Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Kararsız Okur: Bana mutluluğun kitabını önerebilir misin?



Vasat
Toplam oy: 1429

Kişisel gelişim kitapları öyle büyük bir endüstri olmuş ki, başarılı kişisel gelişim kitabı yazmanın yolları diye kişisel gelişim kitapları bile mevcut. Çarpıcı bir kitap adı, kolay mutluluk ve başarıya ulaşma egzersizleri, iyimser ve hayalleri süsleyen bir geleceğe kısa yoldan ulaşma vaadi. Aslında akıllı birer pazarlama projesi böyle kitaplar. İçimizde beslediğimiz güvensizlikler, eksiklik duygusu, mutlu olma mecburiyeti, başarılı olma baskısı bu kitaplarda pratik yanıtlar aramaya yöneltiyor bizi.

 

 

Rekabetçi yaşam sınırlarımızı zorlamaya; iflah olmaz merakımız bilinmeyeni bilmeye; kaygımız varoluşu sorgulamaya itiyor. Klasik felsefe yetmiyor, belki de zamane insanının dilinden konuşmuyor artık. Kapitalizmin psikoloji yardımıyla başımıza sardığı ‘mutluluk’, ‘başarı’, ‘normallik’ ‘değişim’ gibi kavramları sorgulayan sinik çağdaş düşünürler de var. Kişisel gelişimin anti-tezi onlar. Kendi mutluluğunu, kişisel gelişimin salık verdiği gibi, narsist olmakta bulan insanlarla sağlıklı bir toplum yaratılabilir mi? Toplumun hâlâ birilerinin umrunda olduğunu umalım. Bu soruya ontolojik, postmodern, sinirbilimsel, mistik cevaplar vermek mümkün. Okları izleyin, bakalım ucunda mutluluk bulacak mısınız?

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

“Kendi yarattığı problemleri çözmekten aciz olduğunu ispat etmiş bir medeniyet, çökmüş bir medeniyettir. En hayati sorunlarına göz yummayı seçmiş bir medeniyet hasta bir medeniyettir. Kendi ilkelerini düzenbazlık ve yalancılık uğruna harcayan bir medeniyet, ölüm döşeğindeki bir medeniyettir.”

 

Aime Césaire

 


Hayatta hepimizin başına hiç ummadığımız bir zamanda olmadık sıkıntılar gelebilir. Çok sevdiğimiz bir yakınımızı kaybedebiliriz sözgelimi, bir kaza olur sakat kalırız ya da işimizle ilgili bir sorun yaşayıp işimizi kaybedebiliriz. Bu tür durumlarda girdiğimiz ağır depresyondan çıkabilmek kolay olmayabilir.

Güneyin, ufku bulanıklaştıran bitmek bilmez sıcak öğlelerinde, dev meşe ağaçlarının gölgelediği Yunan Uyanışı stili evinde yazı masasına kurulmuş, mısır koçanı piposunu çok sevdiği Dunhill My Mixture 965 tütünle doldurmuş, daktilosunun tuşlarına basan bir adam vardı; William Faulkner.

Belleğimizin, bir başka deyişle yeryüzü tecrübemizi zihnimizde hikâye etme biçimimizin aslında “kim” olduğumuzla güçlü ilişkisini inkâr edemeyiz. Kuşkusuz hem bilincin kuşattığı alan hem de bilinçdışımızın sisli derinliklerinde saklananlar, dünyanın geri kalanı ile kurduğumuz kendilik ilişkilerinin zihnimize nasıl kazındığı ile şekilleniyor.

Ayfer Tunç’un yeni romanı Osman, bireysel ve toplumsal olmak üzere iki ana boyuttan oluşmaktadır. Romanın bireysel boyutunu, Osman’ın günlükleri; toplumsal boyutunu ise, Osman’la ilgili yazarın yaptığı söyleşiler oluşturur. Yazar, Osman’ın günlüklerini bir sahaftan alır.

Kulis

''İnsan Ancak Kendine Dışarıdan Bakınca Hakikati Fark Edebiliyor''

ŞahaneBirKitap

Şiir bir dil işçiliği olduğu kadar bir anlam işçiliğidir de. Çünkü dil bize aynı zamanda bir inceliğin adresini verir. Dilin doğduğu yer, bir ömür insanın yazgısıyla birlikte kol kola yürür. Tohum orasıdır. Dünyanın, adına ömür dediğimiz yaşamak kavgasının başladığı yerde olanca müşfikliğiyle dili görürüz. Dili yani anlama ve kavrama çabamızı.

Editörden

Ursula K. Leguin dendiğinde aklımda hep nitelikli ve bilgece hayaller kurmayı öğreten Batılı bir nine imajı beliriyor. Ursula’yı yalnızca bir hayalci olarak da niteleyemem doğrusu. Bilim Kurgu türü içindeki en filozof yazardır Ursula. Sadece yepyeni bir evren kurmakla kalmaz. Dünyamıza dair bazı kavramları da yerinden oynatır.