Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

“Halk önünde yakılmalı”


İyi
Toplam oy: 277
Ivan Sergeyeviç Turgenyev // Çev. Hasan Ali Ediz
Yordam Edebiyat
"Dostoyevski'nin benim karikatürümü çizdiğini söylediler. Pekala bırakalım kendini eğlendirsin.

Babalar ve Oğullar romanına yönelik ağır eleştiriler, Turgenyev’in edebi verimini çok düşürmüş, hatta bitirme noktasına getirmişti. Eleştirilerden derin bir şekilde etkilenen Turgenyev, şunları yazmıştı: “Artık kalemimi çiviye astım… Rusya benim için yabancı bir ülke oldu, ona dair ne söyleyeceğimi bilmiyorum. Bu gibi durumlarda en doğru davranış, sükût altındır sözlerine uymaktır.”


Turgenyev gibi büyük yazarlar hiçbir zaman yazmaktan tamamen kopmazlar elbette ve o da öyle yaptı. Babalar ve Oğullar’dan beş yıl sonra, yani 1867’de kendisini eleştirenlere yanıt verircesine Duman romanını çıkardı. Rus karakterinin kararsızlığını ve bir sonuca varamayışını anlattığı Duman, hemen tüm çevrelerce acımasızca eleştirildi. Hatta bu eleştiri korosunun içinde Dostoyevski de vardı.


İlk etapta romanın konusu, bir adamın iki kadınla yaşadığı kararsız bir ilişkinin onda bıraktığı etki gibi görülse de, asıl mesele bambaşkadır. Turgenyev Duman’da, Rusya’ya Avrupa’dan bakarak hem aristokrat çevreyi hem de aydınları eleştirir. Uzun süre tartışılan bu kitap, Turgenyev ile Dostoyevski arasındaki çatışmanın yansımalarından biri olma özelliği de taşır. Dostoyevski belki de, kitabın ilk sayfalarında tarif edilen Bambayev’in kendisi olduğunu düşünmüştür: “Hep beş parasızdı. Hep bir şeyden heyecanlanmış bir hali vardı. Amaçsız, ereksiz, ama geçtiği yerde gürültülü iz bırakarak boyuna dolaşan tiplerden biriydi.” Kumar tutkusu ve şansızlığı yüzünden hep beş parasız olduğu düşünülürse, bahsedilen kişinin kendisi olma ihtimalini düşünmekte pek de haksız sayılmazmış Dostoyevski.

Dostoyevski, 1872’de (Duman kitabından beş yıl sonra) Ecinniler’de, Karmazinov karakterinde Turgenyev’in adeta karikatürünü çiziyordu. Romanda Karmazinov’un yaptığı bir konuşma, Turgenyev’in Babalar ve Oğullar’dan sonra gelen eleştiriler üzerine, “Artık kalemimi çiviye astım…” demesiyle benzerlik taşır: “Elveda okur! Dostça ayrılalım diye ısrar etmeyeceğim sana: Gerçekten de niye tedirgin edeyim ki seni? Bu sana haz verecekse sövüp sayabilirsin de bana. Ama sanırım en iyisi birbirimizi sonsuza dek unutmak. Hatta siz okurlar önümde diz çöküp gözyaşları içinde yalvarsanız, ‘Ah ne olur yaz Karmazinov, ne olur: Vatan için, gelecek kuşaklar için, defne dalından taçlar için yaz,’ deseniz bile sizlere elbette incelikle teşekkür ettikten sonra, ‘Hayır, değerli yurttaşlarım,’ derdim, ‘yeterince birlikte olduk, merci! Artık herkes kendi yoluna! Merci, merci, merci.’’

 

Ecinniler’de geçen bu bölümden anlaşılacağı üzere Turgenyev epey kızmıştı. Bir arkadaşına şöyle yazıyor: “Dostoyevski’nin benim karikatürümü çizdiğini söylediler. Pekala bırakalım kendini eğlendirsin. Beş yıl önce Baden’de bana gelmişti, borç aldığı parayı ödemeye değil, Duman için bana açıkça sövmeye gelmişti. Ona göre Duman, halkın önünde yakılmalıydı. Bütün bu suçlamaları sessizce dinledim. Şimdi ise ne görüyorum? Bütün canice düşünceleri söylemişim… Eğer Dostoyevski çılgın değilse, -ki çılgın olduğundan en ufak bir şüphem yok- bu sadece bir iftiradır. Herhalde bütün bunları düşünde gördü.”


