Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Sokaktan: Sizce ozan kimdir?




Toplam oy: 1100

Ozan şarkıcı denince, geçen yıllarda, gökte dolunay eşliğinde izlediğim Leonard Cohen geliyor aklıma. Ülkemizde ise ozan deyince aklıma Aşık Veysel, Mahsuni Şerif, Neşet Ertaş, Bülent Ortaçgil, Fikret Kızılok, Ahmet Kaya, Zülfü Livaneli, Selda Bağcan, Jehan Barbur.

 

Leonard Cohen’in arkadaşı, ozan şarkıcı Suzan Vega geçen günlerdeki İstanbul konserinde parçalarını seslendirirken parçalarının öykülerini de anlatmıştı. Tom’s Diner adlı parçasının öyküsünü anlatmıştı hatta. Ozanların şarkılarında bir öykü, dert, mesaj oluyor ve insanın ruhuna sesleniyorlar.

 

Bu arada bir de 'yeni' ozanlar var. Önceki yıllarda Emiliana Torrini, Imogen Heap, Patrick Wolf’u konuk eden İstanbul Caz Festivali’nin 'Yeni Ozanlar' konserlerinde bu yıl The Dears konser verecek. Duyurulur!

 

Sokaktakiler ise, ozanlar konusunda birbirinden farklı yorumlar yaptı. Ozan sanatçının bir imajı olması gerektiğini en önemlisi duruşuyla sahici! olması gerektiğini belirterek ozanların, iç dünyalarını, fikirlerini bize melodiyle açması gerektiği yorumunu yaptı pek çoğu. Biri de Türkiye’de yeni bir ozan var mı diye sordu. Buyrun, sokağın ozan yorumunu dinlemeye…

 

 

 

 

“İç dünyamızı ritme aktarıyorlar”

 

Bir müzisyen

 

Ozanlar, kıvrak zekalı, halkın ve kendi iç dünyasını ritme uygun aktaran kişilerdir. Aşık Veysel Şatıroğlu, Aşık Reyhani, Erzurumlu Emrah, Ozan Arif, Aşık Seyrani, Kul Ahmed, Kazak Abdal, Harabi, Dadaloğlu, Pir Sultan Abdal, Aşık Mahzuni Şerif, Aşık Gevheri… Benim ozanım da kuzeyin oğlu Volkan Konak’tır.

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 

“Ceza ‘hızlı’ bir ozan”

 

Döndü Yalgın ( 30, stilist)

 

Ozanların parçaları başka oluyor. Parçalarının sözleri anlamlı müziği de güzel oluyor. Ben duygularımı cümlelere dökemem ama ozanlar benim yerime konuşuyor sanki. Bana rehber oluyorlar aynı zamanda. Ozanların parçalarında hem söz hem beste aynı oranda önemli. Melih Kibar iyi bir bestecidir ama Çiğdem Talu söz yazar bestelerine. Onlar bu şekilde ikili olmuştur, ama ozan tektir. Kendi şarkısını yaratır. Ben Çorumluyum. Aşık Gülabi vardır bizim yörede bilinen. Oğlum Arda da Ceza’yı çok sever. Ceza’ya da ‘hızlı’ bir ozan desek ne dersiniz?

 

 

 

 

 

 


 

 

 

“Müziğin zanaatkarları”

 

Türkan (45, ev hanımı)

 

Bir Aşık Veysel’i bilirim o da Sivaslı olduğu için. Aşık Veysel’in türkülerinde acı vardır. Ozanlar müziğin zanaatkarlarıdır, ama önemsenip üzerlerinde durulsa belki de sanatçı olurlar.

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 

“Siyasi taşlama olmalı”

 

 

Ersan Göksu Baytok (33, turizmci)

 

Ozanların parçalarında siyasi taşlama olmalı. Toplumsal sorunları, dönemin siyasi nabzını korkmadan, cesurca müzik gereçleriyle bizlere seslendirenler benim için ozandır. Ozanlar, halkın yanında olmalıdır. Halkın müzik sesi olmalılar. Herkes ozan olamaz. Ozan olmak hem yetenek hem de yürek ister!
Aslında ozan şarkıcı demek doğru gelmiyor bana. Anadolulu ozanlar ve kentli ozanlar diye ayrılabilir. Anadolu ozanlarına ozan şarkıcı diyemeyiz!

