Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

İthaf etmek de bir sanattır merak ettiğimiz İthaf hikayeleri...



Gayet iyi
Toplam oy: 16
“Size bu kadar Anadolu’ya yakışan ve kendi başına bir şaheser olan isim için teşekkür etmek ve sizden af dilemek isterim, Yakup Kadri Bey. İsmin kudretinin, eserden kavi olması benim kabahatim değildir.”

 

Türkiye’de ve dünyada, yazarların ithafları da yazdıkları kadar hikâye barındırabiliyor; Peyami Safa’nın Nâzım Hikmet’e adadığı fakat sonraki baskılarda aralarındaki anlaşmazlık sebebiyle çıkardığı Dokuzuncu Hariciye Koğuşu kitabındaki gibi, taltif edici ithaflar yerini kimi zaman pişmanlığa bırakabiliyor. Kimi zamansa, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Yahya Kemal’e ithaf ettiği Beş Şehir kitabındaki bir ustaya ebedî saygı ve hürmeti bir gönül borcuyla dile getirebiliyor. Bu ithaflardan bazılarını Sabitfikir için derledik.

 

FİTZGERALD’IN HÜZÜNLÜ İTHAFI

“Bir kez daha Zelda’ya.”

 

Scott Fitzgerald, Muhteşem Gatsby’yi, romanı yazarken bir başkasından hoşlanmaya başlayıp kendisinden boşanmak isteyen Zelda Fitzgerald’a adıyor. “Bir kez daha” vurgusu, hâlâ âşık bir romantiğin sözünden çok, hüzünlü bir “her şeye rağmen.”

 

AHMET HAMDİ TANPINAR’DAN YAHYA KEMAL’E “MİLLİ” İTHAF

 

“Çok defa onunla konuşurken veya ondan ayrıldığım zaman, bu adam bu kadar sarahatle ve şaşmaz realite duygusuyla nasıl oldu da bize bu hayal ve şiir âlemini yaratabildi; hatta nasıl oldu da bu düşünce devam edebildi, diye düşünürdüm. Pek az şair bir cemiyet tarafından onun gibi kayıtsız ve şartsız kabul edilmiştir.” Ahmet Hamdi Tanpınar Beş Şehir kitabını, “her adımı millî hayatın ve tarihin bir köşesini aydınlatan” Yahya Kemal Beyatlı’ya bu satırlarla ithaf ediyor.

 

HALİDE EDİP’TEN SAKARYA ORDUSU’NA…

 

“Eser Sakarya’nındır. Fena olabilir; fakat benim sanatımın yapabileceği en iyi şeydir,” diyor Halide Edip, Ateşten Gömlek’in girişindeki mektupta. Sonrasında, Ateşten Gömlek adını ondan önce kullandığı için Yakup Kadri’ye teşekkür ediyor: “Size bu kadar Anadolu’ya yakışan ve kendi başına bir şaheser olan isim için teşekkür etmek ve sizden af dilemek isterim, Yakup Kadri Bey. İsmin kudretinin, eserden kavi olması benim kabahatim değildir.” Bu mektup, Selim İleri’nin kelimeleriyle, “belki de edebiyatımızdaki hemen hemen tek romancıdan romancıya teşekkür mektubu.” Halide Edip Adıvar, Ateşten Gömlek kitabını, Sakarya Ordusu’na ithaf ediyor.

 

EXUPERY ÖLDÜKTEN SONRA DUYULAN İTHAF

 

 

Saint-Exupéry, Küçük Prens’i dostuna, ustasına, Léon Werth’e adıyor. Werth böyle bir kitabın varlığını ve kendisine ithaf edildiğini, ancak Exupéry öldükten sonra öğrenebilecek.

