Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar



"O"nunla her şey şahane ama aynı zamanda da çok mutsuzum…

Hiç şöyle bir çaresizliğe tanık oldunuz mu?

 



Bir kadın ve bir psikiyatristten yaşama çağrı

Hastasıyla arasında bu konuşmalar geçen bir psikiyatristin yaşayacağı mutluluğun yoğunluğunu tahmin edebilmek o kadar da zor olmasa gerek. Bu sözler, anlaşılabileceği gibi, terapinin başarısını gösteriyor. Bu başarıya giden yolun zorluğunun derecesi, tahmin edilebilir mi, bir sonuç olan başarıyı görebilme kolaylığıyla, ondan o kadar emin değilim.



Dan Brown’a karşı bütünüyle kuşkudayız!

Kayıp ruhlarımızın şifresi, hangi kayıp sembolde gizli? İçimizdeki o koskocaman manevi boşluğu dolduracak, o çok ihtiyaç duyduğumuz bilgi, hangi kayıp inanca götürür bizi?



Paulo Coelho ve Türkiye'nin ruhunun hikâyesi: Elif

Paulo Coelho bir fenomen. Piyasa ekonomisinin kavramları ile konuşursak bir “marka”. Öyle bir marka ki, büyük markalar bile ona ihtiyaç duyuyorlar. Onların reklamlarında oynuyor, yıllık tanıtım kitaplarına makaleler yazıyor. “Kitabı en çok dile çevrilmiş yaşayan yazar” olarak Guinnes Rekorlar kitabına girmiş bir isim.



Tehlikeli Oyunlar: Bir insanın bedenine kaç kişi sığar?

Oğuz Atay’ın Tehlikeli Oyunlar romanı kendinden sonraki kuşakları sarsmaya devam ediyor. Hem de bu sefer tiyatro sahnesinde. Seyyar Sahne bir süredir çeşitli edebiyat eserlerini yeni bir tiyatro anlayışı ile sahneliyor. Leyla Erbil, Tezer Özlü, Oğuz Atay… Her biri edebiyatımızın modern klasikleri sayılabilecek yazarlar…

 

 



Heil Celine!

On dört yaşındaydım ve hayat, bir deniz yatağında uyumamı emrediyordu. Oysa deniz yatağı, altında deniz olmadan bir çakıl çuvalına benzer. Uyutmaz. Uyutsa da gördüğün rüyayı hatırlatmaz. Latin alfabesini doğduktan ancak dokuz yıl sonra öğrenebilmiş bir çocuğa, eline tesadüfen geçmiş bir romanı okutmaktan başka bir halta yaramaz.

 



Anksiyete bozukluğu için bir kitap reçetesi

Bu mevsim değişiminde, hayatınızdaki belirsizliklerle ya da yoğunlukla ne yapacağınızı bilemiyorsanız ve kaygı seviyenizin her zamankinden biraz daha yüksek olduğunu hissediyorsanız, bu yaşadıklarınıza “Ben kişileştirilmiş kaygıydım,” diyen biriyle birlikte tekrar bakmaya ve bakarken de biraz gülümsemeye ne dersiniz?



Eşcinselliğe düzcinsel bakışın romanı

Ben bir klasik müzik konseri sahnesinin bir rock festivali sahnesinden farklı düzenlenmeyeceği günleri tasavvur ederek yazıyorum; ışıkların, barkovizyonun desteklediği bir atmosfer. Çünkü uzaya gitme çabasının da aslında derinlerden su yüzüne çıkma uğraşı olduğunu biliyorum; havanın da başka bir deniz olduğunu görmüş bulunuyorum epeydir. Havanın dışına çıkarsak nefes alabileceğiz.



Kötülük Masalları

Yeni romanı “Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey”de -önceki romanlarındakine benzer- klostrofobik bir atmosfer yaratmış Mine Söğüt. Bir kez daha kötülükle yoğrulmuş masallar anlatıyor.



Ulysses: Hangisini okuyalım?

2012'nin son büyük sürprizi Ulysses'in yeni bir çevirisinin yayımlanması oldu. Kimilerince XX.

Kulis

“Öldürme Üzerine Kısa Bir Film Bana İlham Veren Başlıca Yapıt”

ŞahaneBirKitap

Son yıllarda, sürekli dile gelen bir soru var edebiyat çevrelerinde: Öykü yükseliyor mu? Şiirin ulaşılmaz yeri ve romanın tükenmeyen gücünün yanında öykü türü hep bir muammanın kucağında dolaşıyor hâlbuki. Düne, bugüne, hatta yarına baktığımızda öykünün, özellikle Türk edebiyatında, hep arada kalmış bir konumda olduğunu görüyoruz.

Editörden

Edebiyatın kendine özgü mekânları vardır. Muhitler burada bir araya gelir. Mahfil olurlar. Okumak ve yazmak yalnızlık ister. Ama okuduğunu ve yazdığını paylaşmakla görevlidir her tutkulu okur ve yazar. Okumak soylu bir eylemdir. Yazmak ise o eylemi bambaşka kişilerle paylaşma işlemidir. Goethe, “Seni anlayacak bir kişi bile bulduysan ciltler dolusu yaz” der.