Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Editörden: Daha çok akşam haberi, daha demli çay



İyi
Toplam oy: 1450

Adınız, cisminiz her ne ise, her ne renk ve kumaştan giyinmeyi seçiyorsanız, yolda yürüyen adama sinirlendiğinizde ağzınızdan hangi kelimeler dökülüveriyorsa... Hep biraz da siyasi. Değil mi ki, bir fabrika işçisini bembeyaz kıyafetler içinde pek de göremezsiniz. Ya da Muhammet ile Deniz Devrim'in düğün daveti geçse elinize, her zamankinden bir saniye daha fazla düşünüp, parçaları bir araya getirmeye çalışırsınız.



Sadece bu değil. Şehrinizdeki binalar. Otoyollarınız. Taksicilerin en favori şarkıları. Akşamları, sokaklarınızda dolaşan insanların sayısı. Bulvarlarda, aşıklarınızın hal ve hareketleri. Devlet daireleri. Bayraklar. Akademi. Tiyatro salonlarının doluluk oranı. Mahallenizden bir teyzenin, bir sigara tüttürdüğünde yakınmaya başladığı dertleri. Okuduklarınız. Yazılanlarınız. Edebiyatınız.

 

 

Kafanızı nereye çevirseniz, siyasetin sihirli ve nemrut varlığının kokusunu alabilirsiniz. Bugün bir saat akşam haberlerini dinleseniz, akşam çayınızı biraz daha demli koyarsınız. İşte siyaset, akşamınızda!

 

Ve siyasetten en doğrudan etkilenen alanlardan birinin edebiyat olduğunu görmek işten değil. Bir yazar size kendi gözüyle gördüğü, kendi burnuyla kokladığı ve kendi kulağıyla duyduklarından başka ne anlatsın? Hal buyken, SabitFikir olarak düşünmek zorundaydık: Bugünkü kutuplu, nefretli siyasi ortamımız Türkiye'de edebiyatı ne yöne çekecek? Renk skalamıza neler eklenecek, nerelere doğru yöneleceğiz?



Sibel Oral çok kişiye sordu bu ve bunun gibi pek çok soruyu. Siyasi tarihimizin edebiyatımıza ne notlar düşeceğini (bizim gibi) merak edenleri, koskoca bir kapak çalışması bekliyor.

 

 

 

 

 

(Fotoğraf: Ertuğrul Yalçın)

 

 

 

 

 


Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Rüyamda aksakallı bir ihtiyarı gördüğümde heyecanlandım. Bana tüm araştırmalarım için nasihat veriyordu. Dewey’e bak dedi usulca. Gece yarısında heyecanla uykudan uyandım. O gün erkenden yatmıştım ve evdekiler henüz uyumuşlardı. Uykumun derinliğinde gelen bu mesaj beni uyandırmaya yetmişti.

1. İbrahim Tenekeci’den seçme şiirler: Sözü Yormadan

 

Uzakta, hırçın denizin ortasında bir yer… Kimileri için nefes kesici güzellikte, kimileri içinse ürkütücü ve kasvetli doğası, bize bir hayli yabancı dili, yarım milyondan az nüfusu… Soğuğu ve yanardağları ile ateş ve buzun ülkesi burası; İzlanda. Bulutlar güneşi perdeledikçe, kasvet arttıkça, suç edebiyatı da daha keyifli hale gelir.

Bir öykü kitaplığında bulunması gereken önemli kitaplardan biri de James Joyce’un İletişim Yayınları’ndan çıkan tek öykü kitabı Dublinliler’dir. Bu öykülerde Joyce “şehrin sesi”ni modern öyküye kazandırmıştır.

 

Kaybolan oylumlu bir roman, üç kişi etrafında gelişse de, tartıştığı çok konu var; günümüz kapitalizmi, pazarlama kültürü, evlilik kurumu, askerlik, Osmanlı mirası, aile, yazarlık, kişisel gelişimcilik… Bu romanın ve yazmaktan kaynaklı meselen neydi? Biraz buradan yola çıkalım sohbete…

 

Kulis

İbrahim Tenekeci: ''Amacımız İyiyi İstikrarlı Hale Getirmek''

ŞahaneBirKitap

Denizden, denizcilikten, deniz kahramanlarından söz eden tarihî romanımız sanıldığından daha az. Diğer dönemler bir tarafa, peş peşe büyük kahramanların çıktığı 16’ncı yüzyıl hakkında yazılanlar bile bir elin parmak sayısı kadar henüz. 1487’de doğduğu tahmin edilen ve Kanuni’den bir yıl önce, 1565’te vefat eden Turgut Reis de söz konusu yüzyıla damgasını vuran deniz kurtlarından.

Editörden

Edebiyatın en güzel tarafı, insanı içinde bulunduğu halden uzaklaştırabilme kudreti sanırım. Çünkü edebiyatın büyük ve özel malzemesi insandır. “Bir küllüğün bile öyküsünü yazabilirim” diyen Çehov bile şunu çok iyi biliyordu, aslında anlattığımız küllükten çok, insanın küllükle olan irtibatıdır. Her yazar, okuruyla bir irtibat kurar.