Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

İthaf etmek de bir sanattır merak ettiğimiz İthaf hikayeleri...




Toplam oy: 27
“Size bu kadar Anadolu’ya yakışan ve kendi başına bir şaheser olan isim için teşekkür etmek ve sizden af dilemek isterim, Yakup Kadri Bey. İsmin kudretinin, eserden kavi olması benim kabahatim değildir.”

 

Türkiye’de ve dünyada, yazarların ithafları da yazdıkları kadar hikâye barındırabiliyor; Peyami Safa’nın Nâzım Hikmet’e adadığı fakat sonraki baskılarda aralarındaki anlaşmazlık sebebiyle çıkardığı Dokuzuncu Hariciye Koğuşu kitabındaki gibi, taltif edici ithaflar yerini kimi zaman pişmanlığa bırakabiliyor. Kimi zamansa, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Yahya Kemal’e ithaf ettiği Beş Şehir kitabındaki bir ustaya ebedî saygı ve hürmeti bir gönül borcuyla dile getirebiliyor. Bu ithaflardan bazılarını Sabitfikir için derledik.

 

FİTZGERALD’IN HÜZÜNLÜ İTHAFI

“Bir kez daha Zelda’ya.”

 

Scott Fitzgerald, Muhteşem Gatsby’yi, romanı yazarken bir başkasından hoşlanmaya başlayıp kendisinden boşanmak isteyen Zelda Fitzgerald’a adıyor. “Bir kez daha” vurgusu, hâlâ âşık bir romantiğin sözünden çok, hüzünlü bir “her şeye rağmen.”

 

AHMET HAMDİ TANPINAR’DAN YAHYA KEMAL’E “MİLLİ” İTHAF

 

“Çok defa onunla konuşurken veya ondan ayrıldığım zaman, bu adam bu kadar sarahatle ve şaşmaz realite duygusuyla nasıl oldu da bize bu hayal ve şiir âlemini yaratabildi; hatta nasıl oldu da bu düşünce devam edebildi, diye düşünürdüm. Pek az şair bir cemiyet tarafından onun gibi kayıtsız ve şartsız kabul edilmiştir.” Ahmet Hamdi Tanpınar Beş Şehir kitabını, “her adımı millî hayatın ve tarihin bir köşesini aydınlatan” Yahya Kemal Beyatlı’ya bu satırlarla ithaf ediyor.

 

HALİDE EDİP’TEN SAKARYA ORDUSU’NA…

 

“Eser Sakarya’nındır. Fena olabilir; fakat benim sanatımın yapabileceği en iyi şeydir,” diyor Halide Edip, Ateşten Gömlek’in girişindeki mektupta. Sonrasında, Ateşten Gömlek adını ondan önce kullandığı için Yakup Kadri’ye teşekkür ediyor: “Size bu kadar Anadolu’ya yakışan ve kendi başına bir şaheser olan isim için teşekkür etmek ve sizden af dilemek isterim, Yakup Kadri Bey. İsmin kudretinin, eserden kavi olması benim kabahatim değildir.” Bu mektup, Selim İleri’nin kelimeleriyle, “belki de edebiyatımızdaki hemen hemen tek romancıdan romancıya teşekkür mektubu.” Halide Edip Adıvar, Ateşten Gömlek kitabını, Sakarya Ordusu’na ithaf ediyor.

 

EXUPERY ÖLDÜKTEN SONRA DUYULAN İTHAF

 

 

Saint-Exupéry, Küçük Prens’i dostuna, ustasına, Léon Werth’e adıyor. Werth böyle bir kitabın varlığını ve kendisine ithaf edildiğini, ancak Exupéry öldükten sonra öğrenebilecek.

