Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Dosya Arşivi

En çok okunanlar  

Dosya


Bilmediğiniz haliyle bilimkurgu

 

 


Bize iyi davranmayın

HAKAN BIÇAKCI

 

Seyfi Teoman’ın soyadaşım ve meslektaşım Barış Bıçakçı’nın romanından uyarladığı ikinci uzun metraj filmi Bizim Büyük Çaresizliğimiz, Berlin’de yarıştıktan sonra ülkesine döndü.

 


İyiliğin büyüsü: Orhan Kemal

Orhan Kemal benim çocukluğumdur. Cümle budur, aslında gerçek de budur. Tam Orhan Kemal’i okumaya başlamışken o gidiverdi. Çocuklukla ilkgençlik arası hayli kitabını okumuştum yine de, onu sevecek ve hayran olacak kadar zaman tanımıştı bana. O zaman da büyük yazardı şimdi de büyük yazar. Tanıdıkça daha büyük yazar, ben büyüdükçe o da büyüdü gözümde.


E-kitap 1 yaşında!

E-kitap geldi geliyor derken, 1 yaşını doldurdu bile! Bundan tam bir yıl önce, e-kitaplar ilk defa idefix tarafından Türkiye’de de satılmaya başlandığında, dünyada büyük fırtına kopartan ve satışları neredeyse basılı kitaplarla başa baş gitmeye başlayan e-kitaplara ülkemiz okurları da hemen ilgi göstermeye başlıyordu, hatırlarsınız.. 

 


Sonsuzluğun Şiiri: Edip Cansever

Cemal Süreya, 99 Yüz’e İlhan Berk’i ve Sezai Karakoç’u yazdı İkinci Yeni’den. Onun izdüşümünü de Nazif Kocayusufpaşaoğlu yazdı. Edip Cansever ve Turgut Uyar’a, armağanların en değerlisini verdi, birer şiir yazdı. Birer Cemal Süreya şiiri olarak da fevkaladedir Turgut Uyar ve Edip Cansever.

 

 


İçimizdeki Muzır

 

CELÂL ÜSTER

 

 


Yakup’a Mektup*

 Gleb Şulpyakov


 

çev. Sabri Gürses

 



Pir Aşık: Mahzuni Şerif

Taksim’den Sıraselviler Caddesine girdiğinizde, solda Belçika Konsolosluğunun yanında bir otel vardır, adı 15 yılda o kadar çok değişti ki, son olarak ne oldu bilmiyorum. Ama orasının adı benim için her zaman Keban Oteli’dir. Eskiden TRT’ciler kalırdı çünkü, şair arkadaşım Adnan Azar, TRT’de çalıştığı için orada kalırdı, en çok ondan hatırlıyorum.

 

 

Kulis

“Jack London’ın Unutulmaz Bir Romanını 40 Yıl Sonra İngilizce Aslından Çeviriyoruz”

Henüz bir yaşını doldurmamış bir yayınevi Kutu Yayınları. Hikâyesini anlatır mısınız?

ŞahaneBirKitap

Birkaç sene önce, yazar arkadaşlarla oturup şu meseleyi tartışmıştık: Yazdıklarımızı hiç kimsenin okumayacağını bilsek, yine de yazar mıydık? “Okur” olmadan yazdıklarımız bir işe yarar mıydı? Hele ki okuruyla konuşan, okuru da kurmacanın içine davet eden, hatta onu hikâyesinin bir kahramanı haline getiren yazarlar ne yapardı okur olmasa?

Editörden

Doksanlı yılların sonu olmalı. Yaşadığım taşra şehrinde sadece bir tane olan müzik mağazasına gidip gelip Pink Floyd’un The Dark Side of the Moon albümünü soruyordum sürekli, geldi mi gelmedi mi diye… Çünkü müziğin bir kaset ya da CD marifetiyle dinlendiği zamanlardı ve sevdiğiniz bir grubun albümünün çıktığını duymanız ayrı dert, o albümün sizin yaşadığınız şehre ulaşması ayrı dertti.