Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Dosya Arşivi

En çok okunanlar  

Dosya


Düş içinde bir düş: Edgar Allan Poe’nun kalemi

19 Ocak 1809’da dünyaya gelen Edgar Allan Poe, günümüzde de ilgi odağı olmayı sürdürüyor. Bu ilginin pek çok sebebi vardır kuşkusuz. Ama bunlar arasında, onun düşle gerçek arasında kurduğu dünyaların ürkütücü cazibesinin rolü büyük olmalı.


Nâzım Hikmet Havana'da: Küba Gezisi ve Bazı Yeni Bilgiler

Türkçe olarak yayımlanan kaynaklarda Nâzım Hikmet'in Küba yolculuğu ile son derece kısıtlı, çoğu zaman birkaç cümleden ibaret bilgi bulunmakla birlikte, bu önemli gezinin tarihi ile ilgili yeterli sayılabilecek


Özyaşamöyküsünün özünde bin hüzünlü kurgu: Türk kadınının moderniteyle imtihanı

Türkçesi özyaşamöyküsü ancak yabancı kökenlisini kullanmak genel tercihimiz: Otobiyografi... İnsanlığın bireyleşme sürecinin önemli bir parçası otobiyografiler. Benlik bilincimiz geliştikçe otobiyografiler kaleme almaya başlamışız, yaşamöykülerimizi yazdıkça bireyselleşme sürecini tamamlamışız. 19.yüzyıldan itibaren romanla atbaşı gitmiş kişisel yaşamöyküleri.


2009 Çeviri Öykü Değerlendirmesi

2009’un başarılı çeviri öyküleri arasındaki hemen hemen tüm yapıtların, yaşam öykülerinde savaşlar, yıkımlar, göçler bulunan sistem karşıtı yazarlara ait olması, dikkat çekiciydi.


Bir muhalefet biçimi olarak mizah

Bir toplumda yaşamak, toplumla aynı yöne gitmek hatta toplumun gideceği yönlerin belirlenmesinde rol almak. Bunları “bireyin ve toplumun sağlığı” için yaparken, herşeyin “normal” görünmesini sağlamak, ve –miş gibi davranmak. İşte aslında “günlük hayat” bu.


Latife Tekin Dosyası: Rüyaların dilinden en çok muhalefet sızar…

Bu defa romanla değil, koyun koyuna yaşadığını söylediği defterlerden çıkardığı bir defterle "Rüyalar ve Uyanışlar Defteri"yle karşımızda Latife Tekin. Başlangıcından günümüze edebiyatına alttan alta olsa da damgasını vuran politik söylemini dile getiriyor denemelerden oluşan bu kitabında ve görüyoruz ki sesini yükselttikçe yükseltiyor.


Paulo Coelho Dosyası "Dünyayı romanlar değil, okurlar değiştirir..."

Bazı vakitler bir de bakmışız yaşam, içimizdeki sonsuz arayış gibi uzanıp gitmekte önümüzde, ikisi birbirinden ayrılmaz olmuş, en fenası, içinden çıkılamaz olmuş. Arayışın bir noktasında, geçmişten ve gelecekten azade bir “şimdi” de takılıp kalırız. Ama an gelir tüm tıkanıklıklar açılır, istediğimiz noktaya vardığımızda ne yapmak istediğimizi çok iyi bildiğimizi fark ederiz.


Yeraltı Edebiyatı

“Yeraltı” deyince tam olarak gün yüzüne çıkmamış olanı vurgulayan bir tanım pek de yanlış olmaz: konuşmadıklarımızdan, düşünmediklerimizden, aykırı gördüklerimizden, standart akımın dışında kalan bir yerlerde içten içe kaynayan bir anlatım hatta yakarış ve ilgi çekme biçimi.


Özgürlüğe ve barışa uzanan bin çiçekli yol

Binbir çiçekli bahçeden bir çığlık yükseldi yeniden, duyuyor musunuz? Duyuyor muyuz?

Kulis

“Jack London’ın Unutulmaz Bir Romanını 40 Yıl Sonra İngilizce Aslından Çeviriyoruz”

Henüz bir yaşını doldurmamış bir yayınevi Kutu Yayınları. Hikâyesini anlatır mısınız?

ŞahaneBirKitap

Birkaç sene önce, yazar arkadaşlarla oturup şu meseleyi tartışmıştık: Yazdıklarımızı hiç kimsenin okumayacağını bilsek, yine de yazar mıydık? “Okur” olmadan yazdıklarımız bir işe yarar mıydı? Hele ki okuruyla konuşan, okuru da kurmacanın içine davet eden, hatta onu hikâyesinin bir kahramanı haline getiren yazarlar ne yapardı okur olmasa?

Editörden

Doksanlı yılların sonu olmalı. Yaşadığım taşra şehrinde sadece bir tane olan müzik mağazasına gidip gelip Pink Floyd’un The Dark Side of the Moon albümünü soruyordum sürekli, geldi mi gelmedi mi diye… Çünkü müziğin bir kaset ya da CD marifetiyle dinlendiği zamanlardı ve sevdiğiniz bir grubun albümünün çıktığını duymanız ayrı dert, o albümün sizin yaşadığınız şehre ulaşması ayrı dertti.