 

 

 

 

 

 


 

 

 

“Ozan politik duruşa sahip olmalı”

 

 

Seda Nur Şakı (25, üniversite öğrencisi)

 

Ozanlık dünyada halk müziği ile ilgili. ABD’de de Amerikan Folk'tan çıkıyor mesela.. Bu arada aklıma Kent Ozanları albümü geldi. Albümde parçaları olan Hümeyra, Nejat Yavaşoğulları, Umay Umay, Teoman, Vedat Sakman bizim kentli ozanlarımız… Ozanların politik bir duruşa sahip olması ve sanatının toplumun dönüşümünde oynayacağı rolün farkında olması gerekir. Artık şarkı sözleri çok basitleşmeye başladı o yüzden ozan şarkıcıları çok önemsiyorum. Açın radyoyu, anlamsız, içi boş, sadece saçma sapan tekrarlardan oluşan yüzlerce şarkı duyarsınız. Yeni ozanlar var mı Türkiye’de?

 

 

 

 

 


 

 

 

 

‘Orhan Gencebay da ozan’

 

 

İsmini açıklamıyor

 

Bana göre Orhan Gencebay da bir ozandır. Şimdi pek çok kişi buna itiraz edecek biliyorum, ama Orhan Gencebay’ın da parçalarında hayat vardır. Orhan Gencebay’ın parçalarında sadece Orhan Gencebay’ın iç dünyası yoktur. Orhan baba hem söz yazar hem de besteler. Aslında aklıma Sezen Aksu geliyor ama onun da hem bestesini yapıp hem sözlerini yazdığı pek parça yok. Ama Sezen Aksu da ozan havası var değil mi?

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Muhammed Hicazi 1900 yılında Tahran’da dünyaya gelmiş. Yüksek bir memur olan babasının imkânları sayesinde müreffeh bir çocukluk geçirmiş. Erken yaşlarda Arapça ve Fransızcayı yetkin şekilde öğrendikten sonra eğitim için Fransa’ya yollanmış. Hicazi’nin Fransa yılları onun uzaktan idrak etmeye çalıştığı Batı’yı yerinde özümsemesi için bir başlangıç noktası olmuş.

Kelimeleri hikâyeleri ile birlikte düşünürüm. Birer insan gibi yaşamları ve dönüşümleri vardır kelimelerin. Onun seyrini izlerim. Anlamları dışında görünüşleri ve tipografik hareketleri ilgimi çeker.

 

İstanbul’da yaz mevsiminin ayak sesleri duyuluyordu. Üniversitedeki bahar döneminin son dersinde felsefe hocam Cemil Güzey, okuma listesi çıkardı. Uzayıp giden listede bir kitap ismi hemen gözüme çarptı; Kadınlar, Rüyalar, Ejderhalar. Bu üç kelimeyi yan yana okuyunca heyecanlanmıştım.

*Paul de Senneville/Mariage d'Amour (Aşk Evliliği) bu yazıya eşlik edebilir.

Taşra, edebiyattan sinemaya geçişin en kestirme yoludur. Orada zaman, mekân ve insan sinematografik anlamın bütün ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir derinliğe sahiptir. Ancak bu derinlik çoğu zaman bir daralmayı, dışa kapalılığı, durağanlığı, kasvetli ve sonu gelmez bekleyişleri de içinde taşır. Bu yönüyle İnsanoğlunun ebedi yazgısını, ilk sürgün anını hatırlatan ihsaslarla doludur taşra.

Kulis

''İnsan Ancak Kendine Dışarıdan Bakınca Hakikati Fark Edebiliyor''

ŞahaneBirKitap

Şiir bir dil işçiliği olduğu kadar bir anlam işçiliğidir de. Çünkü dil bize aynı zamanda bir inceliğin adresini verir. Dilin doğduğu yer, bir ömür insanın yazgısıyla birlikte kol kola yürür. Tohum orasıdır. Dünyanın, adına ömür dediğimiz yaşamak kavgasının başladığı yerde olanca müşfikliğiyle dili görürüz. Dili yani anlama ve kavrama çabamızı.

Editörden

Ursula K. Leguin dendiğinde aklımda hep nitelikli ve bilgece hayaller kurmayı öğreten Batılı bir nine imajı beliriyor. Ursula’yı yalnızca bir hayalci olarak da niteleyemem doğrusu. Bilim Kurgu türü içindeki en filozof yazardır Ursula. Sadece yepyeni bir evren kurmakla kalmaz. Dünyamıza dair bazı kavramları da yerinden oynatır.