Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Ahlaki ve dini inançlara karşı bir tehlike olarak Ulysses




Toplam oy: 995
James Joyce
Yapı Kredi Yayınları

Yedi yılda tek bir günü, 16 Haziran 1904’ü yazdı. Bir gün içinde gerçekleşen ve yüzlerce sayfadan oluşan bu epik yolculuk dünya edebiyatının tarihine anlaşılması en zor eseri olarak geçti. Evet, o gerçek bir eserdi, başyapıttı. Üstüne makaleler, tezler, kitaplar yazıldı. Anlayanlar, anlamayanlar oldu. Kimi eline aldığı bu başyapıtı son sayfasına dek sindirerek okudu, kimi yarıda bıraktı. Onu okumak ama en önemlisi anlamak bu dünyanın belki de en güç becerisiydi. James Joyce "Profesörlerin üzerine tartışacakları, gerçekten ne demek istediğimi anlamaya çalışacakları birçok muamma yarattım, zaten bu da ölümsüz olmanın tek yolu" demişti. Başardı. Bu başyapıt her alandan ses getirmeyi başardı; yasaklandı ve hatta yakıldı... İşte Ulysses’in Harf-i Memnu yolculuğu...



Daha tefrika edilirken yasaklandı

 

Ulysses ilk olarak, 1918’de Amerikan The Little Review adlı edebiyat dergisinde tefrika edilmişti. Leopold Bloom’un genç bir kadın havai fişek gösterisini izlerken, kadının eteğinin altına bakarak masturbasyon yaptığı bölüm üzerine dava açılmıştı. Romandan bölümler, 1919’da Londra’da The Egoist adlı edebiyat dergisi tarafından basıldı, ancak 1930’lara kadar Ulysses Birleşik Krallık’ta yasaklı kitaplar arasındaydı. Romanın The Little Review dergisinde tefrika edilmesi üzerine, New York Society for the Suppression of Vice adlı sivil toplum girişimi, kitabın müstehcen/ muzır olduğu gerekçesiyle yasaklanması için yasal işlemleri başlattı. Mahkeme, romanın muzır içeriğe sahip olduğu gerekçesiyle Amerika’da yasaklanmasını kararlaştırdı.

 

Yakılan roman Ulysses

 

Dünya edebiyat tarihine başyapıt olarak geçen Ulysses roman formunda ise ilk olarak 1922’de Paris’li yayınevi Shakespeare and Company tarafından basılmıştı. O dönemde ABD Gümrük Mahkemesi ile Posta Merkezi’nin sakıncalı ve muzır olduğuna hükmettiği eserlerinin basılmasını önleme hakkı vardı. New York Posta Merkezi’nin görevlileri, kitabı toplatıp 500 kadar kopyasını yaktılar. 1932’de Random House adlı yayınevi, Fransa’da basılan romanın bir kopyasının ABD’ye getirilmesi için işlemleri başlattı. Ama burada gümrük yetkilileri kitaba el koydu. Küfürlü dili ve bilinç akışı tekniğinin, sakıncalı olduğu hükmedilmişti. 1933 tarihli duruşmanın gerekçesi: “Ulysses romanı genel olarak ve özellikle Molly Bloom’un monolog sahnesi, cinsel uyarıya yol açmaktadır. Kitabın edepsiz bir anlatım dili var. Kitap genelde dine, özelde ise Katolik Kilisesi’ne hakaret etmektedir. Ulysses, genellikle bastırılan terbiyesiz düşünce ve arzuları su yüzüne çıkarmaktadır. Bu özellikleri nedeniyle, Ulysses “uzun süreli ve el üstünde tutulan ahlakî, dinî ve politik inançlara” karşı bir tehlike olarak algılanmıştır. Hasılı, roman kurulu düzeni çökertmektedir” şeklindeydi.

 

Bu arada Random House konuyu mahkemeye taşıdı. 1933 yılında ABD Bölge Yargıcı John M. Woolsey, kitabın pornografik olmadığı için muzır olarak nitelendirilmesinin doğru olmadığı yönünde karar verdi. Woolsey, kararında Ulysses’i “içten ve dürüst bir kitap” olarak nitelendirdi. İngiliz edebiyat profesörü Stuart Gilbert, Woolsey’nin kararını “bir dönüm noktası” olarak tanımladı. Hükümet, mahkemenin kararını temyiz etti. Yargıtay İkinci Dairesi ise mahkemenin kararını onadı. Sanılanın aksine,Ulysses İrlanda’da hiçbir zaman yasaklanmadı.



