Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Sokaktan // Bozkırınız politiktir efendiler



Zayıf
Toplam oy: 1874
Televizyon haberleri ve gazetelerin yarattığı gündemin ve bunların gündeme bakışının taraflı ve yönlendiren bir yapısı olduğunu düşünüyorum.

Dümdüz bir çizgi çek, bak bozkır. Sonra çizgi yükselecek, bir ovaya denk düşecek, al sana Haymana. Bozkırın ayazında bir ova, ovanın başında bir mahpushane. Haymana Cezaevi'nden Ulucanlar'a bozkırın alameti teğet geçer bu çizgide. Karanfil Sokağı bürokratik olarak anılır, politiktir aslında. Ankara'lı siyasi meseleler üzerine akıl yürütmek için doldurmuş heybesini. Güncel mevzulara temkinliyse de sesinde aynı dizelerin sessizliği: ''Bir dal süzülür mavide/ Al al bir yangın şarkısı/ Bakmayın saksıda boy verdiğine/ kökü Altındağ'da, İncesu'dadır.''  

 

 

 

Hayatın kendisi politiktir dolayısıyla edebiyatın politik olması doğru ya da yanlış değil doğaldır. Türkiye’nin politika gündemiyse zaten edebiyatı doğrudan etkiliyor. Çünkü edebiyat var olan toplumsal durum üzerinden yeni ürünler yaratır. Bu gerçeklikler sanatçının eserine ya da sanatçıya yansır. Örnek olarak Orhan Kemal ve Vedat Türkali'nin kitapları gösterilebilir. Geçmişte edebiyat belli bir kesimin elindeydi ama şimdi öyle bir şey yok. Edebiyat herkese hitap edebiliyor artık. Politik gelişmeler de kitap olarak daha derinlemesine irdelenebiliyor. 

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 

Övgü Özdoğan 17 / Öğrenci

 

 

 

 


 

 

 

Pek çok haber bültenini, haber metnini izliyor ve okuyorum.
Bize sunulanlar, öne çıkarılanlar özgün yaşamsal gelişmelerin alt metninden çok da farklı değil. Sadece, siyasal atmosferin biçimlendirdikleri dışa vuruluyor. Yani haberciler hazır olanı haberleştirirken konuyu aile, bekâret, ahlak gibi istenene bağlamakta veya öne çıkarmakta sıkıntı yaşamıyorlar. Üstelik böylece daha az zaman harcamış oluyorlar. Benim için öğretici. Hem mevcut yönetimin toplumdan ne istediğini görüyorum hem de toplumun ahlaki değerlerini.

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

Dilan İkizoğlu 27 / Ziraat Mühendisi

 

 

 

 


 

 

Türkiye'nin yoğun siyasi atmosferinde edebiyat benim için gündemden kaçış ve kafa dinlemek demek. Sığ olarak gördüğüm siyasi atmosferden kaçmak için edebiyata sığınıyorum. Son dönemde edebiyatın da siyasete her zamankinden daha fazla bulaştığına üzülerek tanık oluyorum. Elbette böyle bir siyasi ortamda bunun böyle olması doğal ama benim tercihim aşk ve polisiye romanlarından yana. Açıkçası yakınlarıma da bu tür kitaplar öneriyorum.

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

Levent Boz 33 / Alım satım müdürü

 

 

 

 

 

 

Siyaseti elbette televizyondan takip ediyorum. Ancak televizyon haberleri ve gazetelerin yarattığı gündemin ve bunların gündeme bakışının taraflı ve yönlendiren bir yapısı olduğunu düşünüyorum. Buna karşılık ben siyasi kişiliklerin yazdığı kitapları, günceleri takip ederek onların anılarından olaylara bakmayı daha doğru buluyorum. Örneğin bazı siyasi gelişmeleri Mehmet Baransu'nun Karakutu, Soner Yalçın'ın Şamizdat, Çetin Doğan'ın Ateşi ve İhaneti Gördük kitaplarını okuyarak takip ettim. Bu okumaların bana daha objektif bir bakış açısı kattığını, fikirlerimi daha doğru yönlendirdiğini düşünüyorum.

 

 

 

 


 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Rüyamda aksakallı bir ihtiyarı gördüğümde heyecanlandım. Bana tüm araştırmalarım için nasihat veriyordu. Dewey’e bak dedi usulca. Gece yarısında heyecanla uykudan uyandım. O gün erkenden yatmıştım ve evdekiler henüz uyumuşlardı. Uykumun derinliğinde gelen bu mesaj beni uyandırmaya yetmişti.

1. İbrahim Tenekeci’den seçme şiirler: Sözü Yormadan

 

Uzakta, hırçın denizin ortasında bir yer… Kimileri için nefes kesici güzellikte, kimileri içinse ürkütücü ve kasvetli doğası, bize bir hayli yabancı dili, yarım milyondan az nüfusu… Soğuğu ve yanardağları ile ateş ve buzun ülkesi burası; İzlanda. Bulutlar güneşi perdeledikçe, kasvet arttıkça, suç edebiyatı da daha keyifli hale gelir.

Bir öykü kitaplığında bulunması gereken önemli kitaplardan biri de James Joyce’un İletişim Yayınları’ndan çıkan tek öykü kitabı Dublinliler’dir. Bu öykülerde Joyce “şehrin sesi”ni modern öyküye kazandırmıştır.

 

Kaybolan oylumlu bir roman, üç kişi etrafında gelişse de, tartıştığı çok konu var; günümüz kapitalizmi, pazarlama kültürü, evlilik kurumu, askerlik, Osmanlı mirası, aile, yazarlık, kişisel gelişimcilik… Bu romanın ve yazmaktan kaynaklı meselen neydi? Biraz buradan yola çıkalım sohbete…

 

Kulis

İbrahim Tenekeci: ''Amacımız İyiyi İstikrarlı Hale Getirmek''

ŞahaneBirKitap

Denizden, denizcilikten, deniz kahramanlarından söz eden tarihî romanımız sanıldığından daha az. Diğer dönemler bir tarafa, peş peşe büyük kahramanların çıktığı 16’ncı yüzyıl hakkında yazılanlar bile bir elin parmak sayısı kadar henüz. 1487’de doğduğu tahmin edilen ve Kanuni’den bir yıl önce, 1565’te vefat eden Turgut Reis de söz konusu yüzyıla damgasını vuran deniz kurtlarından.

Editörden

Edebiyatın en güzel tarafı, insanı içinde bulunduğu halden uzaklaştırabilme kudreti sanırım. Çünkü edebiyatın büyük ve özel malzemesi insandır. “Bir küllüğün bile öyküsünü yazabilirim” diyen Çehov bile şunu çok iyi biliyordu, aslında anlattığımız küllükten çok, insanın küllükle olan irtibatıdır. Her yazar, okuruyla bir irtibat kurar.