 

MEHMET RAUF, FELÇ GEÇİRMEDEN ÖNCE

“Yalnız hayatımın değil, ruhumun da en ezeli refikasına,

 

Sevgili Zezi! Sen ki, benim ilk veya son değil, bütün hayatımın bir tek yıldızısın; elemli ve feci bir hastalığın mihriban mevcudiyetinle en parlak bir saadet içinde geçirttiğin elemli ve feci günlerinde kalem tutmaktan aciz zavallı elimin maluliyetine çaresaz olarak kıymettar yardımınla beraber yazdığımız bu romanı o günlerin emsalsiz nefasetinin bir hatırası olmak üzere senin muazzez ismine ithaf etmeme elbet müsaade edersin, değil mi yavrum?.. Beyoğlu, 27 Teşrinisani 1927 Mehmed Rauf”

 

İthaf Mehmet Rauf’un Son Yıldız kitabından. Kitabı üçüncü eşi Muazzez Hanım’a ithaf eden Rauf, evlendikten on üç gün sonra felç geçirince romanı Muazzez Hanım kâğıda geçirir.

 

İSMET ÖZEL’DEN ANNESİNE…

Altı kardeşin en küçüğü İsmet Özel, Bir Yusuf Masalı’nı “kanserine alıştığı” annesine ithaf ediyor.


Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Yayın sektörünün içinden biri misiniz? Biraz kendinizden bahseder misiniz?

 

İnsan karakter özellikleriyle tanınır daha çok. İnsanın kelimeleri, yürüyüşü, dinleyişi, konuşması hepsi birlik olup karakter denilen hususiyetler toplamını oluşturur. Dil de bir karakter taşır sonuçta. Her dilin ayrı bir karakteri vardır. Çünkü dil, konuşulan ağızlarda, susulan gönüllerde bir kimliğe, bir aidiyet bilincine dönüşür daha çok.

Dünya tarihini değiştiren, konumuzla alakalı en önemli icatlardan biri yazı ise diğeri kuşkusuz matbaadır. Matbaa denildiğinde de akla gelen ilk isim 3 Şubat 1468 yılında hayata gözlerini yuman Johannes Gutenberg’tir. Modern matbaacılığın babası olan isimden önce de matbaa Çin’de yüzyıllar öncesinde kullanılıyordu.

Gerçek, dört unsur kadar hayatidir pratik yaşamda. (Nasıl da tutunuruz ona!) İnsan kendisi için işe yarayan bir gerçeklik versiyonundan (makul bir iş, makul bir evlilik, makul bir çocuk, makul ölçekte çekişmeler, dedikodular, hazlar, keşifler ve yarışlardan) memnun olmadıkça nevroz ataklarıyla boğuşur durur.

Günümüz çocuklarının hafızasında biriken hikâyeler her geçen gün azalıyor. Hikâyesiz büyüyen çocukları bekleyen tehlikelerden söz etmenin sırası değil şimdi. Ama şu kadarını söylemek bile yeterli olacaktır: Geçmişe ait anısı ekran ışığından ibaret olan çocuğun geleceği aydınlık olamaz. Bu yüzden çocuklarımızla anı biriktirmek, onlarla konuşmak, hayatı yaşamak ve deneyimlemek önemli.

Kulis

“Öldürme Üzerine Kısa Bir Film Bana İlham Veren Başlıca Yapıt”

ŞahaneBirKitap

Son yıllarda, sürekli dile gelen bir soru var edebiyat çevrelerinde: Öykü yükseliyor mu? Şiirin ulaşılmaz yeri ve romanın tükenmeyen gücünün yanında öykü türü hep bir muammanın kucağında dolaşıyor hâlbuki. Düne, bugüne, hatta yarına baktığımızda öykünün, özellikle Türk edebiyatında, hep arada kalmış bir konumda olduğunu görüyoruz.

Editörden

Edebiyatın kendine özgü mekânları vardır. Muhitler burada bir araya gelir. Mahfil olurlar. Okumak ve yazmak yalnızlık ister. Ama okuduğunu ve yazdığını paylaşmakla görevlidir her tutkulu okur ve yazar. Okumak soylu bir eylemdir. Yazmak ise o eylemi bambaşka kişilerle paylaşma işlemidir. Goethe, “Seni anlayacak bir kişi bile bulduysan ciltler dolusu yaz” der.