 

MEHMET RAUF, FELÇ GEÇİRMEDEN ÖNCE

“Yalnız hayatımın değil, ruhumun da en ezeli refikasına,

 

Sevgili Zezi! Sen ki, benim ilk veya son değil, bütün hayatımın bir tek yıldızısın; elemli ve feci bir hastalığın mihriban mevcudiyetinle en parlak bir saadet içinde geçirttiğin elemli ve feci günlerinde kalem tutmaktan aciz zavallı elimin maluliyetine çaresaz olarak kıymettar yardımınla beraber yazdığımız bu romanı o günlerin emsalsiz nefasetinin bir hatırası olmak üzere senin muazzez ismine ithaf etmeme elbet müsaade edersin, değil mi yavrum?.. Beyoğlu, 27 Teşrinisani 1927 Mehmed Rauf”

 

İthaf Mehmet Rauf’un Son Yıldız kitabından. Kitabı üçüncü eşi Muazzez Hanım’a ithaf eden Rauf, evlendikten on üç gün sonra felç geçirince romanı Muazzez Hanım kâğıda geçirir.

 

İSMET ÖZEL’DEN ANNESİNE…

Altı kardeşin en küçüğü İsmet Özel, Bir Yusuf Masalı’nı “kanserine alıştığı” annesine ithaf ediyor.


Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Karlofça Antlaşması ile Balkan Savaşları arasındaki felaketler silsilesinin haddi hesabı yok. Bizim Rumeli dediğimiz diyarın Balkanlaşmasının hikâyesi ise ciltlere, kütüphanelere sığmayacak bir facialar silsilesi. Elbette bu facialar silsilesinin kolektif hafızaya sinmiş nice uzantısı var. Peki, edebiyatımız bu izlerden ne kadar yararlanabiliyor?

Kütüphaneler, çok eski zamanlardan matbaanın bulunuşuna ve günümüze toplumların zenginlik göstergelerinden biri olmuştur.

Ölüm hayatın bakiyesidir. Hayatın sonunu değil hayatın bir başka veçhesini karşılar. Elde kalan ne varsa onunla gideriz ölüme. Bu açıdan ölen bir insan için kullanılan “hayatını kaybetti” lafı bomboş bir laftır. Hayat bir başka sayfada olanca tazeliğiyle devam etmektedir çünkü. Ölüme dair anlatılarda ölüm ve ölüm sonrası başlığı öne çıkar. Ya ölüm öncesi?

Bilmem farkında mısınız? Sosyal medyaya bakıyorum, kitap eklerini okuyorum, kitap satış sitelerinin yeni çıkan listelerine göz atıyorum, kitabevlerinde çocuk kitapları raflarını inceliyorum. Hepsinde aynı sonuç: Çocuk şiirleri kitapları yok denecek kadar az… Çıkan çocuk şiirleri kitapları da gereken ilgiyi hak etmiyor.

Hiç seyahatname okumamış birine bunun keyfini anlatmak zor. Gediklisinin, zaten rastladığı kitaba bir göz atmadan geçip gitmesi ihtimal dışı. Zira, sanki özünde, okurunu kendine çeken bir zıt kutbu taşır seyahatnameler. Hele de, zihne kentleri adamakıllı kurma imkanı verebilenler.

 

Kulis

Yunus Emre Tozal: Chicago’nun kütüphaneleri

ŞahaneBirKitap

Prof. Dr. Yaşar Çoruhlu’nun Türk Sanatında Hayvan Sembolizmi Ötüken Neşriyat tarafından yayımlanan 3. baskısıyla okurlarla buluştu. Bu baskıyı öncekilerinden ayıran en önemli fark, bu kez eserin iki cilt halinde ve genişletilmiş şekliyle yayınlanması. Uzun süre alanındaki tek kaynak olan bu kitap tartışmasız biçimde hâlâ alanındaki en önemli eser olma özelliğini koruyor.

 

Editörden

Kadın kahramanlar içinde bazıları var ki, yıllar önce okumuş olmama rağmen halen onların hayatlarını merak ederim. Her okuyuşta farklı bir keşif, yeni bir detay, daha önce hiç fark etmediğim bir ayrıntı dikkatimi çeker ve buna şaşırır dururum. Eskiden okuduğum bir romana dönmek, eski bir arkadaşıma merhaba demeye benzer.