Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Emrah Serbes'le Sözünü Sakınmadan (Video)


Sabit Fikir ve İstanbul Modern işbirliğiyle düzenlenen Sözünü Sakınmadan, dün akşam Emrah Serbes’i ağırladı. Eleştirmenler Semih Gümüş ve Ömer Türkeş yazarın ilk kitaptan bugüne gelişini irdelerken, okurların katılımı ve "Ya kuruyemişçi olacaktım, ya yazar. Yalova depreminde kuruyemişçimiz yıkılınca, ben de yazar olmaya karar verdim," diyen Serbes’in esprili yanıtları söyleşiyi unutulmaz bir paylaşıma dönüştürdü.




Toplam oy: 1032

Yorumlar

Yorum Gönder


çok güzel bir paylaşım teşekkürler

47%
53%

teşekkürler.

50%
50%

paylaşım için çok teşekkür ederim.ben yazardan çok programı yönetenlerin konuştuğu kanısındayım.emrah serbes i kendisini ifade edebiliceği soruların sorulmadığını düşünüyorum.

64%
36%

murat uyurkulak'la da bir soylesi bekliyoruz.

43%
57%

cok daha yakindan tanidik emrah serbesi. icten, samimi, sevimli, zeki ve sokaklari bize sevdiren bir yazar.83 kusaginin yuzaki bence. yalniz omer turkesi surekli sol yandan cekim yaptiniz surekli adamin bogazindaki yara izlerine takildi gozlerimiz.

49%
51%

çok güzel, teşekkür ederim koyduğunuz için.

54%
46%

sonuna kadar açıldığında bile videonun sesi çok kısık. bir şekilde videonun sesi yükseltilip yüklenilse daha iyi olurdu bence.

50%
50%

Yeni yorum gönder

Kulis

“Jack London’ın Unutulmaz Bir Romanını 40 Yıl Sonra İngilizce Aslından Çeviriyoruz”

Henüz bir yaşını doldurmamış bir yayınevi Kutu Yayınları. Hikâyesini anlatır mısınız?

ŞahaneBirKitap

Birkaç sene önce, yazar arkadaşlarla oturup şu meseleyi tartışmıştık: Yazdıklarımızı hiç kimsenin okumayacağını bilsek, yine de yazar mıydık? “Okur” olmadan yazdıklarımız bir işe yarar mıydı? Hele ki okuruyla konuşan, okuru da kurmacanın içine davet eden, hatta onu hikâyesinin bir kahramanı haline getiren yazarlar ne yapardı okur olmasa?

Editörden

Doksanlı yılların sonu olmalı. Yaşadığım taşra şehrinde sadece bir tane olan müzik mağazasına gidip gelip Pink Floyd’un The Dark Side of the Moon albümünü soruyordum sürekli, geldi mi gelmedi mi diye… Çünkü müziğin bir kaset ya da CD marifetiyle dinlendiği zamanlardı ve sevdiğiniz bir grubun albümünün çıktığını duymanız ayrı dert, o albümün sizin yaşadığınız şehre ulaşması ayrı dertti.