Yorumlar

Yorum Gönder


Ulysses'i okumak için iki kez girişimde bulundum ve başaramadım. Sadece sıkıldım. o kadar ayrıntıya gerek var mı, diye düşündüm. Ama biliyorum, okumak zorundayım. Bir kez de yeni çevirisini deneyeyim bakalım, başarabilecek miyim?

38%
62%

Slm, Tesadüfen rastladım sitenize. Aslında "Shakespeare and Company" üzerine bir gezi öyküsü hazırlamaya çalışıyorum kişisel blogum için. Joyce'un ölümsüzünün ilk burada yayınlanması öyküyü farklı şekillendirebilir diye araştırma yapıyordum. Neden yasaklı? üzerine detay ararken burada bulmanın mutluluğunu paylaşmak ve teşekkür etmek istedim.

35%
65%

“uzun süreli ve el üstünde tutulan ahlakî, dinî ve politik inançlara” karşı bir tehlike olarak algılanmıştır. Hasılı, roman kurulu düzeni çökertmektedir” bölümüne bayıldım. Ulysses okuyanlarınca dahi zor sindirilen, bazı okurlarda (yazıda da belirtildiği gibi) yarıda bıraktıran, okunmaya hiç kalkışılmayan ünlü romanlardan biriyken ve yarattığı bu sansasyonlara rağmen edebi yolunda hiç çok satan çok okunan olmamışken nasıl olacak ve kurulu düzenin her bireyin haydi iyimser olalım düzenin birkaç bireyine düzeni yıktırabilecek kadar ulaşacaktı? İşte bana düşündürdüğü bu oldu yazının, teşekkürler.

58%
42%

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

-Kimsin?

-Anneannemin torunuyum.

 

Divan Edebiyatı, sahibi meçhul bir kavram. Her halükârda 20. yüzyılın başında ortaya çıktığı konusunda bir tartışma yok. İskoçyalı oryantalist Elias John Wilkinson Gibb’in 1900 yılında yayınlanan Osmanlı Şiiri Tarihi kitabında bu kavrama hiç yer verilmez. Hepsi batılılaşma döneminde düşünülen isim alternatiflerinden biridir “Divan Edebiyatı”.

Arap coğrafyasında üretilen roman, öykü ve şiirler son yıllarda edebiyat gündeminde karşılık buluyor. Avrupa başta olmak üzere Batı’da düzenlenen büyük ve uluslararası kitap fuarlarındaki temsiliyetin güçlenmesi, en yeni eserlerin prestijli birçok ödüle değer görülmesinin bu ilgideki payı büyük elbette. Batı’nın doğuyu gördüğü “egzotik göz”le romantize edilemeyecek bir yükseliş bu.

Yirminci yüzyıl başlarında İngiltere genelinde Müslümanlara yönelik hasmane tavırlar öne çıkarken, İslam’ı seçenlerin sayısında da gözle görülür bir artış söz konusudur. İslam’la müşerref olan bu şahsiyetler, yeri geldiğinde İslam dünyasının savunucuları olarak da önemli faaliyetlerde bulunmuşlardır.

Günümüz Türk şiirinin derviş kalem şairlerinden Said Yavuz’un üçüncü kitabı Üşüyen Eller Divanı Muhit Kitap’ın şiir kitaplığından okura sunuldu. Kitapta 24 şiir bulunuyor, buna dervişin bir günü diyebiliriz. Sıkıntısı olan birinin, isyan etmeden, kırmadan ve kızmadan; insan olma vasfını koruyarak ruhundaki yarayı paylaşmasına şahitlik ediyoruz.

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Kaan Burak Şen, yavaştan genç yazar olarak anılmanın sonuna doğru geliyor; Mutlu Kemikler üçüncü kitabı… Kafası bir hayli tuhaf. Şimdilerde bir roman yazdığı da söyleniyor, fakat öncesinde belirtmekte fayda var: Mutlu Kemikler öykü derlemesi henüz çıktı, pek başka bir kitaba benzetilecek bir havası da yok bu kitabın.

Editörden

Tıp ve edebiyat ilişkisi, tıbbın insanla olan ilişkisi gibi tarih boyunca şekil değiştirmiş, her dönem yeni yaklaşımlarla genişlemiştir. Tıbbın tarihi, insan acılarının da tarihidir aslında. Edebiyatın içinde kapladığı yer, diğer bilim dallarından hep daha büyük olmuştur tıbbın.