Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

BİR ÇOCUĞA ÖLÜMÜ ANLATABİLİR MİSİNİZ?




Toplam oy: 93
Ölümü dünyanın en sıradan ve doğal bir şeyiymiş gibi çocuklara ve yetişkinlere anlatmayı başaran bu kitabı okumalısınız.

Ölüm… Hayat bütün hızıyla akarken, bu kelime insana ne kadar uzak ve soğuk geliyor öyle değil mi? Peki henüz hayata yeni başlayan bir çocuk için ölüm ne ifade ediyor? Çocuklar ölümü ve öldükten sonraki hayatı bir merak çemberi içinde sordukça sorarlar. Peki, onlara tatmin edici bir cevap verebilir ve onların anlayacağı dilden anlatabilir miyiz? Çoğumuz bunu başaramayız elbette ve soruları kulak arkası edip geçiştirme yoluna gideriz. Çocuktur bu; sorar: Sen de ölecek misin? Nasıl öleceğiz? Öldükten sonra ne yapacağız? Bu sorular her şeyinizle bağlı olduğunuz çocuğunuzun ağzından çıkınca içinizi burkar. Büyük bir kaybı hatırlatır çünkü bu sorular. Onun naif kalbini sarsmadan, doğum gibi ölümün de doğal bir süreç olduğunu çocuğunuza anlatmak daha da zorlaşır.

 

Peki, çocuğunuzun ölümle yüzleşmesini savaş ve ölüm temalı bilgisayar oyunlarından ve televizyon ekranlarından mı yapmasını arzu edersiniz? İşte burada edebiyatın ve çizginin yön göstericiliğine ihtiyaç var.

 

ÖLÜMÜ ZARİF VE ESPRİLİ ANLATABİLMEK

 

Ördek, Ölüm ve Lale kitabı çocuğunuzun bu uç uca eklenen sorularının birçoğuna cevap verebilecek en iyi örneklerden birisi ancak bu kitabı öncelikle sizin okumanızı ve ölüm hakkındaki sorulara hazırlıklı olmanızı tavsiye ederim. Kitap hem ölümü sarsıcı şekilde hatırlatması hem de kalbinizi ferahlatması açısından şaşırtıcı bir dile sahip. 

 

Ördek, Ölüm ve Lale yeni yayınlanan bir kitap değil. İlk baskısı 2009 yılında İletişim Yayınları tarafından yapılmıştı ancak bu güzel eser artık “hep kitap” etiketiyle yayınlanmaya başladı. Bunu fırsat bilerek klasikleşmiş modern çocuk kitapları arasında sayılan bu eseri yeniden hatırlatma gereği duydum.

 

Alman yazar Wolf Erlbruch’un hem yazdığı hem de harika sadelikte resimlediği illüstrasyonlarıyla oldukça vurucu hale getirdiği Ördek, Ölüm ve Lale ölüm gibi zorlu bir konuyu klasik algı tuzağına düşmeden zarif ve esprili bir dille anlatmayı başarıyor. Çocuk edebiyatı dediğimiz şey tam olarak budur işte! Kendisini hem yetişkine hem de çocuğa okutmayı başaran ve zorlu meselelerin altından çocuksu bir bakış açısıyla sıyrılmayı başarabilen bir hikâye var karşımızda!

 

NİÇİN LALE?

 

Bir ördeğin kendisini takip eden ölümle tanışıp arkadaş olmasını konu ediniyor eser. Kitabın hemen ilk başındaki diyalog bile kitabın felsefesini

vermesi bakımından kayda değer:

“Ördek dehşetle irkildi.

“Beni almaya mı geldin?”

“Yeni gelmiş değilim, doğduğun günden beri hep

yakınındayım zaten. Ne olur ne olmaz diye.”

 

Kitapta yer alan ve ölüm olarak sembolize edilen uzun bir elbise giymiş kurukafa figürünün elindeki lale motifi de ilgi çekici. Kitaba ismini de veren lale figürünü Erlbruch hangi saikle kullandı bilemiyoruz ama bizim inanç sistemimizde lale motifinin sembolik bir anlamı var çünkü Allah lafzı, Arapça elif, lâm ve he harflerinin birleşiminden oluşuyor. Yani Allah lafzı, tasavvufta lale ile sembolize edilmekte. Bu açıdan bakıldığında da kitabın anlattığı ölüm kavramının bizim inanç kodlarımızla uyuştuğunu söylemek mümkün. Ördeğin kitabın sonunda ölmesi ve Ölüm’ün onun üzerine laleyi bırakarak nehire doğru itmesi sembolik açıdan çok katmanlı anlamlar ihtiva ediyor.

 

Ölümü dünyanın en sıradan ve doğal bir şeyiymiş gibi çocuklara ve yetişkinlere anlatmayı başaran bu kitabı okumalısınız ama burada yetişkin olarak size de bir ödev düşüyor: O da ölüm kavramını kendi inanç sistemimizle birleştirerek çocuğunuza aktarmak ve sorularına hazırlıklı olmak…

 

Ben Çocuk Olsam…


• Bu kitabın diline ve kurgusuna bayılır ve
çabucak bitti diye hayıflanırdım.


• Bu kitabın hayal kurdurma becerisine
şapka çıkarırdım.


• Bu kitabın resimlerini severdim ama
biraz daha hareket katılmasını isterdim.


• Bu kitabı okuduktan sonra bir büyüğe
soracağım bir çuval sorum olurdu.

