Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Ahlaki ve dini inançlara karşı bir tehlike olarak Ulysses




Toplam oy: 893
James Joyce
Yapı Kredi Yayınları

Yedi yılda tek bir günü, 16 Haziran 1904’ü yazdı. Bir gün içinde gerçekleşen ve yüzlerce sayfadan oluşan bu epik yolculuk dünya edebiyatının tarihine anlaşılması en zor eseri olarak geçti. Evet, o gerçek bir eserdi, başyapıttı. Üstüne makaleler, tezler, kitaplar yazıldı. Anlayanlar, anlamayanlar oldu. Kimi eline aldığı bu başyapıtı son sayfasına dek sindirerek okudu, kimi yarıda bıraktı. Onu okumak ama en önemlisi anlamak bu dünyanın belki de en güç becerisiydi. James Joyce "Profesörlerin üzerine tartışacakları, gerçekten ne demek istediğimi anlamaya çalışacakları birçok muamma yarattım, zaten bu da ölümsüz olmanın tek yolu" demişti. Başardı. Bu başyapıt her alandan ses getirmeyi başardı; yasaklandı ve hatta yakıldı... İşte Ulysses’in Harf-i Memnu yolculuğu...



Daha tefrika edilirken yasaklandı

 

Ulysses ilk olarak, 1918’de Amerikan The Little Review adlı edebiyat dergisinde tefrika edilmişti. Leopold Bloom’un genç bir kadın havai fişek gösterisini izlerken, kadının eteğinin altına bakarak masturbasyon yaptığı bölüm üzerine dava açılmıştı. Romandan bölümler, 1919’da Londra’da The Egoist adlı edebiyat dergisi tarafından basıldı, ancak 1930’lara kadar Ulysses Birleşik Krallık’ta yasaklı kitaplar arasındaydı. Romanın The Little Review dergisinde tefrika edilmesi üzerine, New York Society for the Suppression of Vice adlı sivil toplum girişimi, kitabın müstehcen/ muzır olduğu gerekçesiyle yasaklanması için yasal işlemleri başlattı. Mahkeme, romanın muzır içeriğe sahip olduğu gerekçesiyle Amerika’da yasaklanmasını kararlaştırdı.

 

Yakılan roman Ulysses

 

Dünya edebiyat tarihine başyapıt olarak geçen Ulysses roman formunda ise ilk olarak 1922’de Paris’li yayınevi Shakespeare and Company tarafından basılmıştı. O dönemde ABD Gümrük Mahkemesi ile Posta Merkezi’nin sakıncalı ve muzır olduğuna hükmettiği eserlerinin basılmasını önleme hakkı vardı. New York Posta Merkezi’nin görevlileri, kitabı toplatıp 500 kadar kopyasını yaktılar. 1932’de Random House adlı yayınevi, Fransa’da basılan romanın bir kopyasının ABD’ye getirilmesi için işlemleri başlattı. Ama burada gümrük yetkilileri kitaba el koydu. Küfürlü dili ve bilinç akışı tekniğinin, sakıncalı olduğu hükmedilmişti. 1933 tarihli duruşmanın gerekçesi: “Ulysses romanı genel olarak ve özellikle Molly Bloom’un monolog sahnesi, cinsel uyarıya yol açmaktadır. Kitabın edepsiz bir anlatım dili var. Kitap genelde dine, özelde ise Katolik Kilisesi’ne hakaret etmektedir. Ulysses, genellikle bastırılan terbiyesiz düşünce ve arzuları su yüzüne çıkarmaktadır. Bu özellikleri nedeniyle, Ulysses “uzun süreli ve el üstünde tutulan ahlakî, dinî ve politik inançlara” karşı bir tehlike olarak algılanmıştır. Hasılı, roman kurulu düzeni çökertmektedir” şeklindeydi.

 

Bu arada Random House konuyu mahkemeye taşıdı. 1933 yılında ABD Bölge Yargıcı John M. Woolsey, kitabın pornografik olmadığı için muzır olarak nitelendirilmesinin doğru olmadığı yönünde karar verdi. Woolsey, kararında Ulysses’i “içten ve dürüst bir kitap” olarak nitelendirdi. İngiliz edebiyat profesörü Stuart Gilbert, Woolsey’nin kararını “bir dönüm noktası” olarak tanımladı. Hükümet, mahkemenin kararını temyiz etti. Yargıtay İkinci Dairesi ise mahkemenin kararını onadı. Sanılanın aksine,Ulysses İrlanda’da hiçbir zaman yasaklanmadı.



Yorumlar

Yorum Gönder


Ulysses'i okumak için iki kez girişimde bulundum ve başaramadım. Sadece sıkıldım. o kadar ayrıntıya gerek var mı, diye düşündüm. Ama biliyorum, okumak zorundayım. Bir kez de yeni çevirisini deneyeyim bakalım, başarabilecek miyim?