Turgenyev’in gerek Rus aydınları gerekse aristokrasi çevrelerince rahatlıkla eleştirilmesindeki sebep romanlarındaki eleştirel tutum değildi sadece. Turgenyev’in Avrupa düşüncesine ve kültürüne olan hayranlığı bilinen bir şeydi. Onun bu yönü de en büyük eleştiri konusuydu. Duman romanında da Avrupa düşünce yapısı ve kültürü uzun konuşmalarda verilir. Sonuç olarak Duman’ı Turgenyev’in diğer kitaplarından ayıran en önemli etken, beraberinde getirdiği tartışmalardır. Duman sadece bir roman olarak değil, aynı zamanda Rus aydın çevrelerinin panoramasını sunan bir kitap olarak da okunabilir.

 

 


 

 

 

Görsel: Muhammed Ali Üzen

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Çeyizime Bir Kefen, 1990’lı yıllardan beri Türk şiirine katkı veren şair Ali Emre’nin altıncı şiir kitabı. Şaire ait altı kitap arasında tematik bakımdan merkezî bir öneme sahip Meryem’in Yokluğunda adlı toplam sonrasında yayınlanan Çeyizime Bir Kefen, “biz ve onlar” arasındaki bitimsiz kavganın şairin diline yansıyan yeni ve şimdilik son uğrağı.

Kitaplar da insanlara benzemez mi? Adlarıyla, biçimleriyle, anlattıklarıyla... Sanırım ben en çok azınlığın keşfine, ellerine ve kütüphanesine vardığı Halil Cibran, Oruç Aruoba, Emil Cioran gibi insanları seviyorum. Onlar benzersiz ve ikâmesiz bir kendiliği metnine getirmeyi başaranlar.

Keiji Nakazawa, Amerika Birleşik Devletleri’nin, İkinci Dünya Savaşı’nın bitişini ilan eden atom bombası dehşetinin ilkini Hiroşima’da, 6 Ağustos 1945’te ailesiyle birlikte yaşadı.

Amerikalı çok sayıda müzisyen, şarkıcı ve söz yazarının edebiyat dünyasına giriş yaptığını ve bu dünyada tutunarak üretmeye devam ettiğini görüyoruz. Örneğin punk rock kraliçesi olarak kabul edilen Patti Smith, yeni yayımlanan beşinci kitabı Year of The Monkey ile edebi alanda daha anlatacak çok hikâyesi olduğunu kanıtlayanlardan.

“Ey tutkun gönül, derdini kendine sakla” Meksika Halk Şarkısı

 

Kulis

“Jack London’ın Unutulmaz Bir Romanını 40 Yıl Sonra İngilizce Aslından Çeviriyoruz”

Henüz bir yaşını doldurmamış bir yayınevi Kutu Yayınları. Hikâyesini anlatır mısınız?

ŞahaneBirKitap

Birkaç sene önce, yazar arkadaşlarla oturup şu meseleyi tartışmıştık: Yazdıklarımızı hiç kimsenin okumayacağını bilsek, yine de yazar mıydık? “Okur” olmadan yazdıklarımız bir işe yarar mıydı? Hele ki okuruyla konuşan, okuru da kurmacanın içine davet eden, hatta onu hikâyesinin bir kahramanı haline getiren yazarlar ne yapardı okur olmasa?

Editörden

Doksanlı yılların sonu olmalı. Yaşadığım taşra şehrinde sadece bir tane olan müzik mağazasına gidip gelip Pink Floyd’un The Dark Side of the Moon albümünü soruyordum sürekli, geldi mi gelmedi mi diye… Çünkü müziğin bir kaset ya da CD marifetiyle dinlendiği zamanlardı ve sevdiğiniz bir grubun albümünün çıktığını duymanız ayrı dert, o albümün sizin yaşadığınız şehre ulaşması ayrı dertti.