Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Dosya Arşivi

En çok okunanlar  

Dosya


Nobelliler Kulübünün yeni üyesi: Tomas Tranströmer

Ödüller. Yaptıklarımızın başkaları tarafından onaylanması. Yaptıklarımızın karşılığını almamız. (İngilizcede bir malın ya da hizmetin ederi anlamına gelen price ile ödül anlamına gelen prize ne kadar da yakınlar birbirine.) İçinde bulunduğumuz yolda, muhtemelen doğru istikamette ilerlediğimizi anladığımız anları işaretleyen ödüller.


Yılbaşında hangi kitabı hediye etmeli?

Bize kalırsa en güzel hediye düşünülerek seçilmiş bir kitap. Yılbaşı yaklaşırken, biz de okurlarımız için kendilerine ya da sevdiklerine hediye edebilecekleri kitaplardan bir demet seçtik. Hediye verirken söylemenin adet olduğu gibi: "Umarız beğenirsiniz."

 

 

 


Şair Ceketli: Kazım Koyuncu

Bir ceket yaptırmak istemiş, şair ceketi. Benim de yok, olsaydı çıkarıp ona verirdim. Ben de bir ceket istemiştim, doçent ceketi, hani şu fitilli kadifeden olan. Geçen yıl oldu, geçen kışı fitilli kadifeden, yeşil doçent ceketimle geçirdim. Şair ceketi nasıldır bilmem, siyah mıdır, eski midir, modası geçmiş midir, görenler "bak şair geçiyor" mu derler, bilemem.


Kâğıt paraları yazarlar tasarlarsa...

Ekonomik kriz, paranın erimesi ve Wall Street işgalleriyle geçen yılın ardından Sat Review dergisi, Jonathan Franzen, Margaret Atwood, Alasdair Gray gibi yazarlara banknot tasarlatmış. Yazarların eleştirel banknotlarından bazı örnekler:

 

 

 


Karne: Steve Jobs, Ve Steve Jobs Apple'ı Yarattı, Ben Steve

Üç kitabı baskısı, kapağı ve iç sayfaları yönünden değerlendirdiğimiz Karne'nin baskı kritikleri Libris Lipum, tasarım kritikleri Bila Perve tarafından yapılmıştır.

 

 


“Soğukkanlılıkla”nın gölgesinde

Edebiyat tarihinden, yazarlarını gölgede bırakan karakterlere dair çok sayıda örnek sıralanabilir. Örneğin Oblomov ismi, bize Gonçarov isminden daha aşina gelir. Robinson Crusoe’nun –ve elbette Cuma’nın– hayat hikâyelerini Daniel Defoe’nunkine göre çok daha ayrıntılı biliriz mesela.


1001 kere, 1001 ülkede

Korkunç derecede cinsel ifadeler, ahlaksızlık, sefahate davet, müstehcenlik ve dine iftira... Bir kitap düşünün “bir dizi tecavüze neden olabilir, insanları cinsel saldırganlığa yönlendirebilir, aman dikkat”  diye yasaklansın. Hem de sadece öyle bir iki ülke de değil. Hem de sadece Doğu’da ya da ne bileyim üçüncü dünya ülkelerinde değil.


Büyülü Gerçekçilik’in bize yutturdukları

İçinde yaşadığımız koşullar çoğu zaman bizi çıkmazlara sürükleyebiliyor. Dünyanın her köşesinde çalkantılar, siyasi mücadeleler, ekonomik krizler, paylaşım savaşları, doğal felaketler, hastalıklar yaşanıyor. Tüm bunlara rağmen kurabildiğimiz ölçüde kendi yaşantımızı kurmaya gayret ediyoruz, orta halli bir yaşantı için ısrar ediyoruz, en azından imkân bulabilen bir çoğunluk olarak.


Hişt! Hişt! Yaz kızım!

 


Hiçoğlu hiç: NEYZEN TEVFİK

Hiç’in peşinde alemleri gezen çok adam. Marmara Denizi kadar rakı içtiği rivayet edilen efsane adam. Kültür Bakanlığı’na göre ‘Türk, şair, neyzen, kendine özgü yergileri ve yaşam biçimiyle adını duyurmuş’ meşhur adam. İki şiir kitabına elbette sığmasa da ‘hiç’in azab-ı mukaddesi’ sayılan yok adam.

Kulis

“Öldürme Üzerine Kısa Bir Film Bana İlham Veren Başlıca Yapıt”

ŞahaneBirKitap

Son yıllarda, sürekli dile gelen bir soru var edebiyat çevrelerinde: Öykü yükseliyor mu? Şiirin ulaşılmaz yeri ve romanın tükenmeyen gücünün yanında öykü türü hep bir muammanın kucağında dolaşıyor hâlbuki. Düne, bugüne, hatta yarına baktığımızda öykünün, özellikle Türk edebiyatında, hep arada kalmış bir konumda olduğunu görüyoruz.

Editörden

Edebiyatın kendine özgü mekânları vardır. Muhitler burada bir araya gelir. Mahfil olurlar. Okumak ve yazmak yalnızlık ister. Ama okuduğunu ve yazdığını paylaşmakla görevlidir her tutkulu okur ve yazar. Okumak soylu bir eylemdir. Yazmak ise o eylemi bambaşka kişilerle paylaşma işlemidir. Goethe, “Seni anlayacak bir kişi bile bulduysan ciltler dolusu yaz” der.