47%
53%

Slm, Tesadüfen rastladım sitenize. Aslında "Shakespeare and Company" üzerine bir gezi öyküsü hazırlamaya çalışıyorum kişisel blogum için. Joyce'un ölümsüzünün ilk burada yayınlanması öyküyü farklı şekillendirebilir diye araştırma yapıyordum. Neden yasaklı? üzerine detay ararken burada bulmanın mutluluğunu paylaşmak ve teşekkür etmek istedim.

40%
60%

“uzun süreli ve el üstünde tutulan ahlakî, dinî ve politik inançlara” karşı bir tehlike olarak algılanmıştır. Hasılı, roman kurulu düzeni çökertmektedir” bölümüne bayıldım. Ulysses okuyanlarınca dahi zor sindirilen, bazı okurlarda (yazıda da belirtildiği gibi) yarıda bıraktıran, okunmaya hiç kalkışılmayan ünlü romanlardan biriyken ve yarattığı bu sansasyonlara rağmen edebi yolunda hiç çok satan çok okunan olmamışken nasıl olacak ve kurulu düzenin her bireyin haydi iyimser olalım düzenin birkaç bireyine düzeni yıktırabilecek kadar ulaşacaktı? İşte bana düşündürdüğü bu oldu yazının, teşekkürler.

57%
43%

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Son birkaç yıldır sanata olan ilgi ülkemizde gitgide artıyor. Bu durumun farkında olan yayıncılar da daha fazla sanat kitabı yayınlıyorlar. Özellikle Batı resmi/sanatı hakkında ülkemizde genel kültür az olduğu için bu alana hitap eden kitapların sayısında ciddi bir artış var.

Edebiyat kelimesinin en büyük talihsizliği zaten biliniyor olması. İnsanların “zaten biliyorum” deyip sözlüklere müracaat etmediği talihsiz kavramlardan biri edebiyat. Hiç okumasak da, elimizden romanlar, öykü kitapları düşmese de edebiyat orada bir yerde aşikâr olarak durur zaten. Edebiyat kelimesinin ilk anlamı ile mecaz anlamı arasındaki tezat ise rahatsız edicidir.

Amin Maalouf, Türkiye’de çok az yazara nasip olabilecek bir sevgi halesiyle sarmalanmış bir yazar. Her kitabı sadece çok okunmakla kalmıyor aynı zamanda edebi çevrelerde tartışılmaya değer görülüyor. Hatta edebi çevrelerin dışına çıkıp düşünce dünyasına da ilham veriyor. Eleştiriler de ardından geliyor tabii ki.

Yeni bir yıl, yepyeni bir yıl… Başlangıçlar önemlidir ve nasıl başlarsan öyle gider. Her pazartesi başladıkların küçük bir adımdır ama ocak ayında yaptığın başlangıçlar daha büyüktür. Geçen yılı unut, kaç yaşında olduğunu da… Pırıl pırıl bir yıl var önünde… 365 gün, 12 ay, 52 hafta, 8.760 saat, 525.600 dakika… Bunları, seni sayılarla sıkmak için söylemiyorum.

Şule Yayınları’ndan çıkan son öykü kitabı Fantastik Şeyler ile okuyucu ile yeniden bir araya gelen Naime Erkovan, edebiyatın toprak sahasına adını ilk olarak Beşinci Düğme ile yazmıştı. Aynı eserinde “Her şey gezegenlerin konumu yüzünden’’ diyordu Erkovan. O sebepten mi yoksa başka nedenle mi bilmem, ama önemli bir mevzu bence de.

Kulis

“Jack London’ın Unutulmaz Bir Romanını 40 Yıl Sonra İngilizce Aslından Çeviriyoruz”

Henüz bir yaşını doldurmamış bir yayınevi Kutu Yayınları. Hikâyesini anlatır mısınız?

ŞahaneBirKitap

Birkaç sene önce, yazar arkadaşlarla oturup şu meseleyi tartışmıştık: Yazdıklarımızı hiç kimsenin okumayacağını bilsek, yine de yazar mıydık? “Okur” olmadan yazdıklarımız bir işe yarar mıydı? Hele ki okuruyla konuşan, okuru da kurmacanın içine davet eden, hatta onu hikâyesinin bir kahramanı haline getiren yazarlar ne yapardı okur olmasa?

Editörden

Doksanlı yılların sonu olmalı. Yaşadığım taşra şehrinde sadece bir tane olan müzik mağazasına gidip gelip Pink Floyd’un The Dark Side of the Moon albümünü soruyordum sürekli, geldi mi gelmedi mi diye… Çünkü müziğin bir kaset ya da CD marifetiyle dinlendiği zamanlardı ve sevdiğiniz bir grubun albümünün çıktığını duymanız ayrı dert, o albümün sizin yaşadığınız şehre ulaşması ayrı dertti.