, kendi serüveniyle birlikte ilerlemiştir aslında. Bizi kitaplara çeken şey, biraz da kendimizden dışarı çıkmak isteğidir. Okuduğumuz her macera, her tez ya da antitez, kitapla bizim aramızdaki gizemli bir sözleşme gibidir. Bu anlamda okumak soylu bir eylemdir de.