Arkadaş yazarlar | www.sabitfikir.com
Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Arkadaş yazarlar




Toplam oy: 106

Hayatın diğer alanlarına sızan rekabetçi ruhtan edebiyat da payını alıyor hiç şüphesiz. “İyi” yazarların birbirleriyle yarıştıklarını, alanlarında zirveye yerleşmek istediklerini düşünmek pek zor değil. Fakat sevginin gücünü arkasına almayı başaran bazı dostluklar, bu rekabetçi ruhtan da sıyrılmayı başarabiliyor. Kimi kitaplar arasında ve internette (Huffington Post, Bustle gibi...) kısa bir gezintiyle bile bu ilişkilerin ayrıntılarına ulaşmak mümkün. Bir de eserlerin temelini attığı “edebi arkadaşlık”lar var ki, bambaşka bir yazının konusu...


"Arkadaş yazarlar" listesini tek bir görselde görmek için tıklayın

 

 


•    D. H. Lawrence ile Katherine Mansfield
Lawrence, Women in Love kitabındaki Gudrun'ı yaratırken, hayatlarının son yıllarında tutkulu bir arkadaşlık kurduğu Mansfield'a öykünmüş.

 

•    Charlotte Brontë ile Elizabeth Gaskell
Brontë'nin zamansız ölümünün ardından Gaskell, arkadaşı hakkında tartışmalı bir biyografi kaleme aldı, ki bu biyografi, okurlar için halen kıymetli bir kaynaktır.

 

•    James Baldwin ile Toni Morrison
Morrison Random House'ta editörken, 1973 yılında tanışmıştı bu iki yazar. Birbirlerinin kitaplarını etkiledikleri de biliniyor.

 

•    Lord Byron ile Mary Shelley
1816 yılı yazında Byron’un Cenevre’deki Villa Diodati’sinde bir araya gelen arkadaşların kimler olduğu ve bu “toplaşmadan,” modern vampir edebiyatının mihenk taşı sayılan bir metnin ve Frankenstein’ın çıktığı zaten biliniyor...

 

•    Charles Dickens ile Wilkie Collins
Bazı projelerde birlikte çalışan bu iki dost yazarın arasına, ilerleyen yıllarda rekabet duygusu girdi. Buna rağmen Dickens'ın 1870'taki ölümüne dek mektuplaşmayı sürdürdüler.

 

•    Henry James ile Edith Wharton
Aslında James ve Wharton, birbirlerinin edebi tercihlerini sıklıkla sorguluyorlardı fakat bu arkadaş olmalarını engellemedi.

 

•    J. R. R. Tolkien ile C. S. Lewis
Yüzüklerin Efendisi veya Narnia Günlükleri'ni duymayan var mıdır! Bu iki serinin yazarlarının oldukça uyumlu iki arkadaş olacağından da hiç kimse şüphe etmez; ya da bu dostluğun ikilinin yarattığı mitolojilere katkı sağladığından... Tolkien ve Lewis, Oxford Üniversitesi'nde tanıştılar.

 

•    John Cheever ile E. E. Cummings
Bu iki yazarın dostluğu, Cheever'ın kızı Susan Cheever’a bir Cummings biyografisi yazmak için ilham verdi. E. E. Cummings: A Life isimli kitap 2014’te basıldı.

 

•    Sylvia Plath ile Anne Sexton
Bu iki şairin ortak noktası çok aslında; Boston Üniversitesi'nde okudukları bilinse de arkadaş olduklarına dair bir kanıt bulunmuyor. Belki de rekabet, bu iki parlak ismin ilişkisini karmaşıklaştırmış olsa da, çok az insanın anlayabileceği duyguları paylaştıklarına şüphe yok.

 

•    Allen Ginsberg ile Frank O’Hara
Ginsberg, “My Sad Self” şiirini O’Hara’ya ithaf etmiştir.

 

•    Ernest Hemingway ile F. Scott Fitzgerald
Hemingway’in Güneş de Doğar kitabının yayına hazırlık aşamasından arkadaşı Fitzgerald’ın çokça yardımcı olduğu söylenir.

 

•    James Joyce ile Samuel Beckett
Her iki yazar da İrlandalıydı ama Paris’te tanıştılar. Beckett’ın, gözlerindeki rahatsızlık nedeniyle, Joyce’un ünlü Finnegans Wake kitabını bitirmesinde yardımcı olduğu bilinir.

 

•    Stefan Zweig ile Joseph Roth
Belçika’nın küçük sayfiye kenti Oostende’de bir araya gelen isimlerin hikayesini yakın bir zaman önce Türkçede de yayımlanan Karanlıktan Önceki Yaz kitabından okumak mümkün.

 

•    Terry Pratchett ile Neil Gaiman
Gaiman, genç bir gazeteci olarak Pratchett ile röportaj yapmaya gidiyor; böylece bir Çin restoranında atılıyor arkadaşlıklarının temeli. Sonrası, mesela birlikte kaleme aldıkları Kıyamet Gösterisi kitabı...

