Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Dosya Arşivi

En çok okunanlar  

Dosya


Yavaşlığın Bestekârı; Milan Kundera

1929 yılında Çekoslovakya’nın Bruno şehrinde dünyaya gelmiş Milan Kundera. Burjuva bir ailenin çocuğu olarak erken yaşlarda piyano ve klasik müzikle tanışmış. Babası, dönemin meşhur müzikoloğu ve akademinin rektörü Ludvik Kundera, oğlunun kendisi gibi yetkin bir müzisyen olması için epey çaba sarf etmiş.


Edebiyatın Güçlü Kadın Kahramanları: Mrs. Dalloway, Bayan Macauley Ve Feride

Hep yeniden başlayan kadın:Mrs. Dalloway


Ayın Karanlık Yüzü: The Luminaries

Man Booker (yeni ismiyle Booker), İngiliz Milletler Topluluğu – Commonwealth - (Avusturalya’dan Kamerun’a, Malezya’dan Kanada’ya yirmiden fazla ülkeyi ifade eder) ve İrlanda vatandaşı yazarların İngilizce yazılmış kitaplarına verilen bir ödüldür.


Dünyadan uzakta bir büyüme hikayesi

Dünya edebiyatında aile romanlarına sıklıkla rastlanır. Thomas Mann’ın Buddenbrooklar’ı, Heinrich Böll’ün Dokuz Buçukta Bilardo’su, Orhan Pamuk’un Cevdet Bey ve Oğulları ilk elde akla gelenler. Söz konusu romanlarda bir ailenin birkaç kuşak hikâyesi konu edilir.


Sonbaharda sanat başkadır

Her yıl eylül ayında İstanbul’da birbiri ardına sergiler açılır. Bunların merkezinde her daim İKSV tarafından düzenlenen bienal yer alır. 2012 yılından itibaren başlayan Tasarım Bienali de bu alandaki öncülüğünü sürdürmeye devam ediyor.


İyi insan bulmak zor

Flannery O’Connor, henüz yirmi yaşında deri veremine yakalanınca bir çiftliğe yerleşerek ölümü beklemeye başlar. Dinmeyen ağrılar, acılar ve uzun, yorucu tedavilerle geçen yıllardan sonra 39 yaşında hayatını kaybeden Flannery O’Connor geride nitelikli kitaplar bırakır. İyi İnsan Bulmak Zor (1955) onun en başarılı kitaplarından biridir.


Kendimize itiraf edemediğimiz şeyler

Tuhaf, insan cidden ve hakikaten tuhaf bir varlık. Diyelim bir heves çok para verip bir ayakkabı aldı da ayakkabı ayağını vurdu. Ayakkabı bana olmadı diyemez de en sevdiğim en rahat ayakkabım budur diye diye yıllarca nasırıyla gezer. Bir davette mecburen sevmediği bir yemeğe iltifat eder de yıllarca en sevdiği yemek odur diye önüne koyarlar da koyarlar.


Muhtemelen bunun için konuşuyorum şimdi seninle

Bir şarkı bestelenmeden önce nerededir? Bestelendikten sonra nerededir peki? İşitenlerin belleğinde öyle mi? Peki dinlediniz onu. Tekrar sustu. Plağın içinde midir şimdi? Plağı önünüze alıp ona uzun uzun baktınız. Görebiliyor musunuz bir şey? Şu susmuş, şu çoktan otuz sekiz yıllık olmuş fotoğrafın içindeki sesleri duyuyor musunuz yani, demek istiyorum. Kulak verin.


Istrancalı Bir Şeytan Kulu

Karlofça Antlaşması ile Balkan Savaşları arasındaki felaketler silsilesinin haddi hesabı yok. Bizim Rumeli dediğimiz diyarın Balkanlaşmasının hikâyesi ise ciltlere, kütüphanelere sığmayacak bir facialar silsilesi. Elbette bu facialar silsilesinin kolektif hafızaya sinmiş nice uzantısı var. Peki, edebiyatımız bu izlerden ne kadar yararlanabiliyor?


Chicago’nun Kütüphaneleri

Kütüphaneler, çok eski zamanlardan matbaanın bulunuşuna ve günümüze toplumların zenginlik göstergelerinden biri olmuştur.

Kulis

Ekrem Demirli: ''Kuşeyri, ilahi kitaba 'Sevgilinin Mektubu' gibi bakıyordu''

ŞahaneBirKitap

Amerikan psikolojisi ve varoluşçu psikoterapinin önde gelen isimlerinden Rollo May, Yaratma Cesareti adlı o pek ünlü kitabında, modern-kapitalist sarsıntı çağının bizleri bir şeyler yapmaya, üstelik yeni bir şeyler yapmaya çağırdığından bahseder.

Editörden

Deniz denildiğinde aklıma hep Küçük Kara Balık geliyor. Üstelik, Samed Behrengi’nin bu hüzünlü küçük öyküsü, yosunlarla kaplı bir kayadan göllere dökülen, oradan da nehir nehir denize açılan bir öyküdür. Elbette denizden daha fazlasını anlatır. Yine de büyük denizi özleyen küçük bir balık imgesi, insanın dünyadaki yolculuğunu anlatmada bana hep eşsiz bir metafor olarak görünmüştür.