Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Arşivi

En çok okunanlar  


Dünyanın ilk aşıklarından tarih ve arkeoloji dersleri

Son günlerde taş devrinden kalma, yan yana gömülmüş iki insan iskeletinin resmi geziyor sosyal medya ortamlarında. Onlar belki de dünyanın en eski aşıkları, ölümün bile ayıramadığı... Ama biz ne şekilde hayal edersek edelim uzmanlar bu iki insanın kardeş, akraba, hatta ana-oğul falan da olabileceğini söylüyorlar.


Nedir bu normal?!

“Gönül dağı yağmur yağmur boran olunca
Akar can özüme sel gizli gizli
Bir tenhada cân cânanı bulunca
Yaralar sinemi yar oy yar oy
Dil gizli gizli, dil gizli gizli

Dost elinden gel olmazsa varılmaz
Rızasız bahçenin gülü derilmez
Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez
Gönülden gönüle gider yar oy yar oy
Yol gizli gizli, yol gizli gizli.”


Freud Jung’a küsmüş, çağın cinsi hep erdişi!

Yaşam öykülerini oldum olası sevmem. Gerçeklik ve samimiyet duygusu baskın olsun diye kurguyu feda ederler ya hep, işte ondan. Oysa yaşam kurgunun kendisidir, hele ki kaleme alınanlar. Ya da en basitinden şöyle sorayım: Anıların şahsi kurgularımız olmadığını kim söyleyebilir? İş ki yazarken ve anlatılırken bu göz ardı edilmesin. Kupkuru bir narsisizme kurban olunmasın.


Hayati bir sınırda gezinip duran edebiyat olayı

Terry Eagleton’ın Edebiyat Olayı sıcağı sıcağına Türkçede. Eh, her şey bir yana Türk yayın dünyası için bu da kendi başına bir olay.


Numaracı Balzac, yeteneksiz ama çalışkan Turgenyev, lanetli Flaubert…

Henry James, roman sanatının önemli isimlerinden biri olmasının, bugüne uzanan eserler üretmesinin yanı sıra döneminin önemli edebiyat eleştirmenlerinden ve kuramcılarından biriydi.


Dergi günleri

Gazinoları, kumpanyaları, müzikli oyunları unuttuk çoktan, tiyatro olmasın istiyoruz, her ne kadar büyük bir ivme yakalamış olsak da, sinemaya ne gerek var, diyoruz, yayıncılık ölü sektör zaten, dergicilik ise bitti biter… Kültür dediğimiz şeyin yapı taşları, birer gereksiz kıymık gibi ayrılıyor içimizden yavaş yavaş.


Jane Eyre’in aşkı burada, Uğultulu Tepeler’in tekinsizliği nerede?

Haworth kasabası… Dik bir yamacın üzerinde, kimsenin ziyaret etmek istemeyeceği kadar yalnız, küçük, korkutucu derecede sevimsiz. Hele kilisenin tam arkasında bulunan derme çatma papaz evi… Perdeleri hep sımsıkı kapalı, içeride bir ailenin yaşadığına dair herhangi bir ipucundan yoksun, tekinsiz… Oysa öyle değil.


Karşılaştırmalı edebi liste okumaları

Yaz dönemi yayın dünyamızın gelenekselleşmiş kuraklığı, kıpırtısızlığı demek. Bu kuraklıktan çıkma mücadelesi çerçevesinde olsa gerek, çeşitli kaynaklardan edebiyata dair liste üzerine liste haberleri gelip duruyor. Listeler, yapılış biçimleri, edebiyatı tuttukları yer, bakış açıları ve elbette sonuçları, düşündürüyor. Buyurun karşılaştırmalı edebi liste okumalarına…

 


Kendi mitinin kahramanı: Fazıl Say

Söz konusu, Mezopotamya Senfonisi. Bir sıcak yaz gecesi konser alanı yekpare bir kütleyi andıran dinleyici topluluğunun ağırlığıyla ezilir gibi, batar mıyız bu dolgu alan üzerinde bunca kararlı ağırlıkla, diye içimden geçiriyorum. Fazıl Say gerilerde bir yerlerde senfonisine yer açar gibi çalıyor. Hafiflemeyi algılıyorum.


Şairin anima burcunda…

“Mutlu gündüzlerin güzel düşleri tarafından desteklenmese, beslenmese, şiirleştirilmese nice olurdu gecenin o büyük düşleri?” Zengin bir hayali, istikrarlı bir düşünceye ‘indirgeyen'den, istikrarlı bir düşünce çerçevesinde yorumlayandan şair olur mu? Ya, gecenin büyük düşlerine kapılıp da gündüz düşleri kurmaktan korkanlardan? Olmaz diyor Bachelard.

Kulis

''Alimlerin Yaşadığı Evde Kedi de Alim Olur''

ŞahaneBirKitap

Rumen düşünür E. M. Cioran, kendisiyle yapılan söyleşilerden mürekkep bir kitap olan Ezeli Mağlup’taki söyleşilerinden birinde, kendi yazma serüveni üzerine şunları söyler: “Eminim ki eğer kâğıtları karalamasaydım, uzun zaman önce kendimi öldürmüş olurdum.

Editörden

Çoktandır

Öylesine uzak ki bize

Afrika.

Hatıraları bile yaşamıyor artık

Tarih kitaplarının resmettiklerinden

Ve kanımıza karışan

Kanımızdan taşan şarkılardan başka

Şarkılar

Zenci diline yabancı

Ve hüzünlü kelimelerle söylenmiş.

Çoktandır

Öylesine uzak ki bize

Afrika.