Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Dosya Arşivi

En çok okunanlar  

Dosya


Bir dünya polisiye

Merak, insana bahşedilen en temel duygulardan biri olarak benlikteki mevcudiyetini beşikten mezara dek sürdürür. Bebekken gördüklerini, duyduklarını, dokunduklarını merak ederek çıktığı keşif yolculuğunda, insanın bu dünyadan ayrılırken hissedeceği son “şey” de pekâlâ merak ile ilintili olabilir; “demek artık ben de ölüyorum, peki sonra ne olacak?”

 


Barut Kokan Öyküler: Saraybosna Marlborosu

20. yüzyıl hiç şüphesiz tarihteki en trajik yüzyıl olarak yerini aldı. Bu yüzyılda iki büyük dünya savaşının yanı sıra sıcak ve soğuk birçok çatışma yaşandı. Dünyada o zamana kadarki belki de en fazla sayıda masum insan katledildi, madden ve manen sakat bırakıldı, yurtlarından edilip sürgüne uğratıldı.


Nezihe Meriç ve tüm unutulanlar

Hatırlayan okurlarımız olacaktır: Sabitfikir’in 99. sayısında (Mayıs 2019, “Dünya Edebiyatı”nın Hücumu Altında: Yeni Yazarlar Köksüz mü?) yeni anlamıyla “Dünya Edebiyatı” kavramı üzerine tartışan, sorular soran bir dosya yazısı kaleme almıştım.


Ruhun incelikleri üzerine bir ilk kitap: Kuşlu Süveter

Kargo ilk defa Mersin’den geliyor bana. Mersin’de kimsem yok üstelik. Hızlıca açıyorum paketi. Ellerimde Kuşlu Süveter. Ne güzel isim. Ben ona, o bana bakıyor. Artık az önceki halimizden eser yok. İlk kitap telaşlıdır. Hemen yerine ulaşmak ister. Anlarım. Hemen okunmak ister. Pek tabii. Aldım kabul ettim ve bu ilk telaşa katılıp vakit kaybetmeden okumaya başladım.

 


Çoğunlukla rock, biraz da caz

“Yazma tutkunuzun ne zamanlar arttığını biliyor musunuz?” sorusuna Haruki Murakami şöyle yanıt veriyor (Le Monde / Florence Bouchy / 19 Temmuz): “Çocukken benim için en önemli olan şey kediler, müzik ve kitaplardı. Tam da bu sırayla. Okulda kompozisyon yazarken iyi notlar alsam da, yazmaya özel bir iştahım yoktu.


Shakespeare’i Sevdiremediklerimizden Misiniz?

Yıl 1662. 29 Eylül, Pazartesi günü, İngiliz günlük yazarı Samuel Pepys Londra’da Shakespeare’in A Midsummer Night’s Dream’ini seyretmeye gidiyor ve tiyatrodan seyrettiklerinden zerre etkilenmemiş olarak çıkıyor. Günlüğüne bakılırsa: “... A Midsummer’s Night’s Dream performansından çıktık, daha önce izlememiştim, bir daha da izleyecek değilim çünkü hayatımda gördüğüm en saçma sapan oyundu bu.


Yazarların Yazarı: Sherwood Anderson / Kasabamız

Sherwood Anderson özellikle kendisinden sonra gelen Ernest Hemingway, William Faulkner, John Steinbeck, Scott Fitzgerald gibi yazarları derin bir şekilde etkilemesine rağmen her nasılsa takipçileri kadar öne çıkan, çok bilinen bir yazar olmadı. Anderson, daha çok “yazarların yazarı” olarak bilindi ve Amerikan öykücüleri için önemli bir yol açıcı görevi gördü.


Tam Bir Okuma Şöleni: Altın Tepe

Tarihi roman sevenlere gün doğdu. Mısır piramitlerinin sırlarına doymuş, Roma lejyonlarının geçit alaylarından yeterince keyif almış, ortaçağın karanlık atmosferiyle birlikte Kilise’ye, cüzzama ve saltanat oyunlarına kandıysanız, bir de gözlerinizi Amerika’ya, devrim öncesine çevirmenin tam zamanı olabilir.

 


Ey Talih, Ekmeğimizi İyileştir!

Yırtık, rengi atmış bir örme yün takke yaşlı bir köylünün kafasında nasıl durursa evimizin yıkık, yana kaykılmış kiremit çatısı da öyle. Ailemizin, hikâyemizin üstünde. Uzaktan bakardım evimize bazen. O yamuk acımıza. Ahşap ve kiremit çatısı eğilmiş. Bütün yoksulluğun küçük, utangaç bir açıklaması elbette bu. Kilometrelerce yamaç. Okula bu yamaçlardan uçarak iniyorum sabahları.


Yazmak Mı Yaşamak Mı?

Vazgeçebileceğimizi değil de tercih edebileceğimizi düşünmek ne kadar aldatıcı? Her şeyden umudunu yitirmiş birini görüyorsanız belki hırslarına belki beklentilerine küsmüştür ama en çok da bir tercih yapabileceğine inanmıştır. İnsan en çok tercih edemeyince anlamını yitiriyor olmalı vazgeçince değil. O yüzden vazgeçebileceğimiz şeylerin ne kadar fazla olduğunu görünce dehşete kapılıyoruz.

Kulis

''Roman, Tanpınar'la kendim arasında bir med cezir''

ŞahaneBirKitap

Haruki Murakami’nin Türkçeye yeni çevrilen romanı Dans Dans Dans’ını Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları ve Yaban Koyununun İzinde romanlarıyla birlikte değerlendireceğim. Dans Dans Dans’la Yaban Koyununun İzinde’nin kahramanı aynı. İki roman boyunca onun başından geçmiş türlü olayları okumamıza rağmen, ismini halen bilmiyoruz.

Editörden

Ülkelerin edebi gündemiyle siyasi gündeminin kesiştiği yerlerin az olduğu düşünülür. Uzaktan bakınca öyledir de aslında. Edebiyat, elindeki en büyük imkân olan “zamandan ve mekândan” bağımsız olma lüksünü kıyasıya kullanır. Bir kitabın yazıldığı koşullar önemlidir ama o kitap yazıldığı zaman ve mekânı da aşarak, dünya edebiyat hafızasının bir yerlerine yerleşir.