 

•    Jonathan Franzen ile David Foster Wallace
Bu ikilinin arkadaşlığı için, Franzen’in Wallace’ın ölümünün ardından New Yorker’a yazdığı “Farther Away” başlıklı yazıya bakmak yeterli olacaktır sanırız (18 Nisan 2011).

 

•    J. M. Coetzee ile Paul Auster
2008’de Avustralya’daki bir edebiyat festivalinde bir araya gelen Coetzee ile Auster, 2011’e dek sürdürdükleri mektup arkadaşlıklarını, Here and Now kitabıyla da gözler önüne serdiler.

 

•    Thomas Mann ile Hermann Hesse
Mektuplaşmalarının The Hesse/Mann Letters ismiyle yayımlanmasıyla birlikte nasıl bir arkadaşlık kurduklarını yakından takip edebildiğimiz bir başka ikili de Mann ile Hesse.

 

•    Orhan Kemal ile Nâzım Hikmet
Orhan Kemal, “Nâzım'la birlikte geçirdikleri tutsaklık yıllarından benliğinde kalanları” Nâzım Hikmet’le 3,5 Yıl kitabında aktarmıştı.

 

•    Cahit Sıtkı Tarancı ile Ziya Osman Saba
Bu iki şairin tanışması Galatasaray Lisesi yıllarına rastlıyor. Uzun yıllar sürdürdükleri mektuplaşmaları, Ziya’ya Mektuplar adıyla Cahit Sıtkı Tarancı’nın ölümünün ardından kitaplaştırıldı.

 

•    Barış Bıçakçı – Behçet Çelik – Ayhan Geçgin
Kurbağalara İnanıyorum kitabıyla, bu üç ismin bir süre sürdürdükleri “e-mektup” arkadaşlığının izini sürmüştük.

 

•    Orhan Veli - Oktay Rifat - Melih Cevdet Anday
Garip’in temelinde elbette arkadaşlık da vardı. Orhan Veli, Oktay Rifat ve Melih Cevdet Anday lise yıllarından arkadaştılar...

 

•    Albert Camus ile Jean-Paul Sartre
Bu iki önemli isim arasındaki arkadaşlık ilişkisi için kullanılabilecek belki de en doğru sıfat ise “fırtınalı” olacaktır.

 

•    Truman Capote ile Harper Lee ve Jack Kerouc ve Gore Vidal
Truman Capote’nin “cemiyet” hayıtındaki yeri malum. Dolayısıyla Harper Lee gibi hem komşu hem de yakın arkadaş olduğu isimler kadar, Kerouac ya da Gore Vidal gibi pek aralarının iyi olmadığı isimler de vardı.

 

•    Dostoyevski ile Turgenyev
“Aralarının iyi olmadığı” tanımını Dostoyevski ile Turgenyev için de kullanabiliriz kolaylıkla. Dostoyevski, Cinler romanındaki Karmazinov karakterinde, Turgenyev’in adeta karikatürünü çizer ve ona göre Turgenyev’in kaleme aldığı Duman romanı “halkın önünde yakılmalı”dır.

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Kusur: Türkçede herhangi bir konuda yaptığımız yanlışı anlatan ya da hatamızı belirten bir kelime. Toplumsal yaşayışımızda ve bireysel ilişkilerimizde de bu sözcükle daima karşılaşırız. Aslında, günlük yaşamımız içinde sıkça kullandığımız biçimi ise, “Kusura bakma”dır. Bu, negatif bir anlam içeriyor gibi görünse de, ilişkilerde kişiye özel bir alan açar.

James Baldwin yalnızca başarılı bir romancı değil, aynı zamanda bir deneme yazarı ve gözüpek bir insan hakları savunucusuydu. Lithub, Baldwin’in doğumunun 94. yılında, 2 Ağustos günü,  çeşitli yazı ve söyleşilerinden oluşturulmuş getirilmiş bir alıntı derlemesi paylaştı.

İzleyici koltuğunun edilgenliğinden çıkıp sinemayla farklı düzlemlerde ilişki kurmak, yeri geldiğinde yönetmenin zihninde bir filmin nasıl tasarlandığının kapılarını aralamak isteyenler için Türkçede hatırı sayılır bir külliyat oluşmaya başladı.

Nazilerin 1933 yılından itibaren toplu kitap yakma eylemlerine hız verdiği, 1945 yılına dek de bu tarihe geçecek utanç verici pratiği sürdürdüğü biliniyor. Naziler tarafından yakılan tüm kitapların bir listesini hazırlamak imkansız olsa da, 4 bin farklı yapıtın kopyalarının yakıldığı tahmin ediliyor.

Ayşe Acar, ikinci kitabı Yeşil Adam’ın henüz yayımlandığı “Yüzyıl” serisinde, üç bölgeye ayrılmış bir dünyada geçen felsefi bir bilimkurgu öyküsü anlatıyor.

Söyleşi

Kutlukhan Kutlu ile söyleşi

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.