 

 

ÖRDEK, ÖLÜM VE LALE
Wolf Erlbruch
Çev: Bahar Siber
HEP KİTAP 2018

 

Çorbanızda Ne İstersiniz?

 

Sizin çorbanızdan zürafa çıktı mı hiç? Bu da soru mu şimdi? Bir yetişkinin dünyasında böyle saçmalıkların işi ne Allah aşkına! Ama bir çocuğun hayal dünyasında çorbanın içinde zürafa ya da başka bir şey olmasından daha doğal hiçbir şey yoktur. Özellikle de henüz ilkokula başlamamış çocuklarda hayal gücü inanılmazdır ve hiçbir büyük onunla boy ölçüşemez.

 

Ross Burach’ın hem yazıp hem resimlediği nefis kitabın adı bu işte: Çorbamda Zürafa Var. Bir restorana giren küçük bir çocuğun “Garson, bakar mısınız? Çorbamda zürafa var!” şikâyeti ile açılan kitap hayal gücüne takla attıran, çocukları her sayfada gülümseten güzel bir eser. Zürafasız bir çorba getiren garsonun kâsesinden bu kez küçük bir kurbağa çıkmaz mı! İşe bakın! Çorba bu, çocuklar gibi sürprizlerle dolu. Ardından sırasıyla kâseden timsah, fil, yak, deniz aygırı, deve kuşu, koala, yılan, balina ve aslan çıkıyor.

 

Ah böyle olmayacak, en iyisi bir tatlı yemeli. Ama!.. Tatlıdan çıkan sürprizi de kitabı okuyan minik okurlarımıza bırakalım. Az yazıya eşlik eden ve çocuğun hayal gücünü zenginleştiren harika çizimler, enfes bir çorba içmişsiniz hissi uyandırmayı başarıyor.

 

Okul öncesi dönemdeki çocukların, sizin bir kere okumanızla birlikte rahatlıkla ezberleyeceği ve kendi kurgusunu yapabileceği Çorbamda Zürafa Var onlara kitapları ve hayvanları sevdirmesinin yanında kaliteli çizgiye aşinalık kazandırmak açısından faydalı. Tabii bir de gülmeyi seven çocuklar bu kitaba bayılır. Benimkisi de laf mı şimdi? Hangi çocuk gülmeye bayılmaz ki!

 

 

ÇORBAMDA ZÜRAFA VAR
Ross Burach
Çev: Nurten Hatırnaz
BEYAZ BALİNA 2018

 

Ben Çocuk Olsam

 

• *Bu kitabı bana birisi okumasa bile
resimlerinden ne dediğini çözerdim.

 

• *Bu kitabı sadece çizgileri için bile alırdım.
Hayvanların çizimini saatlerce incelerdim.

 

• *Bu kitabı bir çorba gibi bir solukta içer,
anne ve babamın yemekte böyle şakalar
yapmasını isterdim.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Marguerite Yourcenar, 1951’de yayınlanan Hadrianus’un Anıları’nın girişinde “Zamanımızda, roman tüm öteki biçimleri yiyip yutuyor; anlatım aracı olarak insan sadece roman biçimini kullanmaya zorlanıyor.” demişti. Romanın zaferini ilan eden epey bir metne sahibiz. Ancak bir not düşmek zorundayız ki 20. yüzyılın ilk yarısında Netflix abonesi olmamıştı Yourcenar.

“Benim için yaşadığım yerin sesi bu. Bunu açıklamak zor. Hep orada, kalp atışların gibi. Her zaman, tüm hayatımız boyunca müzik vardır. Müziğimiz harikuladedir. Deniz bizimle konuşur. Konuşan, yaşadığımız yerdir. Anlıyor musun?”

Evdeyiz hâlâ değil mi? Yoksa yavaş yavaş normalleşme çabası içinde miyiz? Aman! Aşı, ilaç vb. bulunmadı hâlâ, biliyorsundur da düşün bunu… Dur! Yine mi aynı şey deme… Ellerini yıka. Elleri yıkamak çok önemli… Bıktın değil mi? Elleri yıkamanın aslında birçok hastalığın çözümü için basit ve ilk yöntem olduğunun keşfi üzerinden çok zaman geçmemiş, biliyor muydun?

Selim Baki’nin “Kısa Camel”ı

 

II. Mahmut döneminde, mumun hammaddesi olan kuyrukyağındaki bir fiyat artışı sebebiyle medrese öğrencileri kazan kaldırır. Çünkü akşamları mum ışığı olmadan çalışamazlar, sohbet edemezler... Bugün biz yukarıdan aydınlatılan parlak odalarımızda oturduğumuz için ışık ve gölgeye, o medrese talebeleri gibi bakamayız.

Kulis

''Alimlerin Yaşadığı Evde Kedi de Alim Olur''

ŞahaneBirKitap

Rumen düşünür E. M. Cioran, kendisiyle yapılan söyleşilerden mürekkep bir kitap olan Ezeli Mağlup’taki söyleşilerinden birinde, kendi yazma serüveni üzerine şunları söyler: “Eminim ki eğer kâğıtları karalamasaydım, uzun zaman önce kendimi öldürmüş olurdum.

Editörden

Çoktandır

Öylesine uzak ki bize

Afrika.

Hatıraları bile yaşamıyor artık

Tarih kitaplarının resmettiklerinden

Ve kanımıza karışan

Kanımızdan taşan şarkılardan başka

Şarkılar

Zenci diline yabancı

Ve hüzünlü kelimelerle söylenmiş.

Çoktandır

Öylesine uzak ki bize

Afrika.